Boşnak Mantısı

Tüm takipçi ve dostlarımı selamların en güzeli olan Allah’ın selamıyla selamlıyorum. Eşim askerdeyken yalnızlıktan olsa gerek doğru düzgün yemek pişirmedim. Hatta 5 hafta boyunca hiç sebze yemeği yapmamışım! Benim gibi yeşillik diye taze fasulyeye salatalık muamelesi yapan biri için bu epey bir hasretlik anlamına gelir.:) Kendimi en son hamileyken şehir dışına çıktığımızda etraftaki ot yaprak hatta ağaçlara  art niyetli gözlerle baktığımdan beri hiç böyle görmemiştim. Sahi o zamanlar ağaçlar bana öyle çekici geliyordu ki, eşim koyuna dönüşeceğim konusunda derin endişeler duyuyordu.:)) Bu hasretle Türk bakkalına gittim bir sürü sebze aldım…artık evdekiler “Yetreeeeer!” diyene kadar sebze yedireceğim….onlar için hain planlarım var.:)))

Üsteki yazı hasbi haldi ama tarifim birkaç ay önce denedim Boşnak mantısı. Boşnak mantısı her gördüğümde ağzımın suları akarak bakıyor ama fazla yağ konduğundan denemeye cesaret edemiyordum. Bir kereden bir şey olmaz diye denedim ve Boşnakların hamur işlerinde ne kadar mahir olduklarındı bir kez daha anladım.

Malzemeler:

  • 3 bardak un
  • Tuz, su
  • Aralarına sürmek için yarım paket tereyağı (125 gr. Kadar)

İç malzemesi:

  • 300 gr. Kıyma
  • 1 tane ince kıyılmış kuru soğan
  • Tuz, karabiber

Yapılışı:

  • Kıymayı ocağa koyup rengi dönünce soğanı katıp soğan katıp bir süre daha kavurduktan sonra baharatlarını koyup ocaktan alın. Soğumaya bırakın…
  • Un, su ve tuzla hamuru yoğurup 20 dakika dinlendirin.
  • Hamurdan 6-7 beze yapıp bezeleri tabak büyüklüğünde açın, üzerine yumuşak tereyağı sürün.
  • Diğer bezeleri de aynı işlemeden geçirip yağlanmış hamurları üst üste dizin.
  • Elde ettiğiniz tek parça yağlı hamuru yağlı bir masa vs. üzerinde fazla inceltmeden elinizle çekerek açın. Dikkat edin hamur mantı hamuru kadar incelmeyecek.
  • Açtığınız hamuru üç parmak eninde ve boyunda kare olarak kesin.
  • Parçaların üzerine tamamen soğuyan kıymalı harçtan paylaştırıp tıpkı bir bohça katlar gibi katlayıp katlı olan taraf tepsiye gelecek şekilde fırın tepsinize dizin.
  • Kalan yağı üzerilerine sürün ve önceden ısıtılmış 180° de kızarana kadar pişirin.
  • İster üzerine yoğurt dökerek ister sade olarak servis yapın.Afiyet olsun…
Reklamlar

Cuma Yazıları / Halil İbrahim Bereketi…

Cumanın bereketi tüm inanan kulların üzerine olsun. Bu gün face den aldığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Doğrusunu yanlışını bilemem ama kanaat ve kardeşiliğin öyle güzel bir örneği ki, hepinizin çok hoşuna gideceğini düşündüm.

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış…Büyüğün adı Halil, küçüğün  ise İbrahim…

Halil, evli çocuklu, İbrahim ise bekârmış…

Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin… Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederler, bununla geçinip giderlermiş…

Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı, ikiye ayırmışlar, iş kalmış taşımaya…

Halil, bir teklif yapmış:“İbrahim kardeşim; ben gidip çuvalları getireyim, sen buğdayı bekle.” ‘Peki, ağabey.” demiş İbrahim…

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye…

O gidince, İbrahim demiş: “Ağabeyim evli, çocuklu, daha çok buğday lazım onun evine…” ve kendi payından bir miktar atmış onunkine…

Az sonra Halil çıkagelmiş. “Haydi İbrahim, önce sen doldur da taşı ambara.” demiş.

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola…

O gidince, Halil düşünür bu defa der ki: “Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var, ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp para biriktirecek, ev kurup evlenecek.”

Böyle düşünerek, kendi payından atar onunkine birkaç kürek.

Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine. Bu böyle sürüp gider…Ama birbirlerinden habersizdirler.

Nihayet akşam olur, karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar, hatta azalmıyor bile.

Hak teala bu hali çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki, günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler.

Şaşarlar bu işe… Aksine çoğalır buğdayları, dolar taşar ambarları.

Bugün ‘bereket’ denilince, bu kardeşler akla gelir. Adına da Halil İbrahim bereketi denir.

Arap Kreması (Qashta) ve Limonlu Kek

Allah’ın selamı tüm inananların üzerine olsun. Gelmesi beklenen sayılı günler bizim için geçti ve çok şükür askerimize kavuştuk. Çok kısa da olsa eşimin anlattıklarına bakılırsa asır gibi geçmiş. Bize askerden eşimin bir aydır hala geçmeyen öksürüğü ve göğüs ağrıları kaldı! Neyse bunlar geçti, biz dünden dersimizi alıp bu güne bakalım…

Hayatımda bir başka yenilik  Zühre Pardesü’nün Sosyal Medya Sorumlusu sevgili Ümmügülsüm’ün teklifiyle artık  Zühre Pardesü nün yeni hazırlanan bloğunda cuma yazılarım ve tariflerimin yayınlanacak olması. Sayfa içerik açısından biz hanımların ilgisini çekecek faydalı bilgilerin de olduğu hoş bir sayfa. Henüz tam olarak hazır değil ama zamanla herşey daha güzel olacak inşallah…

Gelelim tarifimize: Ben çocukluğumdan beri kek olayına yabancıyımdır. Ne yerim, ne de yaparım. Şöyle bir dilim keke , bir bardak çay hayalim de hiç olmamıştır. Kek benim için altında üstünde kreması, pudingi olmadıktan sonra boğazıma takılan bir yiyecektir. Geçenlerde ilk kez limonlu kek yaptım ama tabi kreması olacaktı bu kekin yoksa yiyemem! Keki pişirdim, sevgili Pepela‘dan aldığım qashta yani Arap kreması da denilen farklı bir krema tarifini denedim… ikisini birleştirmekten son anda vazgeçtim zira ben pasta haline getirmekten ziyade keke ve krema vs. aynı tabakta öğünlük servis etmeyi daha çok seviyorum. Dediğim gibi de yaptım. İkisi de çok nefis oldular ve uyumları da tartışılamaz. Ama benim asıl hoşuma giden kekin tadı oldu. Hayatımda ilk kez sade kek yedim. Benim gibi kek sevmeyen var mı bilmiyorum ama sevenin de sevmeyenin de beğeniyle yiyeceği bir kek…

Kek İçin Malzemeler:

  • 2 yumurta
  • Bir bardaktan bir parmak eksik şeker ( Şekeri bir bardağa tamamlayabilrisiniz.)
  • Yarım bardak yoğurt
  • Yarım bardak sıvı yağ
  • 1 limon suyu
  • 1,5 bardak un
  • Yarım limon kabuğu rendesi
  • Yarım kabartma tozu
  • 1 paket vanilya

Krema: ( qashta )

  • 2 kutu çiğ krema ( toplam 500 gr.)
  • 2,5 kaşık nişasta
  • 2 kaşık şeker
  • Yarım çay bardağı ılık su

Yapılışı:

  • Önce fırını 180° ye açın… Yumurtaların sarı ve beyazlarını ayırın.
  • Yumurta beyazlarını şekerle birlikte iyice sertleşene kadar mikserle çırpın.
  • Yumurta sarılarını, yoğurdu, sıvı yağı ve vanilyayı da iyice çırptıktan sonra karışıma limon suyunu ve rendelenmiş limon kabuklarını ilave edip biraz daha karıştırın.
  • Bu karışıma en son un ve kabartma tozunu karıştırıp eleyin ve bu karışıma ilave edin.
  • Unu kattıktan sonra düşük devirde yavaş yavaş malzemenin karışmasını sağlayın.
  • En son yumurta aklarını ve hazırladığınız diğer karışımı birleştirin ve spatula veya bir kaşık yardımıyla yavaş yavaş, yumurta akını söndürmeden karıştırın. Bu karıştırmayı çırparak değil de malzemeyi alttan üste doğru havalandırarak yapın.
  • İstediğiniz bir kalıba yağlı kağıt serip önceden ısıttığınız fırına koyun ve 30-40 dakika fırının ağzını açmadan pişirin. Fırından almadan önce kekin tam ortasına kürdan benzeri Bir şey batırın ve kuru çıkarsa keki fırından çıkarın.
  • Kek pişerken kremayı hazırlamak içintemiz çelik bir tencereye kremaları koyun ve orta ateşte açtığınız ocağın üzerine koyun.
  • Krema ısınınca nişastayı suda ezip içine ilave edin ve sürekli karıştırarak şekerini ilave din ve koyulaşınca ocaktan alın. Dikkat edin malzemem kaynamasın!
  • Tamamen soğuyan kek ve kremayı istediğiniz gibi servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun…

Dövmeli Kelle

Allah’ın selamı onun tüm halis kullarının üzerine olsun. Aradan koskoca bir on beş gün geçti…bizim için özlem dolu günlerdi… Allah tüm hasret kalanları hayırlısıyla kavuştursun bizim hasretimiz de inşallah çok kısa zaman sonra bitecek. Eşimin yokluğunda misafirlerim haricinde yemek pişirmedim desem yalan olmaz. Taslak bekleyen tariflerle bile uğraşmak istemedim… Hayatın tadı da tuzu da insanın sevdikleri, onlar olmayınca hayat bomboş.

Çocukken annem her işkembe pişirdiğinde ben kelimenin tam anlamıyla suyunu tirit ederdim. Yemek hazırlanana kadar her aşamasını izleyip iyice acıkır, akşam yemek sofraya konunca da ilk bir iki kaşıktan sonra bana ağır gelir sadece suyuyla yetinirdim…Aradan onca yıl geçti, zevklerim renklerim değişti, eh bu hasretle artık ben kelle paçayı yerim…

Annem vari tavırlarla kelleyi paçayı hazırladım, aklımda kalan tüm ayrıntıları uygulayıp sofraya getirdim. Ben bu yemeği yiyeceğim dedim ya… yok, yine ben hala eski benmişim. Yemeğin o güzelim lezzetine rağmen ben yine iştahsız alınan lokmalarla tabağımı bitirdim ve anladım ki, ben kelle paça yiyemiyorum. Ama siz bana bakmayın, gerçekten çok lezzetli olmuştu. Kelle paça yaparken koyunun ayaları da kullanılır ama benim tarifimde ayak yok çünkü malum ki gurbetlik hali. Annem kelle paçaya hem yarma hem nohut koyardı, tabi ekşisi, sarımsağı ve pul biberiyle…

Malzemeler:

  • 1 adet temizlenmiş koyun veya kuzu başı
  • 1 tane işkembe
  • 1 bardak nohut
  • Yarım bardak dövme

  • 1 küçük kaşık salça
  • Sarımsak
  • Tuz, karabiber, pul biber
  • Limon

Yapılışı:

Bütün malzemeleri üç su güzelce yıkayın. Kelle ve işkembe dörde bölünmüş bir baş soğanla büyük bir tencereye koyarak üzerini geçecek kadar suyla ocağa koyun. Su kaynamaya başladıktan bir süre sonra köpüklerini alın ve suyunu dökün, içindeki soğanı çıkarın. Kaynatılmış taze su koyarak tekrar ocağa koyun. Kaynayınca üzerindeki köpükleri alın ve tencerenin ağzını kapatın.

Düdüklü tencerenizin ayarına göre 30 – 45 dakika pişirin.

Tencerenin kapağını açıp kelleyi içinden çıkarın. İşkembe geç pişeceğinden tencerenin ağzını tekrar kapatın ve bu arada siz kelleyi ayıklayıp hazırlayın. Düdüklü tencerelerde kalitesine bağlı olarak pişirme süreleri değişiyor. Bu yüzden pişip pişmediği konusunda biraz tencerenizle olan tecrübenizi kullanmalısınız.

15-30 dakika sonra işkembeyi ocaktan alın ve suyunu içindeki kemik parçalarından arındırmak için süzekten geçirin.

İşkembeyi de lokma lokma doğrayarak tenceredeki süzülmüş suyunun içine ayıklanmış kelleyle birlikte koyun.

Tencereyi tekrar ocağın üzerine alarak salça, sarımsak ve baharatlarını atın, 10-15 dakika daha pişirin. Kelle yapmak her halükarda zahmetli ve zaman isteyen bir yemektir.

Nohut ve dövmeyi ayrı pişiriyoruz, çünkü kelle pişerken suyuna karışacak kemikleri süzerek temizliyoruz. Bu aşamada nohut ve dövme olursa o suyu temizlemek imkansız hale gelir. Bu yüzden tenceredeki et suyunu süzekten geçirip kemik parçalarından arındırın. Bu kez de geceden ıslanan nohut ve dövmeyi tencereye ilave edip yumuşayana kadar pişirin.

Pişen nohut ve dövmenin üzerine etleri katıp, salça, tuzunu ilave edip 10 dakika malzeme iyice özleşene kadar daha pişirin. Bol limon, sarımsak ve pul biberle servis yapın.

Yanında yeşil salat güzel gider…