Antep Mutfağından Yumurtalı Keme Kavurması

Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi sizlerin ve bizlerin üzerine olsun. Hayat bir çok vesileyle yenilenip yineleniyor. Her yeni doğan aile ferdiyle yeniden doğulur… Üretilen her sanat eseriyle sanatçı yenilenmeyi hisseder. Ev hanımları büyük temizlikleri bitirince, uzun zamandır sonucu beklenen bir hadisenin tatılya bağlanmasıyla, sağlık sorunlarından sonra hep bu yenilenme yaşanır. Ve bu yenilenme aynı zamanda bir yinelenme, kendini tekrar etmedir. Bahar asırlardır kuşkusuz bütün topulumlar üzerinde aynı etkileri yaparak devrini tamamlamış. Baharı “aşk” mevsiminden ziyade Allah tarafından lütfedilen nimetleri daha derin soluma zamanı olarak değerlendirmek lazım.

Kendimi son bir haftadır çocuklar gibi hafif ve rahat hissediyorum. Güneşi her gördüğümde içimde çiçekler açıyor, çok şükür Rabime! Bu rahatlığın sebebi sadece bahar değil. Bir çok sağlık sorununun bir arada tedavisi amaçlanan, bir aylık bitkisel bir tedaviye başladım. Kullandığım doğal ilaçların etkileri de var. Bu kür Allah’ın izniyle başarıyla tamamlandığında sizlerle paylaşacağım. İnşallah benim gibi sıkıntısı olan başkalarına da vesile olur.

Bahar da bahar gibi tatlar yakışır. Mantarın çok çeşidini bilmem. Ama mantar dünyası keşfedilmeyi bekleyen gizli hazineler gibi gelir bana. Tarifim farklı bir mantar ile bilindik bir yemek. Keme, domalan, yermantarı benim bildiğim isimlerinden. Türüf mantarının ekonomik değeri az olan bir çeşidi. Bu mevsimde Antep mutfağında keme mantarının en sevilen hali kebabı olmak üzere çeşitli yemekleri yapılır. Tevafuk Konya’da da domalan olarak bilinen kemeyi görmek beni çok mutu etti. Eşim bensiz çıktığı bir alışverişte sadece görüntüsüne bakararak -benim otu kökü sevdiğimden- alıp bana hoş bir sürpriz yapmış. Gerçekten kısa zaman içinde yakalanabilecek güzel bir fırsattı. Piştikten sonra tadı ve dokusu bana patatesi hatırlattı.

Kabuklu resmini ekliyorum, bulabilirseniz denemenizi tavsiye ederim.GEDSC DIGITAL CAMERAGEDSC DIGITAL CAMERA

Malzemeler:

  • 1 tabak kadar keme mantarı
  • 5 tane yumurta
  • 2 kaşık tereyağı
  • Tuz,karabiber, pulbiber

Yapılışı:

Kemenin temeizlenmesi ve soyulması biraz zahmet istiyor. Ben sabahtan su dolu bir kap içine ıslamaya bıraktım, zira üzerinde epey toprak oluyor. Suya ıslanan kemeleri dikkatlice soyacak yardımıyla soydum. Mümkün mertebe ince soymaya çalışın. Hatta Antep de kalın soymammak için yüzeyi pütürlü taşlara sürerek kabuklarından temizlerlermiş.

Soyulan kemeleri küçük küçük doğrayın ve tereyağında kavurun. Rengi hafif pembeleşip dokusu değişince tadına bakın ve yumuşamışsa çırpılmış yumurtaları kırın. Gerisi bildiğiniz gibi.

Afiyet olsun.

Reklamlar

Cuma Yazıları / Yavuz Sultan Selim

Tüm Muhammet ümmetinin cuması mübarek ve bereketli olsun.

Yavuz Sultan Selim henüz beş-altı yaşlarında bir çocuktu.Amasya’daki sarayın bahçesinde ok talimi yapıyordu. Yay boyunu aşıyordu ama o bu yaşta attığını vurmaya başlamıştı.Babası Sultan II. Bayezid bir ağacın arkasında onu seyrediyordu. Yavuz son okunu da tam hedefe saplayınca, dayanamadı; saklandığı yerden çıkıp, oğluna sarıldı:

-“Allah gücüne güç katsın oğlum. Ama niçin yalnızsın?” Küçük Selim hayretle:

– “Yalnız değilim ki Sultan babam; Allah her yerdedir!” Aldığı cevap, Bayezid’i şaşırttı ama belli etmedi. Sarayın bahçesi ulu ağaçlarla süslüydü. Ormandan farkı yoktu.

– “Oğulcuğum, tek başına buralarda dolaşma. Düşmanlarımız var. Allah korusun; san bir kötülük etmek isteyebilirler!” Selim duraklardı. Sonra, iki yaşından beri yanından ayırmadığı küçücük kılıcını çekip:

– “Pederim! Bu kılıcı süs için bağlamadık. İcap ederse kendimizi korumasını biliriz. Hem pederimizin korkusundan dünyanın öbür ucundaki düşmanın yüreği titrerken sarayın bahçesine girmeye kim cesaret edebilir?”  II. Bayezid, hayretten donakalmıştı. Onda kimsede olmayan bir şeyler vardı. Vaktinden önce gelişmiş, aklı boyunu aşmıştı. Selim’i, elinden tutup, saraya götürürken; “Hiç şüphem yok. Bu çocuk ilerde ne yapıp edip padişah olacak. Şimdiden ona tahtın yolunu açmalıyım.” Böyle düşündü ya, gün gelip Şehzade Selim, istediğini almasını bildi ve Osmanlı’nın Yavuz Sultan Selim’i oldu…

Sütlü Ispanak Çorbası

Allah’ın selamı üzerimize olsun.

Yıllar var ki  ıspanak çorbası denemek isterim. Ama aldığım ıspanağı çorba yapmaya kıyamam ve börek olarak sofrada yerini bulur. En nihayetinde ıspanağı çorba yapmayı başardım. Tarif doğaçlama, herhangi bir kaynak kullanmadım. Sütle hazırlanan çorbalardan yola çıkarak yaptım. Ispanağa süt, krema tadı yakıştığından tadı da hoş oldu. Yanında yine makarna vs. hafif bir yemekle güzel bir öğün olur.

GEDSC DIGITAL CAMERA

Malzemeler:

  • 300 gram kadar ıspanak yaprağı
  • 2 bardak süt veya denk olacak kadar çiğ krema
  • 1 tane kuru soğan
  • 2 kaşık un
  • 2 bardak et veya tavuk suyu
  • 2 bardak su
  • Tuz, karabiber

Yapılışı:

Soğanı tereyağında pembeleştirin ve doğranmış ıspanakla ıspanak ölene kadar bir iki çevirin.

Ispanağın üzerine et suyu ve tavuk suyu katıp malzeme yumuşayana kadar pişirin.

Çorbayı mikserden geçirip, unu sütle çırparak tencereye ilave edin.

Bir süre daha pişirip ocaktan alın. Baharatlarını ekleyip sıcak servis yapın.

Afiyet olsun.