Anadolu'dan Geldik…Antep (1)

Tüm dostları selamların en güzeliyle selamlıyorum. Henüz konuşamayan çocuklar için kullanılan bir tabir vardır “ Ağzının içi laf dolu.” derler, en azından bizim oralarda öyle derler. İşte ben de kendimi tam öyle hissediyorum. Bilgisayarın başına geçip geçmemekte epey tereddüt ettim, tatil mevsimi yokluğum arada kaynar dedim…ama sorumluluk denen şey bu olsa gerek. Ortada kısa bir süre diye verilmiş bir söz var. 2 haftalık jet tatilimizden çuval çuval hatıralarla evimize döndük çok şükür. Yediğimiz içtiğimiz bizim olmadan, gezip gördüğümüzü de anlatmak gerek. Tabi bunca şeyi bir demeye yazarsam sayfama kimse girmez bunu bildiğimden parça parça sizinle paylaşacağım inşallah.

İlk dosya sıcağı sıcağına Antep’den…Neler yedik, neler gördük, kimlerle tanıştık? 4 yıllık hasretin sonunda Antep sokakları benim için susuzluğumu gideren soğuk su misali gibiydi. Hasret kaldıklarımın yanı sıra görmeden sevdiklerimle tanışmak  mutluluk vericiydi.  Sevgili Naile ve  Rabia ile tanıştık, kaynaştık…ikisi de beklediğim gibi sıcak, içten ve hoş hanımlar. Bloglar aynı fikrin insanlarının buluşması açısından insana çok güzel ortamlar sunuyor. Onlarla sohbete gerçekten doyamadım, birkaç saat bana yetmedi ama damağımda kalan tatlı sohbetleri için güzel arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca Rabia’nın elleriyle hazırladığı dut reçeli ve Naile’nin mis kokulu el emeği için bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum. İnşallah bir daha ki sefere iki lafın değil epey bir lafın belini kırarız.:))

 Sabahın sekizinde vardığımız Antep’ de iki maharetli hanımın, ablamın ve gelinimizin hazırladığı  nefis  kahvaltıyla, Antep de yani yemeğin başkentinde olduğumuzu anladık. Ağabeyim zamanın kısıtlı olmasından dolayı dinlenme den bize kısa ama hoş bir şehir turu yaptırdı. Elinde görmek isteyebileceğimiz tarihi mekanlar, türbe ve ziyaret yerleri, halka yeni açılan kale gibi yerleri listelediği bir dosya ile bize belki 40 derece sıcaklığa rağmen çok güzel saatler yaşattı. Bazen ağladık bazen hayretleri içinde kuş bakışı Antep’in güzelliklerini seyrettik.

İlk durağımız Pişirici Kastel’i idi…dışarıdaki sıcağa rağmen Kastel’in merdivenlerinden inerken yüzümüze vuran serinlik, ecdadın iklim koşullarına  bizden çok daha kalıcı çareler bulduğunu düşündürdü.

Kastel kelime olarak suyun bölümlere ayrıldığı yer anlamına geliyor. Gaziantep’e özgü kasteller eskiden şehrin su ihtiyacını karşılamak için farklı yerlerde bulunan su kaynaklarını, açılan kanallarla şehrin altında belirli yerlere yönlendirilerek halkın hizmetine sunulduğu yerler. Evler ve camiler yer altındaki bu su kanallarının üzerine veya yakınına inşa edilerek su kanallarına kuyular açılarak günlük yaşam için su temin edilirmiş. Pişirici Kasteli şehrin en kapsamlı kasteli olarak öne çıkar. Orta da bulunan çift bölmeli havuzun etrafında küçük hazneler sıralı olup mescit, çimeklik (Yıkanma bölümü) ziyaret yeri ve hela bölümleri mevcuttur. Bulaşık, çamaşır ve yün yıkamak amaçlı da kullanılan kasteller, sıcak mevsimlerde evlerde açılan su kuyularına sıcaktan korumak için kimi erzaklar asılarak soğutma amaçlı da kullanılırmış. Yani bir çeşit buzdolabı olarak…

Üsteki havuzların etrafında bahsettiğim hazneler görülüyor. Resmi çektiğimiz tarafada ise dinlenme yeri ve kayaya oyulan mihrabıyla harika bir mescit var. Resmi aşağıda…

Sonraki durak Gaziantep Savaş  Müzesiydi. Ablamın “Görsen gözyaşlarını tutamazsın!” sözünde ne kadar haklı olduğunu anladım. Ayrıntılı bilgiyi bağlantıyı tıklayarak okuyabilirsiniz. hatta okumakla yetinmeyin, 3 boyutlu sanal bir tura çıkın. İnanın çook beyeneceksiniz.  İşgal altındaki sefaleti, bakır tabaklardan yapılan sahan bombalarını, tak takı denilen ve taramalı tüfek sesi çıkaran, amacı sadece düşmanı korkutmak olan aleti ve en son sesli anlatımla ve kronolojik panolar eşliğinde  tamamen gerçek olaylarla ve resimlerle hazırlanan sunumu gördükten sonra ben onlarla gurur duydum. Ama onlar bizim halimizi görse ne derdi bilemem!

Bu ev H. Hüseyin Nakıpoğlu tarafından Antep belediyesine hibe edilerek bu hale getirilmiş. Antep’ de tarihin tozlu sayfalarına amaçlı olarak gömülmek istenen tarihi ve milli değerlerimizin simgesi mekanların, restore edilerek halkın ziyaretine açılması Türkiye de gerçekten bir şeylerin değiştiğini düşündürdü. Artık büyük koltukların bir kısmında tarihimize sahip çıkan vatan evlatları oturuyor. Rabbim onlardan razı olsun. Bir Antepli olarak yıllarca Antep kalesini ilk kez bu yıl gezmiş olmam, beni geleceğe yönelik daha da umutlandırdı. Bu halka geçmişini unutturamadılar ve unutturamayacaklar inşallah.

 

Antep harbinde Faransızların şehrin etrafını kuşatması sonucu açlıkla yüzyüze gelen halk, leğenin içinde görünen acı zerdali çekirdeğini öğüterek tüketmiş.

 

Üstde ön cepheden görünen eski ev, yeni müzenin bodrumuna inen merdivenleri… Aşağıda bizleri nelerin beklediğini hiç bilemeden bu merdivenleri adımladım. Cam bir yürüme paltformu üzerinde gezdiğimiz ve platformun altında çeşitli tarih kokan eşyaların sergilendiği müze görmeye değerdi. Sanırım savaş sırasında halk ellerinde kalan her türlü malzemeyi savunma amaçlı silahlara dönüştürmek için bu tür bodrumları kullanmış. İçeride resim çekmek yasaktı ve resimleri için üsteki bağlantıya göz atmalısınız.. Resimli anlatımı dinledikten sonra çocukların yerden kurşun parçaları topladıkları, derme çatma tüfek yapılışı, direnişin en can alıcı sahneleri tarih penceresinden çıkmışcasına karşımızdaydı.

Reklamlar

24 thoughts on “Anadolu'dan Geldik…Antep (1)

  1. Hosgeldin sefalar getirdin sevgili Lavantin,
    4 yil…. çok uzun bir hasretlik 😦

    15 gunde olsa iyi gelmistir bu tatil 🙂

    resimleri merakla bekliyorum
    selametle kal canim

  2. Hoşgeldin Lavantin ya da hoşgittin mi demeliyim 🙂 Çok kısacıkta olsa çok iyi gelen bir tanışma oldu bizimkisi. Ben de doyamadım ama madem ki ufukta Türkiye var, başka bir zamanda yenilenmesi neden olmasın?

    Sevgiler..

  3. Lavantin cim,

    Hoşgeldin canım, tatil bir çırpıda bitmiş gibi değil mi? Antep fooğraflarını bekliyorum merakla:) Aslen Antep li misin? Ben K. maraş ve Antep e gitmeyi çok isterim, yemek kültürü açısından süper zengin bölgeler, şanslısın canım, Sevgilerimle…

  4. Lavantin cim,

    Acaba Almanya nın iklimi böğürtlen yetiştirmek için uygun değil mi?
    Benim gözlemlerime göre böğürtlen yetiştirmenin hiç bir zahmeti yok, bahçenin gölge bir köşesine ektiğimiz 2-3 fidan öyle iştahlı büyüyor ve öyle iri meyveler veriyor ki maşaallah, sadece çimenler sulanırken onlar da sudan nasibini alıyor, o kadar ! İlaçlama ya da gübreleme yapmadık bile…
    En güzel tarafı da hepsi birden olgunlaşmıyor, bir salkımda kırmızıların yanında siyah olgunlaşmış böğürtlen bulmak baştan çok şaşırtıcı geliyordu bana:))
    Her sabah, böğürtlen fidanını ziyaret ediyoruz, olgunlaşanları topluyoruz, ertesi sabah tekrar aynı işlem. Böylece hiç ziyan olmuyor, hemen değerlendiriyorum, çoğunlukla taze meyve suyu yapıyorum, reçelini, marmelatını ve bu yıl ilk defa yapmayı düşündüğüm pastalar için böğürtlen sosunu da en kısa sürede yapıp paylaşacağım inş.
    Bahçen varsa, bir köşesine denemek için fidanını ekmeni tavsiye ederim, sevgilerimle…

  5. Ve aleyküm selâm Lavantin hoşgeldin :)4 senelik hasreti, özlemi, 2 haftaya nasıl sığdırdın? Bende nasip olupta gidersem en az 1 ay kalıcam innnnşşallah 🙂

    Açıklamalı fotoğraflarını merakla bekliyorum, selam ve dua ile…

  6. Sevgili Lavantin, bu post eklendiğinde resimlerle anlatım yoktu değil mi? Yoksa benim mi yanlışı var? Yazını okudum yorum bıraktım gittim şimdi döndüm baktım resimler, tarihi mekanlar var şaşırdım.

    Antep merakımı çekti gidip gezmek görmek lazım, ne kadar güzel bir yermiş meğer bihaberiz… çok teşekkürler bu paylaşımın için

  7. Mihriban, aynen dedigin gibi… Annem “Bir günün beyligi de beylik.” derdi, cok dogruymus.

    Sevgiler…

    Hosbulduk canim…

  8. Hos gittim hos buldum Naile… Insallah tekrarlariz. Bu defa belki Konya da…

    Selametle…

    Hosbulduk Rana…

    Mine, aslen Antep liyim ve Antep de dogup büyüdüm. Antep de Maras da görülesi sehirler. Doya doya gezmeni ve tavsiye ederim. Alacagin kilolari göze almalisin tabi.:))

    Bögürtlen buralarda yol kenarlarinda filan yetisiyor ama nedendir bilmem cok pahali satiliyor. Kendin toplamak istesen asagidakilere sarhos ve köpeklerin kirletmis olma ihtimali cok büyük. Yukari dallara ulasmak icin elin kolun parcalaniyor, bögürtlen calilari insan boyundan yüksek. Hasili kelam biz bögürtlen yiyemiyoruz. Bahce de yetistirme imkanim da yok.

    Sana afiyet seker olsun canim.

    Selametle…

  9. Jibek, ufukta kesin dönüs olunca bu yil gitmeyi bile düsünmüyordum. 2 haftaya sigmadi ama bin sükür. Ayaklarimin sisi inmeden geri döndüm. O kadar ziyaret ve gezmeyi iki haftaya sigdirinca ayaklarim iflas etti.:(

    Sen de hayirla git ve dön…

    Rana haklisin resimlerde problem cikinca sonraya birakmistim.

    Antep inan gezilecek bir yer. Tarihiyle, carsilari ve yemekleriyle mutlaka görmek isteyeceginiz türden.

    Sevgiler…

    Güzel oldugu icin anlatmak zor olmadi Süheyla. Urfayi görmeyi ben de cok isterdim. Dogunun en güzel sehirlerinden biri oldugundan baska sey bilmiyorum hakkinda.

    Muhabbetle…

  10. Sevgili Lavantin,sag salim evinize döndügünüze cok sevindim,hosgeldiniz…

    Kesindönüs ypacaginizi okudum,ne güzel.insallah bir gün ani bir kararla bizede nasip olur,cok ama cok isterim,hep o ümitle yasiyorum,bakalim,yinede herseyin hayirlisi,

    sevgiler size ve ailenize….

  11. Merhabalar arkadasim, seninle bende kendimi Antep e gitmis gibi kendimi hissettim.
    Ne güzel yazip ne güzel anlatmissin. Naile ile bulusmanda da cok sevindim, cok sicak ve samimi bir arkadas, bende 3. ayda gittiyimde tanistim, keske vakit olsaydi da uzun uzun konussaydik.
    Burda hangi sehirde kaliyorsun. Almanci arkadaslarda bulusmaya basladi, belki bizede kismet olur, sevgiler…

  12. Canım ne güzel gezmişsin, bizde gezemesekte bir kısmından haberdar olduk..:(

    Darısı başımıza ne diyelim..:)

    Hayırlı kandiller, sevgiler

  13. Rabbim, miracımız olan gözümüzün nuru namazımızı külfet olarak değil nimet olarak görenlerden eylesin,onda ki huşu lezzetini her daim almayı ve namaz hediyemizin kıymetini bilmeyi hepimize nasip etsin(amin).

  14. Rabbim!
    Canlıların hayatları Senin muhabbetinin parıltılarıdır.
    Ebedi ihya eyle bizi.

    Göğün ışıkları kuşların cıvıltıları Senin tarafından sevildiğimizin habercisidir.

    Sevdiklerinden eyle bizi.

    Ruhumuza tattırdığın şefkat ve muhabbetin en saf mutluluğumuzdur.

    Vuslatını ebedi tesellimiz eyle.
    En Sevgilinin(sav) bizim adımıza Sana yakarışı en büyük ümidimizdir,hatırına bizi de kulun kabul eyle…

    Bu gecenini feyzi ve bereketini içimize çekmeyi,dualarda,yürek yüreğe buluşabilmey,ziyadesiyle istifade edebilmeyi nasip eyle..

    Hayırlı kandiller , hoşgeldiniz gülüm ..

    Fotoğraflar , kelamlar nefis , yüreğinize sağlık..

  15. Merhabalar Lavantin,
    Tanşmak gerçekten güzeldi. Çok sevindim, umarım bir sonrakine ben seni ağırlarım. Sevgiler.

  16. Rabia, benim icin de güzel ama kisa bir keyifti. Insallah bir dahakine dahhakine…

    Selam ve sevgilerimle… Unutmadan, recel cok nefis olmus, ellerine saglik. Sayende ilk kez dut receli tattim.

  17. Allah razi olsun Evrim, iyiyim sükür. Sen nasisin görüsmeyeli?…

    Selametle…

  18. sizi yeni keşfettim daha doğrusu antep sevdam yeni başladı ellerinize sağlık antep yemeklerinizi gönül rahatlığıyla deniyorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s