Cuma Yazıları-Yaşayan Herkesin Yolu Fıtrata Çıkar

Cumanız mübarek ve bereketli olsun..

Son zamanlarda beynimde bir çok konu uçuşuyor. Bu konuların çıkış noktası farklı gibi görünse de vardığı veya varması gereken nokta hep aynı.

Eminim bir çoğumuz alevlenen sağlıklı ve doğal yaşamla ilgili tartışmaların etkisinde kalıyoruz. Hatta etkisinde kalmaktan ziyade beynimizin süngere dönüştüğünü hissedip çaresiz boş gözlerle takip ediyoruz bu tartışmaları…

Sağlık sunan bitkisel reçeteler, genetiğiyle oynanmış gıda çıkmazı, çemberinden kurtulamadığımız hastalıklar, artan kilolar ve güya zayıflama diyetleri… Ve kimsenin pek de önemsemediği sağlıklı yaşam ve fıtrat ilişkisi.

Ben otu kökü içmeeem! Hap yok mu hap?

Bir zamanlar bitkisel reçeteleri güdümlü kafalarla “Koca karı” ilaçları suçlamasıyla adeta lügatimizden silmeye çalıştık. Geçmişten gelen tedavi yollarının bir çoğunun yıllar içinde deneme yanılma yoluyla kazanıldığı gerçeğini sildik beynimizden. Bizlerden çok daha sağlıklı olan ecdadımızın göz dolduran fiziki görüntüsü, yaşamdaki başarıları, aile ve toplum yaşantısındaki dengesini de görmezden geldik. Şimdiyse hastalıklı yaşantımızın çaresini bu hastalıklı yaşantıyı düzeltmeden, yine bitkisel reçetelerde arıyoruz. Bu yaşam tarzının getirisi olan sıkıntılara sıra gelmesi için önce bu benimsediğimiz yanlış tarzın tedavi edilmesi gerekir.

Yandım Allah! Mısır yerken ağzım yandı biber misin be mübarek?

Gıdaların genetiğiyle oynanamaya neden ihtiyaç duyuldu? Artan tüketim çılgınlığına cevap için daha fazla verim mi? Doymayan gözlerin bire bin alma çabası mı? Yoksa, Dünya vatandaşları ruhen ve bedenen ne kadar çürürse o kadar işime gelir düşüncesi mi? Cevabı ister bunlar, ister başka ister hepsi birden olsun sonucu bizim azla yetinmeyip de daha,daha, daha istememize çıkar.

 Hastayım hasta her yerim hastaaa!!!…

Artık hastalık deyince de aklımıza yaşını başını doldurmuş insanlar gelmiyor. Otuz yaşına varan herkes hastalıklar kaderi gibi kanıksıyor. Daha küçücük evlatlarımızın şeker hastalığı, kalp rahatsızlıkları, obezite ve bağlı hastalıklara yakalanmaları bizi artık şaşırtmıyor! Daha alerjik, daha kilolu, güya modern hayatın dayattığı gibi daha hantal olduk. ( Tüket ve daha rahat yaşa mantığı.) Çocuklarımız güven için de sokaklarda oynayıp enerji fazlalarını atamıyor, bedensel gelişimlerine yardımcı olamıyorlar. ( Yine inanç ve gelenekten şaşmamızın insan psikolojisi üzerindeki etkileriyle sıfırdan türeyen sapıklıklar…) Biz anneler canımızın canı evlatlarımızı acımadan hazır ve katkı maddeli gıdalarla besiliyor, kontrolsüzce bilgisayar başında aşındırıyor, aşırı himayeci yapımızla onları tembel ve çelimsiz karakterlere dönüştürüyoruz!

Peki bu zararı sadece çocuklarımıza mı veriyoruz? Elbette hayır. Bizim bilinçsiz ve pervasızlığımız tüm topluma direk veya dolaylı yoldan zarar veriyor. Satışa sunulan her şey cazip, geleneksel olan her şeyi Batılı yaşantıya uymuyor diye hayatımızdan çıkarırsak bu hastalıkların, sıkıntıların sonu gelmez elbette. Yaşantımıza anne ve ninelerimizin o öcü (!)gibi gördüğümüz yaşantılarından faydalı örnekleri katsak fena olmaz herhalde.

Pazartesi diyete başladım salı bozduuum!..

Bir çok isim altında çoğunun bilimsel gerçekle bile alakası olmayan sağlıklı yaşam ve zayıflama diyetlerinin hayatımıza getirilerini bir düşünün. Aslında işin kökü genetik yatkınlığı, vücut yapısı ne olursa olsun her kadın çubuk gibi olması gerektiği dayatması. Dayatma kelimesini bilinçli kullandım, çünkü dayatma illa silah zoruyla olmaz. Modern dünya da bu işler için artık çok başka yollar kullanılıyor. Kitlelerin bilinçaltını etkilemek, ona bir şeyi dayatma yapmadan dayatmak yazılı ve görsel basının sayesinde gerçekleşiyor. Bir taraftan süper marketler senin al, al, al… Diğer taraftan 34 bedene kadar düşen kadın elbise bedenine girmeye çalışacaksın ( Anneler 8 yaşındaki kızlarıyla aynı bedene giremeye çalışıyor neredeyse!) modaya uy!  Hastalanırsan ilacın bizden… Kiloların için biz sana diyetler yazar, zayıflama ilaçları üretiriz. Olmazsa tam teşekküllü hastanelerimiz emrine amade gel ve fazla yağlarından (!)kurtul! O da olmazsa  “Kişisel gelişim” (!)  l kurslarımıza katıl kendinle ve kilolarınla barış. ( Seni bu hale getiren biz değiliz ki ,zaten sen hazırdın biz sana yol gösterdik sadece.) Bu mantık size de hiç yabancı gelmiyor olmalı…

Bize düşen verilen her şeyi modernitenin getirisi baş tacı mantığıyla algılamamak. Bizim yol haritamız bizden olmayan toplumlar olamaz. Kendinden başkası gibi olmaya çalışan kendini de kaybeder.

Bizler incecik olmak zorunda değiliz. Biz gelecek nesillerin anası, bir uygarlığın medeniyetin devamıyız. Bizim görevimiz kendi hayat yoluna, kendi değerleriyle devam edebilecek bir nesil bırakmaktır. Bizler Müslüman Türk anneleriyiz, ağırlığımızı, zenginliğimizi bilelim.

Bütün bunlardan-yazının son unu okumayan eşimin çıkardığı gibi- doğal ve sağlıklı olan gıdalardan istediğimiz kadar yiyelim, biz zayıf olmak zorunda değiliz sonucunu çıkarmayın. Bütün bu çabalar gerek yok diyorum, yol rehberle kolaylaşır. Rehber edinmeyen bilmediği yolda kaybolur. Bizim rehberimiz bizi yaratanın çizdiği yol. Yani söze nereden başlarsak başlayalım sonu fıtrata çıkar. Efendimizin yaşantısını kendi hayatımıza giydirsek ne diyetler, ne hastalıklar- Allah’ dan gelen baş tacı, benim sözüm, yanlışların getirdiği rahatsızlıklar- ne huzursuzluklar ne dertler kalır geride? En azından biz kendi kullanma kılavuzumuzun talimatlarına göre yaşadık, değerlendirmeyi “O” yapacak deyip ruhen bir rahatlık duyarız.

Var olan gerçekleri bilim “Bulduum!” diye bağırmadan da görelim lütfen. ( inanç bilime elbette karşı olamaz ama biraz seçici ve bilinçli yaklaşalım. ) Bu günün bilimsel gerçeği bir kaç yıl sonra geçersiz ilan edilebilir veya belirli çıkar çevreleri tarafından maniple edilebilir ve edilmekte… Bilimin bulduğu ve bulacağı gerçekler açıp bakın bizim rehber kitaplarımız da zaten var. Bırakın bilim bizden alsın hayatın sırrını biz onda arayana ve yanlış sapaklarda kaybolana kadar…

Reklamlar

8 thoughts on “Cuma Yazıları-Yaşayan Herkesin Yolu Fıtrata Çıkar

  1. Merhaba Lavantin,rahmetli babam Marasli ama Antep yemeklerini her zaman daha hafif ve leziz bulmusumdur.Kabaklamayi hemen denemek isterim.Hicri yilin basladigini yazmissin sagol insan unutuyor bazen.Senin cuman da hayirli olsun ve muharrem ayindayiz,asure zamani gecti mi? Yoksa hala yapbilirmiyiz? Hos dagitacak kimsr de yok ama…
    Viyana dan Tuba

  2. Sevgili Tuba, Marasli veya Antepli bir baba demek yemeyin keyfini cikarabilen bir baba demektir ayni zamanda.:)

    Evet Muharreme eristik cok sükür…Ve bu gün yani araligin 26 si asure günü… Insallah bu gün asureyi yapip bu güzel sünneti yerine getirecegim.
    Verecek cok insanin olmamasina da üzülme, biz gurbetcilerin kederi bu. Evin de o havayi yasatman bile güzeldir.

    Hayirli güzel güneler dilerim.

  3. Öncelikle belirtmeliyim ki yazın çok güzeldi.bizi bir kalıba sokmak isteyenlerin ve çıkardıkları uyduruk ilaçların,ürünlerin oyuncağı olmamak lazım.
    Bir de nacizhane bir hatırlatma,aşure gününde aşure yapmak bir sünnet değildir.Bu günle ilgili peygamberimize atfedilen bir çok uydurma hadis var.Oysa sahih kaynaklarda bunlara hiç rastlayamıyoruz.Bilirsin halk olarak Ayetleri, sünnetleri arkaya atıp,örf ve adetleri öne çıkarmayı, ayetmiş gibi ayakta tutmayı pek severiz.
    Rabbim doğruluktan ayırmasın.her bir işi yerli yerince yapmayı nasip eylesin…

  4. Cahide, senin fikrin önemlidir benim icin karedesim… Begendgine sevindim.

    Canim, asure bildigin gibi Hz. Nuh a.s in sünnetidir ve ondan bu yana yasatiliyor cok sükür. Kastim Efendimizin sünneti oldugu degildi zaten. Ama Allah razi olsun yanlis anlasilabilecegini hatirlatmis oldun.

    Muhabbetle…

  5. Canım maaşallah biz iki kelamı bir araya getiremiyoruz sen döktürmüşsün bu da bir kabiliyet tabi..:)

    Eskiden osmanlı kadını derlermiş güçlü kuvvetli yapılı anlamında kullanılıyor , şu anki ideal ölçülerden farklı olarak…

    paylaşım için sağol sevgiler…

  6. Harika bir yazi! Sessiz takipciydim ama bu güzel yaziya yorum yazmamak olmaz dedim.

    Allah yar ve yardimciniz olsun.

  7. girizgahı son yazınıza yaptıktan sonra bu yazınıza da şununla küçük bir katkıda bulunmak isterim:
    “Allah’a en sevgili olanınız; az yiyenleriniz, vücut bakımından da hafif olanlarınızdır” (Kenzü’l Ummal 3/7084)
    kendimize sünneti her yönüyle benimsetip hayatımıza işletebilirsek hayatımız güzelleşir, her konuda en iyi en orta yol Efendimiz’in hayatında ve sözlerinde belirtilmiş değil midir..
    değindiklerinizin her biri birer acı gerçek,
    içinde bulunan biri, bir tanık olarak sağlık üzerinde oynanan oyunların haddi hesabı belli değil cümlesini kurabilirim…
    Allah hepimize hidayet etsin, istikamet versin başka ne denir…

  8. Handenur, öncelikle seni tanıdığıma gerçekten mutlu oldum.
    Senin gibi sektörün bir ucundan tutan biri olarak bir çok bilgiye sahip olmalısın. Ve tabı ki acı gerçeklere… Biz bilinçlenmediğimiz sürece bu avcıların avı olmaktan kurtulamayız.
    Çaresi aslımıza dönmek.

    Sevgilerimle canım…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s