Malatya Mutfağından Yumurtalı Yumru Köfte

Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi tüm inanların üzerine olsun. Yine aradan planlanandan çok daha uzun bir süre geçti ve ben tekrar sizlere iki kelam etme fırsatını kendime verdim.  Kendime verdim diyorum zira ortada beni engelleyecek çok şükür hiç bir durum yok. Sanırım benim koltuk tek karpuzluk, bir kaç karpuz koymaya çalışınca bir şeyler aksıyor. İşin şakası bir tarafa inşallah geçici bir durum diyerek üzerinde durmuyorum.

Memlekete dönüşümle ilgili açtığım veya bana özel kalan yorumlarınız ve e postalarınız oluyor ve herkes uyum konusunu soruyor. Onlara tek tek cevap vermeye çalışsam da buradan da halet-i ruhiyemi merak edenler için bir iki satır yazayım. Elhamdülillah bazı olumsuz düşünenlerin aksine Türkiye de yaşamaktan çok mutluyuz. Topraklarından sökülen bir bitki başka topraklarda da kök salıp yaşayabiliyor olması kimseyi düşündürmez, ama sanki doğuştan Avrupa’lı doğmuşuz da oralar her açıdan istisnasız refah beldeleri gibi algılanıp,  kimse gurbettekilerin halini sormaz. Yani biz de kendi topraklarımıza döndük, bunda neden uyum sorunu yaşayalım? Çok daha rahat, çok daha huzurlu bir ortam. Evet memleketimin insan kaynaklı bazı sıkıntılı durumları olabiliyor – aldatmayı zanaat edinmiş pazar ve sair esnaf gibi- ancak biraz daha tanıdıkça size mal satanların değil de siz kendi akıl ve iradenizle karar vermeyi öğreniyorsunuz. Tabi dürüst esnafı tenzih ederim.

Ben yurt dışına ilk gittiğimde aylarca hatta yıllarca uyum sorunu yaşadım ve kendi kapalı kapılarımın ardı hariç hiç rahat olamadım. Benim gibi bir çok arkadaşım da aynı sıkıntılı ve uzun süreci geçirdi. Çoğumuz uzun depresyonlar, takıntılar vs. gibi  psikolojik sıkıntılar yaşadık. Destek alma imkanı bulanlar terapi gördü. Yani asıl uyum sorunu gurbetçilere sorulmalı. Sonuç olarak ortada siz ne yaparsanız yapın, kendiniz olduğunuz sürece sizi kabul edip onaylamayacak, fakat bu hissiyatını eline geçen en ufak fırsatta bile sinsice dışarı vuran bir toplum var. Ya onlar gibi sınırsız olup özünüzden kopacaksınız, ya da siz  “yabancı” olarak kara kafalı kakalaklar (böcek) olarak ne kadar başarılı olsanız da size bir kulp takıp bir yafta yapıştırıp önünüze olmadık engeller çıkaracaklar. Ağırbaşlı çocukların sorunlu sayıldığı bir toplumdan bahsediyoruz. Yani ben kendime döndüm ve her gün bu kararım için şükrediyorum. Rabbim imkanı olup da cesareti olmayan herkesin yolunu hayra açsın.

Yöresel yemekler her daim iştahımı açıp daha çok ilgimi çeken yemekler. Özellikle bulgurlu köfteler Antep mutfağındaki çeşitliliği kadar Malatya gibi şehirlerin mutfaklarında da büyük yer almakta, hatta Malatya mutfağında 130 çeşit köfte olduğunu da yine arkadaşım Cahide’denin yazısında okudum. Bu gün Malatya’nın yumurtalı yumru köftesinin tarifini paylaşacağım. Tarifin malzemelerini arkadaşımdan aynen yazıyorum.

Malzemeler: ( Köfte İçin)

  • 2 su bardağı köftelik bulgur(ince)
  • 1.5 su bardağı su (ıslatmak için)
  • 5 yemek kaşığı un
  • 1 bardaktan bir parmak eksik su (yoğururken kullanılacak)
  • 1.5 tatlı kaşığı tuz

Kavurma Malzemeleri:

  • 4 yumurta
  • 4-5 diş sarımsak
  • Tereyağı ve zeytinyağı
  • Karabiber

Yapılışı:

  • Bulguru ılık suyla ıslatıp şişene kadar bekletin.
  • Kabaran bulgurun üzerine un, tuz ve su yardımıyla macun gibi yoğurun ki, bu zaten zor olmayacaktır.
  • Köftenizden fındık iriliğinde parçalar koparın ve Cahide’nin de yazdığı gibi orta parmağınız ve avucunuz arasında sıkıştırarak kuru bakla çekirdeği şekline benzeyen bir şek,il verin.
  • Tüm köftelerin şekil verme işlemi bitince kaynattığınız tuzlu suda köfteler yumuşayana kadar pişirin.
  • Köfteleri süzeğe alın ve tereyağını ve zeytinyağını kızdırıp yumurtaları kavurun.
  • Yumurtalar kendini toparlamaya başlayınca kıyılmış sarımsakları ilave edip ardından köfteleri katın ve birkaç dak. Köftelerle birlikte kavurun.
  • Sıcak servis yapın ve üzerine karabiber ve pul biber serpin.

Ayrıca benim tavsiyem yoğurtla servis edilmesidir.

Reklamlar

Cuma Yazıları / İmam-i Azam Hazretlerini Zekası

Tüm Muhammet Ümmetinin değerli cuması mübarek olsun. Bendeki bu hal her neyse cuma yazılarını bile ihmal etmeye başladım. Oysa okuyup ta cuma yazıları için ayırdığım o kadar da bekleyen yazı var. Rabbim cuma hürmetine tüm gönüllerin hayırlı dileklerini versin, içinde de bizlerin…

Bir kimse, altınlarını bir yere gömmüş fakat sonradan bu altınları nereye gömdüğünü unutmuş. Ne kadar düşünüp taşındıysa bir türlü aklına gelmemiş. İmâm-ı Âzam Hazretlerine gelip meseleyi anlatmış. İmâm-ı Âzam Hazretleri “Bu, fıkhî bir mesele değil ki sana bir hal çaresi söyleyeyim. Ancak sen git, gece sabaha kadar namaz kıl ki, nereye gömdüğünü hatırlarsın.” Demiş.

Bunun üzerine adam gidip namaz kılmaya başlamış. Gecenin dörtte birinden az bir zaman namaz kıldığı esnada altılarını nereye gömdüğü hatırına gelmiş.

İmâm-ı Âzam Hazretlerinin yanına gelip vaziyeti anlatmış. İmâm-ı Âzam Hazretleri “Şeytanın, senin gece sabaha kadar namaz kılmana razı olmayıp unuttuğunu hatırlatacağını biliyordum. Yazık sana!… Keşke sen de Allâhü Teâlâ’ya şükür için sabaha kadar namaz kılmaya devam etseydin.” Demiş.