Cuma Yazıları – Eski Ailemiz, Yeni Ailemiz…

  Mübarek  zilhicce ayının bu ilk cumasının tüm dostlara hayır ve bereket getirmesini dilerim. Bu ay yapılacak her ibadet sair günler den çok çok faziletlidir.  Zilhicce ayın da yapılacak ameller için burayı  ziyaret edebilirsiniz.

Eski aile yapımızda, her evlenenin ev açması gibi bir sorun yoktu, ama yeni aile yapımızda var… Daha kız isteme safhasında dayatılıyor bu konu: “Kızımız ayrı oturacak”…

Böylece evlilik Peygamberimizin tavsiyesinin tam tersi istikamette zorlaştırılıyor.

“Ev alınacak (ya da kiralanacak), dayayıp döşenecek, perdeler şöyle, halılar böyle, mobilyalar filanınki gibi gösterişli olacak!”

Hiçbir şey ihtiyaca göre seçilmiyor, her şey “gösteriş” tutkumuza ayarlı! Maksat “Filanın kızına ne masraflar yaptılar” densin.

Yeni bir ev açmak, beyaz eşya almak, dayayıp döşemek dünya para… Dün de söylediğim gibi, bu parayla bir aile hiç çalışmadan birkaç yıl rahat rahat geçinebilir. Borç harç denkleştiriliyor, çaresi yok. Denkleştirilirken de aile tükeniyor. (Bazı bölgelerimizde bir de “başlık parası” belası var ki, akıl-mantık kitabına sığdırmak mümkün değil).

Gerçekten de eskiden böyle bir sorunumuz yoktu. Evlenen çiftler anne babalarıyla oturur, onların deneyimlerinden yararlanarak yeni durumlarına alışırlardı. Anne babanın nezaretinde “annelik”, “babalık” öğrenirlerdi.

Evlâtları tarafından terk edilen yaşlı ana babalar, ahir ömürlerinde “namerde muhtaç” hale geliyorlar. Kendilerini itilmiş, atılmış, terk edilmiş hissediyorlar. Tabiatıyla da mutsuz oluyorlar.

Durum gençler açısından da kötü aslına bakarsanız. Eskiden yeni aileler, ailedeki yaşlıların gözetimi altında kurulurdu. Deneyimsiz gençlerin zaman zaman geçirdiği sarsıntılar aile büyüklerinin sevecen müdahaleleriyle boşanmaya varmadan onarılırdı.

Şimdiki evlerde yaşlılar yok. İki tecrübesiz gencin oluşturduğu aile kurumu, ilk duygusal kavgada dağılabiliyor. Yani yaşlılarla aynı evi paylaşmak avantajlıdır… Bu avantajları şöyle sıralayabiliriz…

1. Genç evliler için ev arama zahmeti ortadan kalkar… Aileler bir sürü eşyaya para harcama derdinden kurtulurlar. (Eşyaya verilecek para daha önemli işlerde değerlendirilir).

2. Kurulu bir düzen olduğu için, gençler, yeni düzen kurmaya vakit ayırmazlar. (Dolayısıyla daha ilk günlerde yıpranmaz, yorulmazlar. Tabii bunlardan kaynaklanacak kavgalara da girmezler).

3. Gelin hanım kocasının sevdiği yemekleri bizzat kaynanasından öğrenme imkânı bulur. Annesinin oğluna nasıl davrandığını gözlemler ve zaman içinde bunları uygulayarak kocasını kendisine bağlar.

4. Yemek ve temizlik gibi önemli iki büyük derdi olmayacağından, kocasıyla rahat rahat gezmelere çıkabilir. Eve ayıracağı zamanı kocasına, (sonra da) çocuklarına ayırabilir.

5. Anne-baba kanalıyla da eve para girdiğinden (emeklilik vesaire), yeni evliler geçim sıkıntısı çekmezler.

6. İşten atılma korkusu hayatlarını cehenneme çevirmediğinden, mutlu olma ihtimalleri artar.

7. Aileye kaynana ve/veya kayın peder kanalıyla da para girdiği için, gelin hanım çalışmak zorunda kalmaz. Damat bey, aynı gerekçeden dolayı ikinci bir işte çalışmayacağından vaktinden önce çökmez. Tüm vakitlerini birbirlerine hasrederler.

8. Damat zaman zaman iş icabı geceleri de çalışacak yahut seyahatlere çıkacaktır. Bu durumda, evde anne-baba yoksa, gelin hanım yapayalnız kalır. Özellikle evliliğinin ilk yıllarında, alışmadığı bir muhitte, hatta kentte yaşadığı için yalnız kalmaktan ölesiye korkabilir. Korkusu sinirlerini bozacağından, başka biçimde eşine yansıtabilir. Böylece yeni ailenin ilk kavgaları başlayabilir.

9. Çocuklarıyla aynı evde oturan anne babalar, mutlu olurlar. Onların mutluluğu genç evlileri etkileyeceğinden tüm ailede mutluluk havası eser.

10. Hamilelik döneminde, deneyimli bir insanın ailede varlığı, ilk çocuğuna hamile olan genç bir gelin için büyük güvencedir. Eğer ailede tecrübeli biri yoksa, geçici süreler için yine annelerden yardım istenecek, böylece iki taraf da mecburen alışmadıkları ortamı paylaşacak ve büyük ihtimalle huzursuz olacaklardır. Bu da zaten stres içinde olan hamile gelini daha büyük bir strese sürükler.

11. Çocuklar, büyüme çağında, yalnız anne-babaya değil, dede ve nineye de muhtaçtır. Pek çok hayat dersini onlardan alırlar. Dede ile nine kavramı belli yaşlardaki çocuklar için bir sığınaktır. Annenin yersiz öfkelerinden ve zaman zaman şiddete varan çıkışlarından kaçan çocuk, dedesine yahut ninesine sığınır. Her biri hayattan alınma masalları, kıssaları, hikâyeleri ve hatıraları onlardan dinler. Hatta çocuklar, çıkarsız sevmeyi, yaşlı yakınlarını severek öğrenirler.

12. Anne-babaya sevgi, saygı; anne-babayı koruma, kollama, gözetme ve mutlu etme, zaten Allah’ın emri, Peygamber’in kavlidir. Bu itibarla ibadettir.

Demek oluyor ki, yaşlı anne ve babalarımızın yüreği cennetin kapısıdır. Onların yüreğine girmek demek, cennette gitmek demektir.

Yazının tamamını Yavuz Bahadıroğlu köşesinden okuyabilirsiniz.

Reklamlar

10 thoughts on “Cuma Yazıları – Eski Ailemiz, Yeni Ailemiz…

  1. Selamün aleyküm kardeşim,seninde cuman ve zilhiccen mübarek olsun.Rabbim bu güzel günlerin kıymetini bilenlerden eylesin bizleri.Yaşlı ve bebek olan olan eve bela inmezmiş.Fakat Rabbim anne babalarımızın düşkün halleriyle imtihan etmesin bizleri onlarıda bizleride sağlıkla yaşatsın inşaallah….

  2. sevgili lavantin ben babaannemlerle büyüdüm yani yazıda bahsedilen aile kavramı bizim içinde büyüdüğümüz ortamdı. Sorunlar yok değildi vardı tabii ki ama faydalarını çok gördük.Geçenlerde kayınvalidemle konuşuyorduk da kendisi yaşlanınca huzur evine yerleşeceğini söyledi.
    Ben bu durum karşısında gülsem mi ağlasam mı bilemedim, zaten ev oturmasına bile zorla geliyorlar birkaç ayda bir… Bunları niye mi söylüyorum bilmem yarama dokundu sanırım bu yazın. Galiba avrupa ile asya arasında sıkışan kıtamız insanları, ikisininde iyi yanlarını alacaklarına ikisininde onaylanmayacak taraflarını seçiyorlar. Ziyarete gitmemin birilerini helede evlatlarını rahatsız edeceğini düşünen bir çok insan tanıdım İzmir’de kaldı ki beraber yaşamak.
    Çocuklarımın elinden tutup huzur evine babanne ziyaretine gitmemi bekliyorlar.Kaldı ki beraber oturmak 🙂
    Lafı çok uzattım farkındayım ama son olarak Yavuz Bahadıroğlunu tebrik ediyorum bu pozitif bakış açısından dolayı.

  3. Canım geçen gün sorduğun soruyu tam anlayamamışım sanırım, kardeşimle konuşurken çıktı ortaya..:)

    İsim alma işini kardeşim yaptığı için ona sordum sorunu…

    http://isimtescil.net/ bu adresten almış burada kişisel bilgilerini gizleme seçeneği mevcutmuş..:)

    sevgiler..

  4. % 100 katiliyorum. ufak tefek sorunlar ciksa da kayin peder ve kayin validenin evde olmasi ayri bir samimiyet getiriyor tum aileye.

  5. merhaba bende endonezya dan yasemin. blogunuz yemeek tarifleri icin takip ediyordum. ama yazilariniz da cok guzel. bana da beklerim

  6. Cahide, annem “En agir et insan eti.” derdi bakiminin ne kadar zor oldugunu anlatmak icin.
    Elbette düsen büyüklerin bakimlari cok zor olsa gerek. Ama nasilki anne babalar cocuklar kücükken madden ve manen her türlü derdini cekiyorsa bizlerde onlari birer bebek gibi olduklarin da cekebilmeliyiz.

    Rabbim kimsenin merhametini elinden almasin.

    Sevgili Makbule, sen sansli cocuklardandin demekki. Benim de cocukken dedem cok yakinimizda oturuyordu ve ben onu coook severdim. Madden ve manen bana verdiklerini asla unutamam.

    Özellikle evladini düsünen ailelerin cocuklarini dede, nine sevgisinden mahrum etmemeleri gerekir. Bir cocuk icin dede ve ninenein anlami cok cok büyüktür. Biz anlasamasak da cocuklarimiz icin fedakarlik gösterebilmeliyiz. Kadiki büyükler evin bereketi, onlara bakmak bizlerin boynunun borcudur.

    Muhabbetle…

  7. Rumma, ben de unuttum bak onu…:) Yanlis anladigini yazip tekrar soracaktim güya.:))

    Cevabin icin tesekkür ederim.Sanal ortamda gercek bilgilerin olmasini cok yanlis buluyorum.

    Sevgiler canim…

    Yasemin, cok haklisin… Herkes icin aslinda daha iyi olan bu ama bizler fazlaca rahata alismisiz.
    Ben kayinvalidem cocuklarim üzerindeki emeklerini hic unutamam. Cocugum oldugunu bile ikinci cocukta fark ettim desem yalan olmaz.

    Ilk cocugumum her türlü sikintisinda cok desteklerini gördüm. Hastalaninca bile bana ” Sen git dinlen biz bakariz.” deyip doktor vs. herseyiyle ilgilenirlerdi.

    Selametle…

  8. Sevgili Lavantin Hanım,

    Sitenizi zaman zaman takip ederim, hem yemeklerinizi hem de sohbetinizi çok severim. Bir zamandır takip etmemişim demek ki, bu yazınıza bir yorum yapma gereği duydum. Ne kadar olumlu düşünüp olumlu yazıyorsunuz. Peki ya olumsuz yanları hiç mi olmaz? Düşünelim bakalım;
    1. Konakta yaşamıyorsanız 3+1 veya 4+1 evde minimum 5 kişi, ilerleyen yıllarda bu sayı artabilir, bu çocuklar nerede ders çalışır, genç çift birbiriyle mahrem zaman nasıl geçirir?
    2. Kurulu düzen – adı üzerinde- kurulu düzendir, yeni bir yorum getirmeyi bırakın, mutfaktaki bir eşyanın yerini değiştirmek bile sorun olabilir
    3. Bunun için aynı evde oturmaya gerek var mı? Bir de gelin hanımın kendi evinden öğrendiği yemekleri de kocasıyla paylaşması, tattırması daha büyük bir zenginlik değil midir?
    4. Hakikaten çok olumlu bir bakış açınız var, peki “eve gelin geldi” rahatlığıyla bu işlerin çoğunu gelin hanıma yıkan kayınvalideler sizce de daha fazla değil midir? Üstelik ben kayınvalidemle birlikte yaşasaydım daha genç biri olduğum için onu yormayı istemezdim, ayıp olacağını düşünürdüm. Kendi evimde eşimle birlikte daha az titizleneceğim bir standard makbulken “kurulu düzende” standardlar düşmemeli malum.
    5. 6. ve 7. Bence anne-baba parasına güvenip evlenmemeli gençler, bu daha sonrası için bir tehdit unsuru olabiliyor. İyi zamanlarımızı nasıl geçiriyorsak kötü zamanlarda da desteğiz eşimize. Karı koca çalışmanın bir avantajı da eşlerden biri işini kaybettiğinde ötekinin destek olması değil mi?
    8. Beraber oturmuyorsak böyle zamanlarda birbirimizde misafir kalmayacak kadar mesafeli mi olmalıyız?
    9. Burada bahsettiğiniz anne babalar gördüğüm kadarı ile hep erkek tarafı, peki gelin hanımın anne babası ne yapsın? Diyelim ki kızın annesi babası ile beraber yaşıyorlar bu sefer damat bey “içgüveysi” rahatsızlığını ne yapacak?
    10. Özel zamanlarımızda her zaman anne-babalarımıza ihtiyaç duyuyoruz, Allah (c.c.) onları başımızdan eksik etmesin.
    11. Buna söyleyecek bir söz bulamıyorum, annenin çocuğuna olan öfkesi ve şiddetini hiçbir zaman tasvip etmeyeceğim. Ancak bunun da ilacının beraber yaşamak olduğunu düşünmüyorum.
    12. Geldik son maddeye – bizim özel zamanlarımızda onların desteğine nasıl ihityaç duyuyorsak, onların da bizim desteğimize ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmamız gerekir.

    İdeali bence yeni çiftlerin hem kız hem de erkek tarafına yakın bir evde oturması ve irtibatı kesmeden ancak kendi özel alanlarını da koruyarak yaşamalarıdır. Lütfen bu yazımı bir eleştiri olarak değil de “bir de böyle bir durum var” yorumu olarak alın. Yoksa sizin iyiniyetinizden bir kuşkum yok, siz de benim iyiniyetimden kuşku duymayın lütfen.
    Sevgi ve selamlarımla,
    Esra

  9. Esra hanim, iyi niyetinizden hic kuskum yok ve bu kadar uzun bir yorum yazma zahmetinizden dolayi tesekkür ediyorum. Yazinizda haklilik payi elbet var. Yani siz de haklisiniz…biz de hakliyiz.:)) Bu is sanirim muhataplarin karekterleriyle de alakali. Ve var olan imkanlari da biraz zorlamak, biraz fedakarlik yapmak ta gerekiyor. Gecmisteki ne gelinler ne kaynanalar atrik yok ama o dönemlerin güzelligiyle bu günlerin özgürlügünü en güzel bir bicimde harmanlaya da biliriz.

    Rabbim her zaman kendini bilen ve anlayis sahibi insanlarla karsilastirsin.

    Muhabbetle, gönül dostu arkadasim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s