Közlenmiş Patlıcanla Karnıyarık

Karnıyarık yemeğini bahsettığim gibi sonradan öğrendim ve yıllarca sadece yağda kızartma olduğu için yapmadım. Aslında bu tür fırın yemekleri de benim mutfağımda pek yer almaz, nedense bana ağır gelir. Ben de bu yöntemi buldum ve kızartma yerine közleme yani fırınlama yapıyorum  hafif ve lezzetli oluyor…
as1

MALZEMELER:

  1. 3 tane ortaboy patlıcan
  2. 2 domates
  3. 3 tane yeşilbiber
  4. 1/2 bardak domates rendesi veya konservesi
  5. 200 gr. yağlı kıyma
  6. 2 tane soğan
  7. 1 tatlı kaşığı salça
  8. Sıvıyağ, tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  1. Fırını 200° ye ayarladım.
  2. Patlıcanları iki parmaklık halkalara kestim.
  3. Yağlanmış tepsiye dizip, üzerlerine çok az yağ gezdirdimve fırınladım. Üzerini kapatırsanız çok daha çabuk pişer.
  4. Kıymayı kavurdum ve soğanları ekledim.
  5. Soğanlar yumuşayınca domates rendesini, oda kavrulunca salçayı ekledim.
  6. Salçayla kavurup 1 bardak su ilavesiyle pişirdim, ( suyunu epeyce çekmeli) en son maydanoz kattım.
  7. Yumuşayan patlıcanlarıın ortasın kaşık yardımıyla çukurlaştırıp, hazırladığım harçtan doldurdum.
  8. Tepsinin altına 1/2 bardak kadar su koydum ve aynı tepside tekrar 200° de firinladim.
  9. Pişmeye yakın üzerlerine domates, biber dizdim.

Serviste olmazsa olmazı yogurdu unutmayin.

Reklamlar

Soslu Bürüksel Lahanası

Sevgili Gülenay, sosları çok sevdiğini anlatınca, bende bir sos tarifi vermek istedim. Genelde sosları hep o anki damak tadıma göre yaparım ve birdahada aynı tadı tutturamam kayıt etmediğim için. Günlüğüm sayesinde kayıtlı ilk sos tarifim olacak. Sebzelerin yanına peynirli sos yapmayı tercih ediyorum, çok yakışıyor. Aşama aşama tadına baktım ve damak tadıma eksik gelen eklemeler yaparak, sürekli kullanabileceğim bir sos ortaya çıktı.

Ekleme: Üste Gülenay yazacaktım, Ayşenur yazmışım. Sevgili Ayşenur’un sostan haberi bile yok. :):)

bild_162

MALZEMELER:

  • 1/2 kırmızıbiber
  • 1 kaşık krem peynir
  • 1 kaşık cereme fraiche (yerine sanırım krema kullanılabilir, miktarı çoğaltılarak.)
  • Bir tutam maydanoz
  • 1 çay kaşığı hardal
  • Çay kaşığının ucuyla köri
  • Karabiber, tuzot
  • Sıvıyağ

YAPILIŞI:

  • Biberler çok ince kıyılıp sıvıyağda yumuşayana kadar kavrulur.
  • Diğer malzemeler eklenip, ocaktan alınca maydanoz konur.

Ben tuzlu suda haşlanmış brüksellahanasııyla servis yaptım, patateste vardı yanında, ikisinide çok yakışt. İsteğinize göre sebze veya etlerle servis yapabilirsiniz. Hatta makarnayala bile çok güzel olacağını tahmin ediyorum.

Limonlu Peynirli Kek (Zitronen-Käsekuchen)

Sevgili Naile’nin peynirli kekini görünce, dayanamadım 2 hafta arayla 2. kez peynirli kek yaptım.
Limonlu denedim bu kez, çok güzel oldu ama sade olanı daha çok sevdim ben. Tabanına kabartma tozu koymadım, bence daha çok yakıştı.
Alman sayfalarını gezerken, peynirli kek konusunu daha doğrusu pasta konusunu biraz abarttıklarını fark ettim. Sadece peynirli kek tarifi olan sayfa bile var. İstemediğiniz kadar tarif var ve bayağı kafa karıştırıyor, ”hangisini yapsam, aralarında tad olarak ne fark var” diye. Ben yinede bildiğim tarife sadece limon ekleyerek yaptım, çokta güzel oldu.
Malzemeler ve yapılışı daha önce yaptığımla aynı ama ben yinede yazayım.

bild_168
Hamur için:

  • 1 yumurta
  • 2 kaşık margarin
  • 2 kaşık şeker
  • 1 paket vanilya
  • Yeterince un

Üzeri için:

  • 2 yumurta (asıl tarifi 4 yumurtalı)
  • 1 bardak şeker
  • 1 bardak süt
  • 1 paket vaninyalı puding, ben kremalı kullandım.
  • 1 bardaktan az sıvıyağ
  • 500 gr. quark (labne peyniri)
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 limon kabuğu rendesi ve suyu

YAPILIŞI:

  • Kekin malzemeleri yoğurulup hamur yapılır, çatalla bir kaç yeri delinir.
  • Kelapçeli kalıp yağlanıp unlandıktan sonra, hamur kalıba düzgünce yayılır, kenarları 1 cm kadar kaldırılır.
  • Diğer malzemeler çırpılıp hamurun üzerine dökülür,160°de 1 saat daha sonra ısı 180° ye yükseltilip yarım saat daha üzeri kızarana kadar pşirilir.

Annemin Karnıyarığı

Bu benim annemin karnı yarık yemeği. Ben Almanya’ya gelene kadar başka karnıyarık yemeği bilmiyordum. Hekesin bildiği karnıyarık yemeğini gördüğümde şaşırmıştım. Alışık olduğum yemekle alakası yoktu çünkü. Ama bu türü sadece annem mi yapardı yoksa Antep’te böylemi yapılırdı hatırlamıyorum. Teyzemlerin de böyle yaptığını biliyorum sadece. Buradaki gibi kopya patlıcanla değil de, gerçek patlıcanla çok çok lezzetli bir yemek olduğunu söyleyebilirim tüm patlıcan delilerine:)
Aslı küçük dolmalık patlıcanla yapılıyor ama yurtdışında bu sşzkonusu bile olmadığından  mevcut olan  patlıcanlarla yaptım. Zaten burada dolmalık patlıcan diye bir sebze yok! 🙂

bild-1577

MALZEMELER:

  • 4 tane dolmalık patlıcan
  • 1 bardak pirinç
  • 1 avuç yağlı kıyma
  • 1 soğan ince kıyılmış
  • 4-5 sarımsak ince kıyılmış
  • 1 kaşık salça
  • 1 çay kaşığı limontuzu
  • Karabiber, tuz

YAPILIŞI:

  • Patlıcanlar dikey olarak koparılmadan resimdeki gibi kesilir. (Tam olarak 5 dilime kesilir.)
  • Diğer malzemelerle dolma harcı gibi bir harç hazırlanır.
  • Harç patlıcanların kesilen aralarına köfte gibi konarak bastırılır.
  • Patlıcanların arasına tamamen harç doldurulunca elle bastırılarak düzeltilir ve sıkılaştırılır.
  • Sıkı bir şekilde tencereye dizilen karnıyarıklar 1,5 bardak su ilavesiyle, (Gerekirse su eklenebilir.) kısık ateşte pişirilir.

Cacık veya ayranla servis yapılır.

Mmm Kısır..

Kısır bütün ailenin zevkle yediği bir yemek bizim için. Sağlık açısındanda düşünürsek çok sağlıklı ve besleyici, yanına ayran veya yoğurtla servis yaparsanız da tam bir öyün olur.

bild_1511

MALZEMELER:

  • 1 bardak ince bulgur
  • 2 diş sarımsak
  • 3-4 tane taze soğan
  • 2 tatlı kaşığı karışık salça
  • Yarım demet maydanoz
  • 1 tane limon
  • Yarm tatlı kaşığı yenibahar
  • 1 tane rendelenmiş havuç (isteğe göre)
  • Bir parça ince kıyılmış morlahana (isteğe göre)
  • 2 tane domates
  • Yarım marul
  • Sıvıyağ, zeytinyağ, tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  • Bulgur sıcak suyla ıslatılır.
  • Domates ve limon hariç diger sebzeler ince kıyılır.
  • Limonun kabukları soyulup küçük doğranır. Kabuğundan bir parça ayrılıp rendelenir.
  • Kabaran bulgura salça, baharatlar, limon eklenip ellle bir güzel ovalanır.
  • Sıvıyağ ve zeytinyağ karışımı tavada kızdırılıp pulbiber atılır ve bulgurun üzerine dökülür.
  • Doğranan sebzeler ilave edilip karıştırılır, domatesle servis yapılır.

Domatesler kısırın içine katıldığı zaman sulanıp tadını bozuyor.

Sevmeyenler limon kabuğu koymayabilir. Ama dişe gelmediği için çokta rahatsız etmiyor, aksine nefis bir tat veriyor.

Somon Kızartmasi ve Kabak Salatası

Somonun en sevdiğim hali baharatlı ve yağsız ızgarası, yanınadaysa sebze saverlere kabak salatası. İkiside birbirine çok yakıştı, hele kabak salatası benin gözde salatalarımdan. Sebze saverlerin mutlaka denemesi lazım bence. Tarifini internette bir yerlerden aldım ama şu an hatırlamıyorum.
İkiside kolay ve lezzetli tarifler, özellikle az vakti olan hanımlar için ideal.

bild_118
MALZEMELER:

  1. Somon
  2. Ben çin baharatı kullandım, köri, pulbiber v.s. de kullanılabilinir.
  3. Tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  1. balık baharatlandırılıp, teflom tavada kısık ateşte kızartılır.
  2. Pişince tavaya pulbiber atılıp bir iki dak. biberle çevrilir.

KABAK SALATASI MALZEMELERİ:

  1. 2 büyük kabak
  2. 2 diş sarımsak
  3. Sıvıyağ
  4. Tuz, limon suyu

YAPILIŞI:

  1. Kabaklar kibrit çöpü gibi doğranır, kaynar suya atılıp 3-5 dakika pişirilir.
  2. Süzülüp soğutulan kabaklara sarımsak, yağ, limon suyu ve tuzla sos yapılıp dökülür.

Hindistancevizli Lokum

İlk etkinliğimdeki heyecanımdan, sonra ikinci etkinliği neredeyse unutuyordum. Ama dün gece hemen kolları sıvadım ve yetiştirdim bu güzel lokumu. Adının ne olduğunu bilmiyorum ama yıllardır severek yapıyorum. Çok güzel olması ve görünüşünün benzemesinden dolayıda lokum ismini ben verdim ona.
Ayrıca bu ayki ev sahibemiz Kekevi sayfasından Ayşenur’a teşekkür ediyorum. Allah kolaylık versin, işi çok zor olacak herhalde.

 yemek_1061

Kek için:

  • 1 bardak un
  • 1/2 bardak nişasta
  • 2 yumurta
  • 1/2 bardak sıvıyağ
  • 1/2 bardak yoğurt
  • 1/2 bardak şeker
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • 1,5 kaşık kako
  • 1 paket vanilya

Üzeri için:

  • 1/2 paket çikolatalı puding
  • 1,5 bardak süt
  • 1 bardak hindistancevizi
  • 30 gr. çikolata

YAPILIŞI:

  • Yumurta ve şeker krem halini alana kadar çırpılır.
  • Sıvı olan diğer malzemeler ve vanilya eklenir ve çırpılmaya devam edilir.
  • Un, nişasta kabartma tozu ve kako karıştırılıp elenerek karışıma ilave edilir, sadece malzemeler karışana kadar çırpılır.
  • Fırın kağıdı serilmiş dikdörtgen cam bir tepsiye dökülür, 180° de 20 dak. pişirilip ısı 100° ye düşürülür, 15 dak. daka fırında tutulur.
  • Fırından çıkarılan kekin tamamen soğuması beklenir.
  • Puding paketin arkasındaki gibi hazırlanp içine çikolata atılır, kıvamı bozadan az koyu omalıdır.
  • Soğuyan kek karelere kesilip hazırlanan pudinge batırılır, bir kase içindeki hindistancevizinin içine atılıp, kase sallanarak her tarafının kaplanması sağlanır.
  • Dikkatli bir şekilde veya bir kürdan yardımıyla alınan kekler, servis tabağına yerleştirilip buzdolabına konulup 1 saat bekletilir.

Tatar Çorbası Kartop Alişke

Aluske bildiğim kadar Tatar çorbası ve inşallah isminde bir yanlışlık yapmamışımdır. Öğrendığım kadararıyla iki çeşit yapılıyor. Benim yaptığıma kartop alişke diyorlar, sade yapılanına da sadece aluske diyorlar. İkisinin arasındaki fark  aluskenin soğansız ve patatessiz yapılması, diğer aşamalar hep aynı. Ama yediğim en güzel çorbalardan biri diyebilirim. Yumurtanın çorbanın içine bu şekilde konması tuhaf gelsede, yiyince ne kadar lezzet kattığını anlayacaksınız.

bild-027111

MALZEMELER:

  • 5-6 bardak tavuk suyu
  • 1 bardak kadar un
  • 1 yumurta
  • 1 soğan
  • 1 patates
  • Tuz, karabiber, sıvıyağ

YAPILIŞI:

  • Soğan incecik kıyılıp yağda kavrulur.
  • Tavuk suyu ilave edilip kaynamaya bırakılır.
  • Patates küçük küçük doğranıp çorbaya katılır ve 5 dak. kadar kaynatılır.
  • Un su ve tuz karıştırılıp lokma hamuru kıvamında bir hamur yapılır.
  • Hamur 2 tatlı kaşığı yardımıyla kaynayan çorbaya yamuk toplar şeklinde atılır. Atarken kaşıkları kaynayan suyun içine batırarak yaparsanız daha kolay oluyor.
  • Çorbaya düşen hamur zaten çabucak katılaşıyor. Arada bir karıştırarak işlemi tamamlayın.
  • Patatesler pişip hamurlar çorbanın yüzüne çıkınca tuz ve karabiber eklenir.
  • Yumurta iyice çırpılıp mümkün olduğu kadar ince bir şekilde çorbaya akıtılır ve ocaktan alınıp ağzı kapatılır.
  • 3-5 dak. sonra servis yapılır.

Servis önerisi: Sofraya koymadan 1-2 saat önce yapılınca hamurlar dinlenip çorba dah bir kıvamlı oluyor.

Kendı tercihim olarak  servisi ezilmiş sarımsaklı limon suyuyla yapıyorum çok güzel oluyor.

Susamlı Rulo Kurabiye

Tarifi Yemek ve Biz’den aldım. Yapımı çok kolay, güzel bir peynir kokusunun ve tadının eşlik ettiği lezzetli bir kurabiye.

untitled2

MALZEMELER:

  • 2 tepeleme yemek kaşığı margarin
  • 1oo gr. beyaz peynir
  • 1/2 demet dere otu
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1 yumurta
  • Aldığı kadar un

YAPILIŞI:

  • Bütün malzemeler karuştırılıp, iyice yoğurulur. (susamlı yapılacaksa yumurtanın sarısı hamura ilave edilir, yumurta sarsı sürülecekse beyazını hamura konulmaz, ben kullanmadım.)
  • Hamur 6 parçaya bölünüp her parça unlanarak tabak büyüklüğünde açılıp sigara böreği gibi 8 parçaya kesilir.
  • Parçalar rulo yapılıp ister yumurta beyazına ve susama, istenirse yumurta sarısı sürülerek 180° de pişirilir.

Muzlu Tart

Bu tart benim tek bildiğim ve yaptığım tart. Neden başka yapmıyorum bilmiyorum. Belki de tadı çok güzel olduğu için başa tarife ihtiyaç duymadım. Gerçekten lezzetli, kolay ve haff  özellikle yaz günleri için serinletici bir tat.

 
bild-1291

 

Hamuru için:

  • 1 bardak un
  • 2 kaşık yoğurt
  • 100 gr. tereyağ (soğuk)
  • 1 çay bardağı pudra şekeri
  • Bir fiske tuz
  • Gerekirse 2 kaşık buzlu su

Dolgusu için:

  •  3 tane muz
  • 2 bardak süt kaynamaya bırakılıp yarım bardak süte 1,5 kaşık nişasta, 2 3 kaşık şeker, 1 paket vanilya 2 yumurta sarısı çırpılıp ilave edilir. Koyulaşınca ocaltan alınıp ılınınca margarin eklenip soğutularak puding hazırlanır. Veya 1 paket vanilyalı yada muzlu puding kullanabilirsiniz.
  • limon suyu
  • Süslemek için acı kako veya çikolata

YAPILIŞI:

  • Yapılan hamur unlanarak merdaneyle hızlı bir şekilde açılıp yağlı kalıba serilip kenarları 2 parmak kaldırılır, ve düzgünce kesilir.
  • 200° de pişirilir, fırından çıkarılıp soğutulur.
  • Puding hazırlanıp soğutulur.
  • Muzlar dilimlenip limon suyuyla karıştırılır ve soğuyan tart hamurunun içine doldurulur.
  • Üzerine mikserden geçirilen puding dökülüp, süslenir.

Bu malzemeden küçük bir tart çıkıyor, isteğe göre arttırabilirsiniz.

Alaca Çorba

Alaca corbasi icin aslinda yazacak cok sey var. Bir defa tat olarak bildigiz hic bir tada benzemez. Yanisira oldukca doyurucu, saglikli bir yemek. Ben corba olarak da görmüyorum malzemesinin coklugundan dolayi. Hele icindeki tarhinin kokusu onu tam bir Dogu’lu yapiyor. Antep yemeklerini sevenlerin mutlaka denemesi gerken bir tat.

er

 MALZEMELER:

  1. 1/2 bardak dövme (yarma)
  2. 1/2 bardak kabuklu kırmızı mercimek veya yeşil mercimek
  3. 1/2 bardak nohut
  4. 2 kaşık tarhın
  5. 1 kaşık salça
  6. 1 büyük soğan
  7. Zeytinyağ ve sıvıyağ karışımı
  8. Tuz, karabiber
  9. 1 kuru dolmalık biber
  10. 1 çay kaşığı limon tuzu veya limon suyu

YAPILIŞI:

  1. Geceden ıslatılan nohut, doğranmış kuru biber ve dövme 5-6 bardak su ilavesiyle pişmeğe bırakılır.
  2. Mercimek ayrı bir tencerede pişirilip, biraz yumuşayınca pişmiş olan diğer malzemeye katılır.
  3. Soğan halka halka doüranip tencereze atilir.
  4. Bütün malzeme iyice yumuşayana kadar pişirilir.
  5. zeytinyagi kizdirilip kepce icindeki pulbiber ve tarhin tencernin üzerine tutulur, üzerine yag dökülür.
  6. Ocaktan alınıp limon tuzu, tuz ve karabiber konur.

Annem bu çorbaya dövme yerine bulgur koyarakta yapardı.

Cuma Yazilari – Besmele Mucizesi

Tüm dostlara hayırlı cumalar diliyorum.

Aşağıdaki yazıyı okuduğumda ben çok şaşırmıştım, eminim sizinde çok ilginizi çekecek.

Besmele’nin Mucizesi

Suriye’nin muhtelif üniversitelerinde tıbbın farklı alanlarında uzman 30 profesörden oluşan bir araştırma grubu, Şam’da üç sene süreyle Besmeleyle kesilen, hayvan etleriyle Besmelesiz kesilen hayvan etleri arasındaki farkı ortaya koymak üzere laboratuvar ortamında deneysel incelemeler de bulundular. Bilim adamları, hayvan ve kuş kesimi esnasında dinen yerine getirilmesi zaruri olan ‘Bismillahi Allahü Ekber’ sözünün kesilen etler üzerindeki etkisi, tam mânâsıyla mucize denilebilecek sonuçlarla karşılaştılar. Grup adına bir açıklama yapan Prof. Dr. Halid Halave, incelemeler esnasında laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, besmelesiz kesilen sığır, küçük baş ve kuşların et dokularında pıhtılaşmış kan, çoğalmaya müsait bakteri ve mikroplar tesbit edilirken, Besmele ile kesilen hayvan et dokularında ise kan, mikrop ve bakterilere rastlanmadığını ifade ederek, araştırmanın bu sürpriz sonucu insan sağlığı açısında tıpta bilimsel bir devrim olduğunu belirtti.

Besmele ile kesilenlerin farkı

Gruptan sözkonusu araştırmaya öncülük eden başka bir araştırmacı olan Dr.Abdulkadir Dirani, araştırma ve sonuçları konusunda şunları söyledi; “Kur’ân’da Allah adı zikir edilmeden kesilen hayvan etini yemeyin” şeklindeki İlâhî emre rağmen ve hayvan kesiminde çekilen Besmelenin ardındaki hikmeti bilmeyen insanların, hayvan kesiminde besmeleyi ihmal etmeleri, beni bu konuyu bilimsel olarak araştırmaya sevk etti. Besmele ve tekbir ile hayvan kesimi konusunu araştırmaya başlarken ekipteki bir kısım arkadaşlar konuya ilk önceleri soğuk baktılar ancak araştırmalar esnasında her safhada çarpıcı sonuçlar ortaya çıkınca ekibin konuya olan merak ve ilgisi artmaya başladı. Besmele ve tekbirle kesilen hayvan etlerinde, Besmelesiz kesilen hayvan etlerinin aksine, et dokularında kan ve mikropların bulunmaması Besmelenin bir büyük mucizesi olarak karşımıza çıktı.” Besmeleli etlerde mikrop yok Araştırma metot ve tekniği konusunda da grubun başka bir üyesi, Şam Üniversitesi Eczacılık eski dekanı Prof Dr. Nebil Şerif de şu açıklamada bulundu; “Besmele ile kesilen kuş, sığır ve küçük baş hayvanların etlerinden ve besmelesiz kesilen aynı hayvanların etlerinden numuneler alarak özel laburatuvarlarda mikroskopik incelemelerini yapmaya koyulduk. Bazı icraatlarla her iki numune etleri kuru bir ortamda 48 saat beklettik, 48 saatlık zamanın sonunda Besmele ile kesilen hayvan etleri numuneleri açık kırmızı gül rengi alırken, besmelesiz kesilen et numuneleri ise, siyaha yakın koyu kırmızı bir renk aldı. Buna ilaveten Besmeleli etlerde her hangi bir mikroba da rastlanmadı. Besmelesiz etlerin teşhisinde ise, sürekli çoğalan büyük ölçüde zararlı mikrop ve bakteriler tesbit edildi. Ayrıca ikincisinin dokularındaki kanlarda iltihaplı akyuvarlar ve alyuvarlar tesbit edilirken birinci grup et dokularında ise, buna benzer herhangi bir tesbit yapılmadı.

Uyuşturulan hayvanların eti

Araştırmada İslâmî usule göre kesilen hayvanların daha az eziyet çektiği ve etlerinin de daha sağlıklı olduğu belirtilirken, Batıda uyuşturularak öldürülen hayvanların kanı vücutta kaldığı için, bu tür etlerin daha çabuk bozulduğu, bu nedenle etler hemen donduruculara konularak muhafaza edildiği, İslâmî usûle göre kesilen hayvan etlerinin ise hemen kasaba gönderilip akşama kadar bozulmadan durabildiği ifade edildi.

http://www.gidaraporu.com

Peykek

İlk kez peynirli kek yaptım ve harika oldu:) Çok zorlanacağımı düşünürken sevgili arkadaşım Havva’dan aldığım tarifle tahminimden kolay oldu. Ve bu olay beni çok mutlu etti.

Aslında dünya genelinde o kadar çok zulüm ve can yakıcı olay varki, mutluyum demek beni biraz rahatsız etti. Ancak yürekten dualar gönderiyorum yüce rabbime, tüm haksızlık ve zulüm gören kardeşlerim için.

 MALZEMELER:

Kek için:

  • 1 yumurta
  • 2 kaşık seker
  • 2 kaşık margarin
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • Yeterince un

Üzeri için:

  • 2 yumurta (asıl tarifi 4 yumurtalı)
  • 1 bardak şeker
  • 1 bardak süt
  • 1 paket vaninyalı puding, ben kremalı kullandım.
  • 1 bardaktan az sıvıyağ
  • 500 gr. quark (labne peyniri)
  • 1 paket vanilya

YAPILIŞI:

  • Kekin malzemeleri yoğurulup hamur yapılır, çatalla bir kaç yeri delinir.
  • Kelapçeli kalıp yağlanıp unlandıktan sonra, hamur kalıba düzgünce yayılır, kenarları 1 cm kadar kaldırılır.
  • Diğer malzemeler çırpılıp hamurun üzerine dökülür,160°de 1 saat daha sonra ısı 180° ye yükseltilip yarım saat daha üzeri kızarana kadar pşirilir.

Lahmacun Börek

Tarifini nereden aldığımı bilmiyorum ama nefis bir tadı var. Aynı şekilde peynir, domates, biber kullanarak yaptığım bir börek vardı acaba bu böreği ilk yapışımda ondan mı esinlenerek yaptım diye düşünüyorum, zira aramalarımda benimkinden başka tarifine raslamadım.

Tabi içine de Antep lahmacunun malzemelerini kullanınca kolay ve lahmacun tadında bir börek oldu. 

bild-1354
MALZEMELER:
  • 3 tane yufka
  • 300 gr. yağlı kıyma
  • 2 tane domates
  • 2-3 tane kırmızı veya yeşilbiber (Ben kırmızı kullandım.)
  • Bolca maydanoz
  • 3-4 diş sarımsak
  • Karabiber, tuz

Yufkaları ıslatmak için yarım bardak koyu ayran, 2-3 kaşık sıvıyağ

YAPILIŞI:

  • Yufkalar üstüste konup sigara böreği gibi 8 parçaya kesilir.
  • Maydanoz, biber, domates, sarımsak incecik kıyılır.
  • Kıyılan malzemeler diğerleriyle bir güzel karıştırılır.
  • Her parça yufkaya harç konmadan önce yağlı ayran karışımıyla ıslatılır.
  • Aşağı yukarı 1 yemek kaşığı harç alınıp yufkaların geniş tarafına konup sarılır, uçları suyla yapıştırılır.
  • Sarılan böreklerin her yeri yağlı ayran karışımıyla sıvanır.
  • Tepsiye dizilip ortalarına bıçakla dikey olarak kesilir.
  • 200° de pişirilir.

Yanında cacıkla afıyetle yenir…

Konya'dan Etli Topalak

Su böreğini henüz çok iyi beceremesem de sanırım topalak güzel oldu.:)
Konya’ya her gittiğimde Konya’lı hanımların hamaratlığı beni hep hayreta düşürür. Eşimin teyzeleri, yengesi, ve diğer akrabaları öyle mükellef sofralar hazırlarlar ki, .çeşit bolluğunda sadece tatlarına baksanız bile doyarsınız.    Çok çeşitli ve bereketli sofralar hazırlamak  Konya’nın bir geleneği.

Ayrıca Konya insanı son derece konuk sever ve sıcak kanlı.  Bir evi günün hangi saatinde ziyaret ederseniz edin önünüze imkanlara göre mutlaka bir sofra çıkartılır. Ve tok misafiride hiç sevmezler, misafir yedikce onlar mutlu olurlar. İlk evlendiğimde bile Konya’da hiç zorluk çekmemiştim, hepsi sanki yıllardır tanıdığım insanlar gibi son derece yakın davranmışlardı…

Bild 1930

 MALZEMELER:

  • 300-400 gr. yağsız kıyma
  • 1 bardak ince bulgur
  • 1 kurusoğan
  • 1 yumurta
  • Maydanoz
  • Karabiber,tuz, 2 kaşık un

Suyu için:

  • 1 tatlı kaşığı salça
  • 1/2 bardak haşlanmış nohut
  • Sıvıyağ, tuz, un

Arzuya göre limon sıkabilirsiniz.

YAPILIŞI:

  • Köfte malzemeleri karıştırılıp 10-15 dak. iyice yoğurulur.
  • Misket büyüklüğünde köfteler hazırlanır.
  • 1 kaşık dolusu un yağda kavrulup salça eklenir, biraz daha kavrulur.
  • Su ilave edilip kaynamaya bırakılır.
  • Köfteler ve nohut kaynayan suya atılıp pişirilir, tuz ve karabiber eklenir.

Sözde Medeniyetin Gerçek Yüzü. Mutlaka okuyun!

Bir çok kereler benim ve tanıdıklarımın benzerini yaşadığı bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum, zira herkesin kendince birşeyler alabileceği umudundayım.

Dün acilen en yakınımdaki doktora gittim, normal geçen bir muayne sürecinden sonra, belirli ilaçlar yazarak bana nasıl kullanacağımı anlattı sözde medeni doktorum! verdiği ilacı anlatırken ilacın kapsül şeklinde olduğunu sözleyince, gayet kibar bir şekilde alternatifi varsa tablet yazıp yazamayacağını sordum. Nedenini ise kapsullerin genellikle jelatinle kaplandığını , domuz jelatini olabileceği için kullanmak istemediğimi söyledim. Benim sözde medeni doktorumun maskesi o anda düştü ve epeyce yaşlı ve tecrübeli olduğu her halinden belli olan doktorum, (Zaten jelatinin ne olduğunu bilmek için tecrübe veya uzman olmakta gerekmez ) gayet ciddi bir edeyla bana jelatinin ne olduğunu sordu. Ben tekrarla yanlış anlayabileceğini düşünerek kelimeyi tekrar ettim. Oysaki jelatin gibi diger ilaç ve gıda katgıları konusunda küçümsenmeyecek kadarda benim bilgim vardır, dolayısıyla ne demek istediğimi bilerek konuştum.Doktor bana öyle bir şaşkınlıkla bakıyorduki gayri ihtiyari dişlerimi sıkarak gülümsedim. O hala” was ist gelatin” jelatin nedir diye merakla sorusunu yineledi. Hemen sonrasında yasal bilgi alma hakıma büyük bir saygısızlıkla, sesini yükselterek ve tavırlarından anlaşılır bir öfke nöbetiyle bana üretici firmaları sayarak hepsi kapsul diyerek bağırıyordu. Soğukkanlılığımı koruyarak en azından içeriğini okusak dedim belki sığır jelatini olur diye. Doktorum bir hışımla yerine oturdu ve ekranda ilacın içeriğini bana göstererek söylenmeye devam etti. Bakın bundada jelatin yazıyor diye bir kaç ilaç daha gösterdi az önce jelatin nedir diyen sevgili doktorum. Bende eğer altarnatifi yoksa yazmasını rica ettim ve ben sizi anlıyorum lütfen sizde beni anlayın dedim. Ama adamcağız gereksiz kapıldığı öfke krizinden çıkıpta beni anlamak yolunda bir adım atması için önce insanlık ve saygı durağına uğraması gerektiği için bunu bir türlü başaramadı!

Allah aşkına sarımsağı sadece sevmediği için yemeyen insana duyulan saygıyı, bizim kul hakkını her şeyden önde tutan inancımız haketmiyormu? Tekrar gelmem için bir randevu daha verdi benim insan canlısı doktorum, ama acaba siz olsanız tekrar gidecek kadar güven ve istek duyarmıydınız? Şuda varki ben bir vejeterjan olsaydım ve hassasiyetimi dile getirseydim(bazı vejeteryan lar bal dahi hayvansal olduğu için yemiyor.) adım gibi eminimki doktorum aynen şunu söyleyecekti ”ja, ja natürlisch” yani, ”evet evet tabiki”. Bizler ülkemizdeki yabancı vatandaşlara hala bir misafir yaklaşımyla yaklaşılırken, insan haklarına gelince mangalda kül bırakmayan Avrupa insanı, islami farklılıklara böyle tepki gösteriyor.

Aslında bu olay yavaş yavaş sabır bardağımın dolması yüzünden bu kadar kızdırdı beni. İki yıl önce kızımın doğumu sezeryanla olmuştu, 5. gün kan tahlili yaparak beni 38 derece ateşle hastanede yatak olmadığı gerekcesiyle eve gönderdiler. Ben kızımın sevincini yaşarken ağrılarım ve amaliyattan 10 gün geçmesine rağmen benim hala iyileşme sürecine girmemem
arkadaşlarımın bile dikkatini çekmişti. Sebebiyse bir süre sonra anlaşıldı. Amaliyat yerine şöyle bir baktığımda dehşete kapıldım, yaranın her yerini iltehap kaplamıştı. Hemen kadın doktoruma gittim, tekrar kan tahlili yaptı, sadece yarayı temizleyip, antibiyotik vererek eve gönderdi. Eşim bile bu iltehabın kaynağı içerde, doktorun yanılıyor demişti. 39- 40 derece ateşle 3- 5 gün evde yattıktan sonra dahada beteri varmış dedirten bir olay oldu. Elbise değiştirirken benden birşeylerin fışkırdığını fark ettim, abartmıyorum gerçekten yaramdan iltehap akmıyordu fışkırıyordu! Tabiki olduğum yere yığıldım, eşim ambulans çağırdı, ama hastaneden ısrarla yaranın üzerini birşeyle kapatıp gelmemizi istediler. Ancak üçüncü telefonda eşim ayağa kalkamadığıma inandırdıktan sonra ambulans geldi. Hastaneye vardıktan sonra bunuda abartmıyorum tab bir saat servis aradık. Ben sedyede , her tarafım iltehaba batmiş durumda, 2 haftalık olan kızımın altının ıslaklığı sırtına kadar çıkmış, eşimin elinde sepet gibi ordan oraya sürükleniyor. Acil geldiğimiz için hiç kimseye bırakamadık. zaten anne sütü emiyordu. Doktorlar yarayı sıktıkca bu çok iğrenç ama gerçek yüzlerine fışkıran iltehabı siliyorlardı ve karnıma kocaman havlular bastırıyorlardı. İltehabı sivilce sıkar gibi boşalttıktan sonra ayağa kalktığımda inanın yeni doğmuş kadar hafif ve ağrısızdım. Kan sayımında en fazla 6-7 derece olması gereken değerin 179 a çıktığını söylediler. Dikkatinizi çekerim iltehap denilen şeyin normal bir kan sayımında en küçük artışı bile gözlenebiliyor , bunu daha sonraki takiplerimizde öğrendik. Ve ben 38 derece ateşle kan sayımım yapılarak hastaneden bırakıldım, yani hastaneden çıktığım gün kanımdaki değer olduca yüksekti zaten. Ya bilerek bırakıldım yada müthiş bir ihmalle alınan kan tahlil edilmedi! Kadın doktorumu değiştirip bir Türk doktoruna gittiğimde doktorun söylediğine göre, yaranın üzerinin hiç açılmadğı için, ameliyathaneden başka bir yerden mikrop kapmasının imkansız olduğunu öğrendim. Ayrıca doktorlar konuşurken durumun çok tehlikeli olduğunu iltehabın iç organlara yayıldığı takdirde ölümle sonuçlanabileceğini veya rahimin etkilenmesiyle rahimi bile alabileceklerini duyduk. Beni kurtaransa rabbimin lütfuyla yarada dikiş tutmayan bir delik bulunması ve iltehabın içeri değilde buradan dışarı çıkmasıydı.

Türkiyede bu tip olaylar yaşanıyor, birazda vatanımızı yıpratma adına abartılarak duyuruluyor. Tabiki gerçekten art niyetli olmayan yayınları tenzih ediyorum. Ama bir kısım insanlar Avrupayı farklı sanıyor ve öyle gösteriyor. Bazan duyuyorum ”Avrupada böylemi?” ”orada olsa böyle olmazdı.” gibi gerçek payı olmayan sözler. Burada üzeri örtülür açığa çıkmaz, mahkemeye dahi verseniz koca hastanenin karşısında örnekleri olduğu gibi hiç şansınız yoktur. Zaten yabancılardada o cesaret yoktur. Kadın doktorum bile bana olayı irdelemmemin bana hiç bir şey kazandıramayacağı konusunda beni uyarmıştı, unutun ve kimseye anlatmayın tavsiyesinde bulunmuştu. Ben yaşadıklarımı anlattıkça duymaya başladımki bir çok insan bu tür rahatsız edici durumlarla karşılaşıyor. Bu ilk değil ve sonda olmayacak, batı basınında islamiyete karşı başlatılan karalama ve sindirme kampanyası devam ettiği, islamafobi körüklendiği sürece, biz bunları hep yaşayacağız. Bu tip olaylar yüzünden zaten çökmek te olan sağlık sistemine bile güvenim kalmadı. Sözlerimi kimse yanlış anlamasın, ben yüzünü bile avrupaya dönüp yattığı zaman medeni olduğunu sanan insancıklara sesleniyorum: Eğer, medeniyet, insan hakları, inançlara saygı, höşgörü, kültür v.s arıyorsanız uzaklara bakarak gözlerinizi boşuna yormayın. Buların daha fazlası için kendinizden geriye yani kendi köklerinize bakmanız tamamen yeterli
olacaktır!
Peki yokmu bunların içinde insan evladı? Olmaz olurmu, gayet kibar ve saygılı olanlarıda var tabiki, doğumum sırasında acımı paylaşmak için elinden geleni yapan anestezist gibi, oğluma her bayram hediye veren emekli polis memuru gibi. Ama bakan herkesin göreceği gibi son yıllarda bu ve bunun gibi saygısız ve kaba tavırlar arttı malesef.
Avrupada yaşayıpta benzeri olaylar yaşadıysanız lütfen yorum veya e. postayla benimle paylaşın, belki kızgınlığım bir

az hafifler, ”Bir sinek tutup kanatlarını yoluyorum, öyle rahatlıyorumki bana benziyor diye” sözleriyle halini anlatan yıllar önce duyduğum şiirdeki gibi, belki bende rahatlarım!

Unlu Terbiyeli Kanat Izgara

İnternetten eldığım bir tarif, ama nereden olduğunu hatırlamıyorum. Ben biraz değiştirdim, aslı yağda kızarıyor ve kemiksiz tavuk eti kullanılıyor. Tabiki fırında daha hafif ve sağlıklı oldu, lezzetindende birşey kaybetmedi.

MALZEMELER:

  • 9-10 parça kanat
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • 2 diş sarımsak
  • 2 kaşık un
  • Karabiber, tuz

YAPILIŞI:

  • Kanatlar ezilmiş sarımsak, salça, tuz ve karabiberle ovulup, biraz bekletilir.
  • Un plastik torbaya konur, içine 3-4 parça kanat atılıp torba nefesle şişirilir ağzı sıkıca tutulu, sallanarak unun etlerin üzerine iyice yapışması sağlanır.
  • Tek tek çıkarılıp sallanarak fazla unları giderilir, Yağlanmiş tepsiye dizilip fırının ızgarasında alt üst çevrilerek pişirilir.

Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Dolması

Bu yıl memleketten getirmediklerim arasında patlıcan kurusuda vardı, hala pişmanlık duyuyorum. Burada her zaman aradığım gibi patlıcan bulunmuyor, bu kezde öyle oldu. Çünkü patlıcanlar ters tarafından oyulduğu için altında rahatsız edici bir şekilde koparılmayan başı duruyordu. Ve ilk defa şahit olduğum birşey oldu patlıcanlar dişlerimizi mor renge boyadı:)
Daha önce bahsettimmi bilmiyorum, Antepte zeytinyağı çok kullanılır, ama zeytinyağlı yemekler diye bir ayrım yoktur. Normal pişirdiğimiz yemeklere et veya çiçekyağı yerine zeytinyağı kullanırız.


MALZEMELER:

  • 30 adet kuru patlıcan
  • Her patlıcana 1 dolu yemek kaşığı pirinç
  • 2 tane ince kıyılmış soğan
  • 8-9 diş minik doğranmış sarımsak (sarımsak dişleri çok büyükse ona göre ayarlayın)
  • 2 kaşık salça
  • Zeytinyağ
  • Tuz, karabiber, limon tuzu veya sıvı sumak ekşisi

YAPILIŞI:

  • Patlıcanı bol suda haşlayın. Piştiğini anlamak için patlıcanı tırnağınızla kontrol edin, tırnağınızın batacağı kadar yumuşak olmalı.
  • Bütün malzemeleri karıştırarak hazırladığınız harcı yıkayıp süzdüğünüz patlıcanların içine doldurun. Patlıcanların üsten 1 parmak boş kalmasına dikkat edin ve doldururken bastırarak fazlaca sıkıştırmayın.
  • Tencereye dizdiğiniz dolmaların hizasına kadar ekşi ve tuz ilave ettiğiniz sıcak su koyun.
  • Tencere kaynamaya başlayınca üzerine ağırlık yapması için bir tabak koyun. Ocağın altını kısın ve tencerenin ağzını kapatıp pişirin.