Pirinçli Kabak

Kabak kavurmasını hep yaparım ama pirinçli daha önce denememiştim.
Küçükken çocuklar “kabak, yede tadına bak” derlerdi. Veya “kabak tadı verdi” sözü meşhurdur. Bu zavalı kabağın adı neden böyle anılıyor anlamıyorum.:)) Oysa ki, biz sebze severler kabağı çok seviyor, hele tadını vermesine bayılıyoruz.:)
Kendimi kabağın avukatlığına adamış gibi oldum ama, mazlumun yanında olmak kanımızda var.:))
Lafı uzatmadan belki bilmeyenler vardır diyerek pirinçli kabağın tarifine geçelim:

113 

MALZEMELER:

  • 4 tane kabak
  • 1 tane soğan
  • 2 diş sarımsak
  • 1 kaşık salça
  • 1/2 baradak pirinç
  • Tuz, karabiber
  • Sıvıyağ ve zeytinyağ

YAPILIŞI:

  • Kabakları halka halka doğradım, sarımsak ve soğanı ince kıydım.
  • Soğanı yağda kavurdum, salçasını ekleyip şöyle bir çevirdim.
  • Kabakları sarımsağı ve diğer malzemeleri tencereye ilave edip karıştırdım.
  • Su ilavesiyle kabaklar yumuşayana kadar pişridim.
  • Maydanozla servis yaptım.
Reklamlar

Küçük Ekmekçikler (Buns)

Bu ekmekçiklerin resimlerini Münevver abla da ilk gördüğümde bakmaktan kendimi alamamıştım. Ben sanırım biraz yağ cimrisi gibi davrandım. Aslında daha yağlı ve çöreğimsi bir görüntüye sahipti. Ama bu haliyle bile yumuşacık ve hamburger ekmekleri gibi puf puf bir yapısı vardı. Birkaç ay önce tadına baktığım bu güzel tarifi, ekmek severlere kesinlikle tavsiye ederim.

114

114a

 

MALZEMELER:

  1. 100 gr. tereyağı + 1 kaşık eritilmiş tereyağı
  2. 100 gr kaynar su
  3. 150 gr. ılık su
  4. 1 yumurta
  5. 1 kaşık şeker
  6. 1/2 kaşık tuz
  7. 1 paket toz maya

YAPILIŞI:

  1. 100 gr. tereyağı ve kaynar su karıştırılır.
  2. Ayrı bir kapta yumurta, ılık su, tuz, şeker, maya ve daha önce karıştırılan sıcak su tereyağı karışımı katılır.
  3. Kulak memesi yumuşaklaığında bir hamur elde dene kadar un ilave edilerek yoğurulur. Ve mayalanmaya bırakılır.
  4. Kabaran hamura bir kaşık un ilave derek tekrar yumruklanır ve tekrar mayalanmaya bırakılır.
  5. Bu işlem 2 kez daha tekrarlanır.
  6. Üçüncü kabarmasında hamurdan tatlı kaşığı büyüklüğünde parçalar koparılıp erimiş tereyağı ile bir kaç kez katlanır, tereyağı hamura yedirilir.
  7. Bu şekilde hazırlanan hamur parçaları üçerli olarak mufin kalıplarına konur.(Kalıplar dolunca, kalan hamuru normal tepsiye yan yana dizerek pişirebilirsiniz.)
  8. Hamur bitince tekrar mayalanmaya bırakılır.
  9. Dördüncü mayalanmadan sonra 180° de pişirilir.

Firik Pilavı

Çocukluğumdan bu yana ilk kez annemim yaptığı gibi yaptım firik pilavını. Ve tabiki eski günlere götürdü beni. Bir yakınımız özellikle bayramlarda yapardı . Oraya her gidişimde firik pilavı ile sütlaç yemeyi sabırsızlanarak beklerdim.

bild_222
MALZEMELER:

  • 1 bardak pilavlık bulgur
  • 1 bardak firik
  • Tereyağ ve sıvıyağ
  • Tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  • Yapılışı bildiğimiz pilav şeklinde yapılıyor. Sadece firik daha geç piştiği için su miktarına yarım bardak kadar ekleme yapın. Pişmesine bakarak gerekirse su miktarını artırabilirsiniz.

"Bu Millet Dağları Yerinden Söker"

Müslümanlar İran’lılarla savaş halindeydiler. İran şahı Yezdücürd ne yapmışsa Müslümanlarla başa çıkamamış, her seferinde yenilgiye uğramıştı. Çareyi Çin kralına elçi göndererek yardım istemekte bulmuştu. Elçi karala, Müslümanların sayılarının az olduğu halde hep galip geldiklerini söylüyordu. Kral elçiyi dinledikten sonra sormaya başladı:
“Onlar sözlerini tutarlar mı?”
“Evet”
“Savaştan önce size teklif ettikleri şey nedir?”
“Üç şeyden birini isterler: Ya dinlerine gireceğiz. Bunu kabul edersek bize kendi vatandaşları gibi davranacaklar.Veya cizye (Vergi) vereceğiz. Bu vergiyle bizim güvenliğimizi sağlayacaklarını, bunu da kabul etmessek savaşacaklarını söylüyorlar.”
“Başlarına itatleri nasıldır?”
“Bir millet yol göstericisine ne kadar itaat ediyorsa o kadar.”
“Neleri helal, neleri haram kabul ediyorlar.”
“Elçi sayabildiği kadar islamdaki helal ve haramları saydı. Kral bunu da dinledikten sonra:
“Helali haram haramı da helal kabul ederler mi?
“Hayır.”
Daha sonra kral şunları söyledi:
“Bu millet haramı helal, helali haram kabul etmedikçe onları yenemessiniz.”
Peşinden Müslümanların kıyafet ve binekleri gibi konularda bilgi aldıktan sonra İran şahı yezdücürd’e şu mektubu gönderdi:
“Sana bir ucu Çin’de bir ucu Merv’de olan bir ordu gönderbilirim.Bunu yapmam gerektiğine de inanıyorum. Fakat, elçinizin bana anlattıklarına göre bu millet isterse dağları da yerinden söker. Onlar bu halde yaşamaya devam ederlerse emir verildiği anda beni dahi yerimden oynatırlar.
“Senin yapacağın şudur: Onları razı etmeye çalış. Sana dokunmadıkça onlara dokunma; onlarla anlaşmaya bak!”

… ve Karnabahar Yemeği

İçimden hiç yemek yayınlamak gelmese de hayat devam ediyor. Üstelik bazılarının “Türkler’in hayatını felce uğrattık, yasa boğduk, onlara siyah giydirdik”  gibi şeyleri düşünmelarine meydan vermekte istemiyorum. Bazı blogcu arkadaşlarda görüyorum, siyah görüntüler filan yayınlıyorlar. Hatta siyah giyelim gibi birşeyler okumuştum. Arkadaşlar bunun kime ne yararı var? Düşmana karşı siyah giyerek onları sevindirmiş olmuyormusunuz? Zaten bizlere olabildiğince kötü hissttirip ümitsizliğe sürüklemek onların amaçlarından değil mi? Pek bilinmiyor ama islam da yas ve siyah giyinmek yoktur. Ve bizlere vakarlı olamak yakışır. Azameti sonsuz rabbimize dua edeceğiz, olanlardan ders alacağız ve elimizden gelen madi manevi her türlü desteği vereceğiz inşallah. Bizler Kahraman bir millet olarak bir avuç acizin yaptıklarıyla siyah giymeyiz!..

Son zamanlarda bu tarz tencere yemeklerini daha sık yapar oldum. Ve artık kavurarakta pişirmiyorum pek. Hatta klasik yöntem olan soğanın kavurularak yapıldığı yemeklerde bile soğan, salça, yağ ve suyunu koyup direk pişiriyorum. “Tadı değişiyor mu?” diyeceksiniz. Bende deneyin ve kendiniz karar verin diyorum. Bence biraz değişiyor çok ta fark edilir derecede değil.

115

MALZEMELER:

  1. 1 tane karnabahar
  2. 1 tane kırmızı biber
  3. 1 tane soğan
  4. 1 tatlı kaşığı karışık salça
  5. Maydanoz
  6. Karabiber, tuz
  7. 3 kaşıkSıvıyağ

YAPILIŞI:

  1. Doğranmış soğan, maydanoz ve bibrleri tencereye koydum.
  2. Üzerine salça, bir miktar su ve yağını koyup biraz yumuşayana kadar pişirdim.
  3. Daha sonra karnıbaharları ekleyip bir süre daha pişirdim.
  4. Baharatlarını ekleyip servis yaptım

Şehitlerimiz!!!..

Sayfam her ne kadar yemek sayfası olsada, bazı şeyleri arka planda yaşamak istemiyor insan. Vatanımda şu anda canlar her zamankinden çok yanmakta… Korkunç, diyemiyorum çünkü korkaması gereken biz değiliz Allah’ın izniyle. Sadece düştüğü yeri ve hepimizin yüreklerini yakan kayıplarımız oluyor. Ama, Türkiye, o kayıplarla ve acizane kıpırdanışlarla yıkılacak bir ülke değil! Şehitlerin anneleri haykırıyor: “Bir evladım gitti, gerekirse ötekini de severek gönderirim” diye… Gönlümüz istiyor ki hiç kimse ölmesin.

Rabbim hayırlı ve güzel kapılar açsın, tüm imanlı yüreklere… Zaten buna böyle inanmasydık asıl o zaman kayıplarımız olacaktı. Allah’ın izni ile cennete gidenlere de üzülmek değil bu şerefli makmadan dolayı-kaybetmiş olmaktan içimiz yansa da- sevinmek gerek.
Tüm ağlayan analar: Acınız acımızdır, büyük hesaplaşma rabbim katında olsada, bu dünyadada hesabı Allah’ın izni ve yardımı ile sorulacaktır.

 

116

Dövme Aşı (Yalancı Kelle)

Benim bu yemeği ilk yapışım ama daha önce yapmış gibi hiç zorlanmadım. Gerçi basit bir tarif zorlanacak birşey yok ama, tadını tutturabilme konusunda endişelerim vardı. Nede olsa anne yemeklerini yapmak daha bir zor geliyor insana.

117

MALZEMELER:

  1. 400 gr. kemiksiz parça et
  2. Bir avuç dövme
  3. Bir avuç nohut
  4. 1 tatlı kaşığı karışık salça
  5. Etin yağı yoksa 3 kaşık sıvıyağ
  6. Karabiber
  7. Tuz
  8. Sarımsak
  9. Limon suyu

YAPILIŞI:

  1. Sarımsak ve tuz hariç bütün malzemeleri hiç bir ön işleme tabi tutmadan düdüklü tencereye koydum. (Tabiki yıkadım.)
  2. Üzerlerini 3 parmak geçecek kadar su koyup tencerenin ağzını kapattım 25-30 dak. pişirdim.
  3. Servisten önce tuzunu atıp ezilmiş sarımsaklı limon suyunu tabakların üzerine gezdirdim.

Sedef Çiçeği

Sekzenlerini çoktan aşmış olan çift boşanmak için hakim karşısındaydılar. Hakim önce yaşlı hanıma sordu:
“Söye bakalım teyze neden boşanmak istiyorsun?” Yaşlı kadın gözyaşları ile anlatmaya başladı:
“Elli yıldır çektiklerim yeter artık. Bizim bir saksıda sedef çiçeğimiz vardı. O bilmez ama, o çiçeği bana vardiği çiçeklerin arasından aldığım bir yaprağa tohumlamıştım. Büyüttüm geliştirdim. Çocuğumuz olmadığı için tüm ilgimi bu ve diğer çiçeklerimiz üzerinde topladım. Bir gün çiçeğin kurumya başladığını fark edince bir adak adadım, kurtulursa her akşam güneş batmadan bir tas suyla sulayacağım diye. İyi geleceğini duymuştum. Elli yıldır bu adam bir gece bile bu çiçeğimi sulamadı. Bir gece uyuyakalmışım ve çiçeğimi sulayamadım. Ben bu adama hayatımı verdim ama ondan hiç birşey görmedim. Bir kere bile benim üstlendiğim görevlere yardım bile etmedi.”
Hakim yaşlı adama dönerek:
“Söylemek istediğin birşey varmı?” diye sordu. Yaşlı adam suçlanmış olmanın verdiği utançla hakime şunları anlattı:
“Ben gençliğimde büyük bir köşkte bahçıvanlık yapardım. Eşimle de sedef çiçekleriyle de orada tanıştım. O güzel çiçeklerden ona buketler verdim. Verdiğim o çiçeklerle doludur şimdi bahçemiz.
İlk evlendiğimizde boyun ağrısından dolayı eşimi doktora götürdüm. Doktor boynunda kireçlenme olduğunu ve uzun süre kalkmadan yatarsa durumunun kötüleşeceğini söyledi. Her gece uyanıp biraz gezinmesini tavsiye etti. Ama hanım ne doktoru nede beni dinlemedi. İşte tam o günlerde bahsettiği çiçek kurumaya başladı. Ben de onu geceleri sularsan iyi gelir diyerek adak dilettim. Ve her gece sevdiğim kadın çocukları gibi bildiği çiçeklerini sularken ben onu seyrettim. O çiçek ben oldum sanki. O geceleri yattıktan sonra kalkıp çiçeğin suyunu tekrar boşalttım. Çünkü sedef çiçeği gece sulanmayı sevmez. Geçen gece ben de uyanamadım eşimi de uyandıramadım. Çiçek susuz kalabilirdi ama kadınımın boynu yine kötüleşebilirdi. Bu yüzden sustum , sesimi çıkaramadım…”

Patlıcanlı ve Peynirli Gözleme

Yıllar önce bir tv. programında görmüştüm patlıcanlı böreği. O günden beri severek yaparım. İnternette dahil hiç bir yerde de tarifine bir daha rastlamadım. Normalde yufkayla fırında yapılan bir börek, ama ben biraz değişiklik yapmak istedim ve gözleme olarak hazırladım. Çook güzel oldu. Oğlum tazeyken patlıcan diye yemeyip başka birşeyler yemeyi tercih etti. Ertesi gün öğle yemeğinde tadına bakması için ısrar edince mecburen bir parça ısırdı ve: “Aa ne güzelmiş, neden yemedim ki ben bunu? dedi. 🙂
Patlıcanla peynirin mükemmel uyumunu deneyince göreceksiniz.

118 

MALZEMELER:

  1. 2 tane iri közlenmiş patlıcan
  2. 100 gr. beyaz peynir
  3. Bir miktar kaşar peyniri
  4. Karabiber, tuz
  5. Tereyağı (İsteğe bağlı olarak kullanmak için.)

Gözlemelik hamur:

500 gr. un, 1 kaşık margarin veya sıvıyağ, 1 paket toz maya, su, tuz. (Süt eklerseniz daha yumuşak olur ama daha çabuk bayatlar. Yani aynı öğünde tüketmek için suyla sütü karıştırmak ta çok güzel sonuç veriyor.)

YAPILIŞI:

  1. Közlenmiş patlıcanlar doğranıp diğer malzemelerle karıştırılır.
  2. Hamur yoğurulur ama mayalanmadan yumurta büyüklüğünde bezeler hazırlanır.
  3. Bezeler bıçak sırtı kalınlığında açılıp iç malzeme hamurun yarısına eşit bir şekilde yayılır ve hamurun boş tarafı malzeme olan tarafın üzerine kapatılır.
  4. Kenarları ince bir tabak veya piza ruleti ile kesilip kızgın saçta altlı üstlü pişirilir.
  5. Pişirme ısınız çok düşük olursa hamuru kurutur ve sert olabilir. Çok sıcak olunca da pişmeden yanabilir. Tabi ki bu ayrıntılar yeni yapcak olanlar için.:)
  6. Kalori derdiniz yoksa, pişen gözlemelerin üzerine çatala taktığınız bir parça tereyağını gezdirin. Ben bunu yapmıyorum ama yaparsanız lezettine lezzet katarsanız.

187. Sayfa Oyunu

Bayram hüzün ve koşuşturmasıyla geçip gitti. Tabi ki gurbette olanlar ve şehit aileleri gibi yakınlarını kaybedenler için hüzünlü kelimesini kullandım. Çünkü bayramlar insana sevdiklerini daha çok hatırlatan ve özlemin daha çok yaşandiği zamanlar olmasından, sevdiklerinden uzakta olanlar için bayaram eşittir burukluk ve hüzün demektir. Rabbim gelecek bayrama daha güzel bir şekilde kavuşanlardan etsin.

Tüm Antep’lile gibi yuvalamamı yaptım ve üç gün yedim.:) Hatta son yediğim öğünde bitti diye de epey üzüldüm.:) Komik gelebirir ama yuvalama bizim için tek öğünle geçiştirilecek bir yemek değil. Tadına doymamız birkaç günü bulur. Belki sık yapılmadığından, belki tadının doyumsuz olduğundan. (En azından bizim için öyle.) Yanında pirinç pilavıyla evin en büyük tenceresinde hazırlanan yuvalamayı, bir kaç gün üst üste yemek hiçte usanç verici birşey değil.

Neyse biz başka konuya geçelim: Malum yeni bir oyun var şu aralar bloğlar arasında. Beni de sevgili Özlem davet etti. Kendisine buradan teşekkür ediyorum. Oyunun kuralları çok basit: En yakınımızda ki kitabın 187. sayfasının ilk cümlesini yazmamız isteniyor. Şu anda en yakınımda duran kitap, tabi ki bilgisayar masasının üzerinde ki dolayısıyla eşimin okuduğu Mustafa Kayapalı’nın SARSILMAYAN İMAN adlı kitabı. Ben son günlerde kitabın içine düşmüş bir şekilde Nevzat Tarhan’ın (Çook beğendiğim bir yazar oluduğunu da eklemeliyim.) KADIN PSİKOLOJİSİ kitabını okuyorum. Ama oyunun kuralı gereği en yakınımda ki kitaptan ilk cümleyi yazıyorum: Eminiyet raporlarına göre Ramazan ayında suç işleme oranları yüzde 50 düşüyor. Tevafuk olarak güncel bir konuyla ilgili.

Ben de çok sevdiğim arkadaşlarım, Naile, Seval ve Saliha ablayı davet ediyorum. Hadi hanımlar, şimdi siz uzanın en yakınınzda ki kitaba.

Bayram ve Yoğurtlu Yuvalama

Huzuru, yorgunluğu ve manevi coşkusuyla ramazanı bitirip bayrama ulaştık Allah’ın izni ile. Tüm inanaların yakın dost ve akrabalarımın, tanıdık tanımadık herkesin mübarek ramazan bayramını yürekten kutluyor, bayramınızın şeker gibi tatlı geçmesini diliyorum.(Bu müberek bayrama şeker bayramı denilmesine de çok kızdığımı ve manevi ruhuna saygısızlık olduğunu düşündüğümü de eklemek isterim.)
Uzun ve zahmetli bir çalışmadan sonra çok şükür yemeğimi yaptım ve sizlerle paylaşıyorum.
Çocukluğumda ki kınalı ellerle uyandığımız hiç bir bayramı unutamam. Ama biri var ki onun yeri bambaşkadır benim için.
Rahmetli dedeciğim, her bayram yaptığı gibi bayram namazı dönüşü bir kısmı cami cematı olmak üzere, komşu erkeklerini bayram yemeğine çağırımıştı. O yıl benim yanlız yaptığım ilk bayram yemeğiydi. Kendimden emin bir şekilde yuvalamayı bir gün öncesi ablam la yuvarlamış bayram sabahı da pişirmeye koyulmuştum. Herşey yolundaydı ve yuvalamanın suyunu ocağa koyup kaynamasını beklemeden köfteleri ılık suyun içine atmış pişmesini bekliyordum. Bilmiyorum ki, hiç bir köftenin su kaynamadan atılmayacağını.:) Sabırsızlıkla beklerken bir de baktım köftelerim dağılmış! Ne yapacağımı bilmez bir halde dedemi çağırmış, bir taraftan da iki gözüm iki çeşme ağlıyordum! Durumu anlattım. Canım dedem “olsun kızım birdaha ki sefere daha iyisini yaprsın” diye beni teselli edip sofrayı hazırlamamı istemişti.
O bayramdan sonra başarısız olduğum hiç bir yuvalama tecrübesi yaşamadım çok şükür. İşinizi kolaylaştıracak püf noktaları ile işte yuvalama tarifim:

 

119

119a

MALZEMELER:

  1. 300 gr. pirinç
  2. 200 gr. yağsız kıyma
  3. 300 gr. yağlı parça et (Kemikli et de çok yakışır.)
  4. 3 bardak yoğurt (Fazla sulu olmamasına dikkat edin.)
  5. 1/2 bardak nohut (Haşlanmış kullancaksanız miktarını çoğaltın.)
  6. Sıvı yağ ve zeytinyağı karışımı
  7. Nane, Karabiber
  8. 1 kaşık un
  9. Tuz (Ben tuzot kullandım.)

YAPILIŞI:

  1. Pirinci yıkayın ve ılık su içinde 15 dak. bekletin. Bu bekletme, pirinci öğütürken ufalanmayan pirincin sinirlerinizi de öğütmemesine yardımcı ve kolaylaştırıcı bir işlemdir.:)
  2. Yıkanan pirinci tel süzgeçe dökerek fazla suyunu bırakmasını sağlayın.
  3. Tezgah üzerine yayyacağınız bir mutfak havlusunun üzerine pirinci yayın ve bir süre bekletin. Havluyla pirinçlerin üzerine bastırarak fazla suyunu alın, 10-15 dak. bekleyin. Böylece pirinç çekilirken macun haline gelmez.
  4. Nemli pirinci mutfak robotunda mısır unu inceliğin de, yani tam un değil ama taneli de olmayacak şekilde çekin.
  5. Kıyma, karabiber, pirinç ve tuzu karıştırıp yoğurun. Çok az miktarda su ekleyebirirsiniz, ama sakın çok fazla koymayın. Elinizi ıslatacak kadar olması yeterli. Yoğurma işlemi devam ederken pirinç etin nemini tamamen çekeceği için, ilk başta kuru gibi görünen karışım yoğurdukca birbirine geçerek tam bir hamur kıvamına gelecektir. Yoğurma işlemini çok kısa tutmayın, ben 15 dak. dan fazla yoğurdum. Bu dağılmasını önleyecektir.
  6. Hazırladığınız malzemeyi 10-15 dak. dinlendirin.
  7. Daha sonra hamurdan ceviz büyüklüğünde köfteler alıp parmaktan daha ince şeritler haline getirin. Bu şeritlerden pişmemiş nohut büyüklüğünde parçalar koparıp köfteler hazırlayın. Yuvarlarken, sık sık avuçlarınıza sıvı yağ sürün ki, daha kolay yapabilesiniz. Yuvarlama sırasında aile efradı veye arkadaş desteği almanızı tavsiye ederim, yoksa benim gibi saatlerinizi harcamak zorunda kalabilirsiniz.:)
  8. Köfteler bitince birbirlerine yapışmayacak bir tencerede kaynayan su içine atın ve 10-15 dak. pişirin. Mutlaka tadarak yumuşamasına bakın ki, köfteler yerken dişlerinizle dövüşmesin.
  9. Köfteler pişerken, eti düdüklü tencerede yağını bırakana kadar güzelce kavurun ve bir miktar su ekleyip geceden ıslatılan nohutla birlikte, tencerenin ağzını kapatarak pişmeye bırakın. Kendi düdüklü tencerenizin pişirme süresine göre et ve nohudu pişirin. Düdüklü kullanmayacaksanız bu işlemi köfteleri yoğurmaya başlamadan veya çok daha önce yapın.
  10. Bu arada köfteleri kaynarken unutmayın ve pişince süzgece alın.
  11. Daha sonra köfteleri et ve nohudun üzerine ilave edin.
  12. Yoğurda 1 kaşık un ekleyerek çırpın ve etin suyundan yavaş yavaş katarak ılınmasını sağlayın.
  13. Yoğurtlu karışımı, ocak üzerinde kaynayan yemeğe yavaş yavaş ve karıştırmaya ara vermeden ilave edin, sürekli karıştırarak kaynamasını bekleyin.
  14. Fokurdamaya başlayınca ocaktan alın ve kısa bir süre daha karıştırmaya devam edin.
  15. Ocaktan aldıktan sonra tuzunu ekleyin.
  16. Zeytin yağını ve sıvı yağı nane ilavesi ile kavurup yemeğin üzerine dökün.

NOT: Yemek sulu bir yemek su ayarlamasını ona göre yapın. Ne köfteler içinde yüzssün, nede az sulu bir şekilde köfteler midenize otursun. Antep’te “Bayram beyi olmak” diye bir tabir vardır. Suyu az olunca şişkinlik yapıp bayram beyi olabilirsiniz.:)))

Afiyet olsun…

Sebzeli Tortilla

Biz bu tortillayı çok sevdik! Bayrama sayılı günler kala, son iftar sofraları için güzel bir tarif. Aslında gözlemeden tek farkı iç malzemesinin değişikliği ve malzemenin üzerine konan kaşar peyniri. Ama bu farklılıklar bile çok nefis bir tat ortaya çıkarıyor. Yakınlarıma kesinlikle denemeleri konusunda ısrar ediyorum.
Her gün yemek pişiriyor ve resimliyorum. Ancak tarif yayınlama işini iki günde bire düşürünce, doğal olarak bir sürü taslak birikmeye başladı. Bu tarifi de taslaklarımdan seçtim.

Sayfamda, Antep mutfağının olmassa olmazlarından yuvalama tarfim henüz yok. Bayramda geliyor, hazırlıklara başladım ve inşallah bayramda yuvalama tarifini sizlerle paylaşacağım.
Ben iki kişilik bir aile olduğumuz zamanlar da dahi, hiç bir bayramı yuvalamasız geçirmedim. Sanki yuvalama yapmassam geçmişime ve köklerime ihanet edermişim gibi geliyor.:))
120

MALZEMELER:

  1. Gözlemelik hamur (Hamur işleri arşivinden ulaşabilirsiniz.)
  2. Kırmızı ve sarı biber
  3. Kaşar peyniri
  4. 1 tane pırasa
  5. Karabiber, tuz

YAPILIŞI:

  1. Sebzeler kıyılıp çok az yağda biraz kavrulur. (ben kavurmadan biraz su koyarak yumuşamalarını sağladım.)
  2. Hamurdan küçük bezeler yapılarak bıçak sırtı kalınlığında açılır.
  3. Yufkalar tava veya saç üzerine konarak yarısına hazırlanan harçtan konur ve peynir serpilir.
  4. Diğer yarısı da üzerine kapatılıp tersi çevrilir ve iki tarafı da eşit olarak pişirilir.

Kayseri Yağlaması

Tüm inanların kadir gecesi mübarek olsun. Rabbimden, affolmayı, kul olmayı ve ömrümüzün hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Son bir iki gündür sayfamla pek ilgilenemiyorum. Nedeni ise: Türkiye’den değerli konukları ağırlıyor olmamız. Konuklarımız Konya’nın en büyük Tv. kanalı olan kontv. den bir çekim ekibi. Avrupa dan ramazan manzaraları için çıkmışlar yola ve sağolsunlar bizide sayıp ziyaretimize geldiler. Buradan onlara teşekkür ediyor başarılarının devamını diliyorum.

Yemeğim konuklarımıza hazırladığım sofradan değil malesef. Uzun zamandır acaba diye düşündüğüm tariflerdendi kumru böreği. Hazır oruçluyken ve canım her yemeği istiyorken bu fırsatı kullanayım dedim ve denedim nihayet. Yumuşak ve lezzetli bir börek. Hoş bildiğimiz böreklerden değil ama adı öyle işte

Sevgili gazoz ağacının “severim” oyunu aklıma sevmediklerimi getirdi.:) Ve beni en çok rahatsız eden şeylerden biride saçma sapan yemek tarifleri. Bazan öyle oluyor ki pes diyorum tarifi veren bu haliyle yapmış yemiş mi acaba? Epey önce çorbamıydı sosmuydu bir tarif denemiştim. Tarifinde 1 bardak un diyordu. Çok fazla olacağını düşünüp yarısını koymama rağmen kıvamını açbilmek için helak olmuştum. Yine bu böreğin tarifinde 3 yumurtaya 1 bardak un ve bir bardak süt koyarak hazırlanan hamurdan 12-14 krep çıkacağı yazıyordu! Tariften daha fazla süt ve un kullanmama ve çok ince olmalarına rağmen sadece 8 adet krep yapabildim.

121

121a
MALZEMELER:

  1. 3 yumurta ( 2 tane kullanmanızda da hiç bir mahzur yok.)
  2. 2,5 bardak su ve süt karışımı
  3. 2 bardak un
  4. Tuz

İÇ MALZEME:

  1. 250 gr. kıyma
  2. 1 büyük soğan
  3. 1 tane domates
  4. 1 kaşık salça
  5. Tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  1. Bilindiği gibi hamur malzemeleri karıştırılır ve teflon tavada krepler hazırlanır.
  2. Soğan kavrulup kıyma ilave edilir.
  3. Kıymada iyice kavrulunca domates ve salça eklenip bir süre daha kavrulur.
  4. 2 Bardak su ilave edilip suyu çekene kadar pişrilir.
  5. Servis tabağına önce bir krep hamuru serilir ve üzerine 1 dolu kaşık kıymalı harçtan yayılır.
  6. Diğer katlarda hamur bitene kadar bu şekilde tamamlanır.
  7. Biz serviste üzerine yoğurt koyup sararak yedik. Tabi ki keserek de yenir ama doğruyu söylemek gerekirse elle yemek çok daha lezzetli geldi bana.:)

Cuma yazıları…

Bir zamanlar Alim bir zat varmış. Günün birinde yaylada konaklayan bir yörük çadırına konuk olmuş. Bu Alim zat ev sahibi yörüğe başlamış marifet ilminden anlatmaya… Alim epey anlattıktan sonra bakmış ki: yörük güzünü ayırmadan ona bakıyor, pür dikkat onu dinliyor. Daha fazlasını anlatmasının zamanı olduğunu düşünerek, biraz daha derin meselelere giriyor. Ne kadar anlattığı bilinmez yine epeyce bir zamandan sonra yörüğe:
“Ne güzel dinliyorsunuz, fayda sağladınız inşallah!” Yörük:
“Siz konuşurken yüzünüzde sakalınız dikkatimi çekmişti.” Aynı bizim keçinin sakalına benziyor, demez mi?

Efendimiz bir hadisi şerifte şöyle buyurdu:
“İlmin büyük felaketi unutmaktır. Onu zayi etmek ise onu ehli olmayana anlatmaktır.”

Izgarada Tavuk, Sebze ve Bazlama

Ekleme: Arkadaşlar, bazlamanın tarifinde bir sıfır fazla olunca epey kafa karıştırmış. Kusura bakmayın, benim hatam. Yanlışı düzelttim.

Ekmek ne büyük bir nimet! Üzerine koyacağınız arasına koyacağınız ya da yanında yiyeceğiniz malzemenin pekte önemi yok. İster peynir ekmek, isterse kavurma, ya da salça sürün veya isterseniz yoğurda batırarak yiyin, sonuçta herşeyle muhteşem bir uyum sağlıyor.

Önceleri çok ta tercih etmediğim yufka ekmeği – bizim deyişimizle bazlamayı – şimdi çok sık yapar oldum. Makina hamuru yoğururken ben ortamı hazırlıyorum ve 15-20 dak. da, şağı yukarı yarım kilo hamurdan yufkalar yapıyorum. Hepimiz çok çok severek yiyoruz.

Ekleme: Sevgili Oya’nın hatırlatması ve isteği üzere yufka ekmeğin tarifini de aşağıda bulabilirsiniz.

 

122

MALAZEMELER:

  1. 1/2 tavuk( parçalara ayrılmış)
  2. 3 tane patates
  3. 5 tane yeşil biber(Sivri veya topalak fark etmez.)
  4. İsteğe göre domates
  5. 1 tatlı kaşığı tozbiber
  6. Tuzot
  7. Karabiber
  8. 1 diş sarımsak

YAPILIŞI:

  1. Parçalanan tavuk mümkünse kemiklerinden ayrılır.
  2. Sebzeler irice parçalara bölünür ezilmiş sarımsak ve zeytinyağı ilave edilir.
  3. Sebzeler ve tavuk tepsiye dizilir.
  4. Ben hazır satılan alüminyum tepsi kullandım ama siz fırının kendi ızgarası üzerine dizebilirsiniz.
  5. Fırının en altına içine bir miktar su koyduğunuz bir tepsi yerleştirirseniz, hem tavuk kurumaz hem fırınınz mahvolmaz.
  6. Isıyı 190° da tutabilir, malzemelerin pişmesine göre daha yüksek veya daha düşük ısıya getirebilirsiniz.
  7. Bir taraf kızarınca altını çevirip diğer tarafında kızarmasını sağlayın.

YUFKA EKMEK (BAZLAMA):

  1. 500 gr. un
  2. 1 tane toz maya
  3. 2 kaşık sıvıyağ
  4. Tuz

YAPILIŞI:

  1. Yukardaki malzeme ile basit bir mayalı hamur hazırlayın.
  2. Hamur kabarmadan hemen yumurta büyüklüğünde bezeler yapın.
  3. bezeleri unlayarak tabak büyüklüğünde veya daha ince olacak şekilde açın.
  4. Varsa pizzafanne’ de yoksa teflon tavada yüksek ısıda altlı üstlü pişrin.
  5. Pişen ekmeklerinizi hemen bir beze sararak muhafaza edin veya taze taze tüketin.

Not. Bazlama yaparken ısının yüksek olması ekmeğin kurumadan hemen pişmesini sağlar. Ve mayalanmadan pişirirseniz ekmek piştikten sonra yerken sünenerek zor koparılan ve zor çiğnenen bir yapıya sahip olmaz. Ekmek pişerken kabarcıklar oluşması ve rekli beneklerin belirmesi piştiği anlamına gelir. Biraz daha bekletirseniz daha sert ve kuru olabilir.

Ben serviste yufka ekmek kullandım. Ekmek arasına koyarak küçük dürümler yaptım. Gerçi ben herşeye yakıştırıyorum ama, siz tercih ettiğiniz bir ekmek kullanabilirisiniz.