Amasya’nın Yakasal Böreği

Allah’ın selamı sizlerin ve bizim üzerimize olsun. Yepyeni bir lezzetle tekrar buradayım. Yöresel tatlara merakımdan bu başlıkta her tarifi inceliyorum. Hatta arkadaş sohbetlerinde farklı şehirden birilerini bulunca sohbet ilerleyince mutlaka kendi yöresine ait tatları soruyorum. İşin garibi çoğundan da işe yarar cevap alamıyorum. Olsun ben yine sormaya inşallah devam edeceğim.

Yakasal böreği Amasya mutfağından. Amasyalı hanımlar daha çok kahvaltılarda hazırlayıp ikram ederlermiş. lezzetli kete benzeri, üstelik fırına ihtiyaç duyulmadan tavada hazırlanıyor.

GEDSC DIGITAL CAMERA

 Malzemeler:

  • 3 bardak un
  • 2 yumurta
  • 2 kaşık oda ısısında tereyağı
  • 1 çay kaşığı tuz

Yapılışı:

Un, su ve tuzla hamuru yoğurup 10 dakika dinlendirin

Hamur açabildiğiniz kadar açıp yumuşak tereyağını her yerine sürün.

Açtığınız yufkayı rulo yapın ve üç eşit parçaya bölün.

Parçaları tekrar beze haline getirin, en büyük tavanızın büyüklüğünde açın.

İlk açtığınız bezeyi tavanıza serin ve diğer bezeyi de açıp tavaya yerleştirin.

İki kat açılan yufkaların üzerine iki yumurtayı çırpıp dökün. Dikkat edin yumurta bezelerin dışına taşmasın. Taşarsa çok fazla sorun olmaz ama taşmaması daha iyi olur.

Diğer bezeyi de açıp en üste yerleştirin. Üzerini yağlayın ve kısık ateşte döndürerek pişirin.  Börekleri ocak üzerinde pişirme yöntemi çok güzel sonuç veriyor ama alışık olmayan için oldukça yorucu.

Altının sık sık kontrol ederek kızartın ve tersini çevirin. Bir tarafı kızarıp çevirdikten sonra üzerine yumuşak olması için kapak kapatarak pişirin. Altı üstü kızarınca dilimleyip ılık servis yapın.

Afiyet olsun.

Ispanaklı Göbü (Pişi)

Tüm takipçilerime hayırlı vakitler diliyorum. Okulların tatil olmasından sebep, kısa bir süre de olsa okula gidip gelmelerimiz bitti. Şimdilik ev içinde kös kös oturma talimleri yapıyoruz. Bu da güzel rabbim bundan geri koymasın.

Yine  yeni tarifler denemeye başlamanın verdiği sevinçle fotoğraf makinemle barıştık. Aylardır dolabın içinde bana bakıp duruyordu.  Bu günkü tarifim ıspanaklı göbü ya da ıspanaklı pişi olarak bilinen  yöresel bir yemek. Sanıyorum ki, Çankırı ve civarlarında yapılıyor. Daha önce ıspanak ve kıymayı böreklerde hiç denenmemiştim, zira ıspanağa peyniri yakıştıranlardanım. Ama çocuklarım da dahil hepimizin çok çok hoşuna gitti. Denemek isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim.

GEDSC DIGITAL CAMERA

Hamur malzemeleri:

  • 4 bardak un
  • Yarım yaş veya 1 tatlı kaşığı kuru maya
  • Tuz, su

İç malzemeleri:

  • 250 gr orta yağlı kıyma
  • 250 gr kıyılmış ıspanak (Bir büyük kase kadar)
  • 2 baş kuru soğan
  • Tuz, karabiber, pul biber
  • Kızartmak için yağ

Yapılışı:

Önce hamuru yoğurup mayalanması için ağzı kapalı beklemeye bırakın.

Kıymayı bir tencerede kavurmaya başlayın. Kıymanın rengi dönünce kıyılmış soğanları katıp kavurmaya devam edin. Soğanlar biraz yumuşayınca kırmızı biberi serpip üzerine kıyılmış ıspanağı dökün. Ispanak solana kadar çevirip ocaktan alın. Baharatlarını ekleyip soğutun.

Hamurdan İri ceviz büyüklüğünde bezeler hazırlayın ve üzerlerini kapatın. Bezelerin her birini kahve tabağı büyüklüğünde açın ve 1 tatlı kaşığından fazla olacak kadar iç koyun. Poğaça katlar gibi katlayıp kenarlarını tabak yardımıyla kesin. Hazırladığınız börekleri bir bez üzerinde biriktirip hepsi bitince orta ateşte yağ içinde kızartın.

Afiyet olsun.

Domatesli Fırın Tavası

Tüm takipçi ve dostlarımı Allah’ın selamıyla selamlıyorum. haftada bir yemek koymaya başlayınca kendi adıma ümitlendim.:) Bu yemeği misafir olduğum Oğuzeli’li bir hanımdan öğrenmiştim. Malzemelerin basitliğine nispeten yemeğin tadı çok güzel oluyor. Tarif daha önce arşivimde vardı, resmi yenileyince tarifi de güncelledim. Et olarak kuzu veya sırt eti tercih ederseniz daha iyi olur. Eti alırken kasabınızdan kuyruk veya iç yağı da istemeyi unutmayın. Bu güzelim et yemeğini sıvıyağ vs. ile pişirmeyin.

GEDSC DIGITAL CAMERA

Malzemeler:

  • 500 gr. dövülmüş yumuşak  et
  • 50 gr. kuyruk yağı veya iç yağı (En olmadı tereyağı kullanın)
  • 4 tane olgun domates
  • 3 tane soğan
  • 3-4 tane yeşil biber
  • Karabiber, tuz

Yapılışı:

  • Soğan ve domatesleri halka şeklinde doğrayın.
  • Biberler de iri iri parçalara kesin
  • Eti dövecek yardımıyla iyice inceltin ve bahartlandırın.
  • Tepsinin altına varsa kuyruk, iç yağı vs. yağ sürün ve etlerin ilk katını döşeyin.
  • Etlerin üzerine soğanları, onların üzerine de domatesleri dizin.
  • Kuyruk veya iç yağını incecik kıyıp en üste serpiştirin.Biraz tuz ve karabiber serpin.
  • 250° de önce ağzı kapalı yarım saat pişirin, ağzını açıp biberleri ilave edin.
  • Bir süre daha pişirip ayranla servis yapın.

Girit Pirrusu (Piruhi) Veya Peynirli Mantı

Herkesi Allah’ın selamıyla selamlıyorum. Zaten düzenli yazmadığımdan bir de araya tatil girince gerçekten yazmayı özlemişim. Blog yazmak bence çok farklı ve ayrıcalıklı bir durum. Hislerinizi paylaşmak için karşınızda normal şartlarda oluşturamayacağınız bir kitle var. Bu her seferinde insana heyecan veriyor. Üstelik her yazınızın olumlu veya olumsuz geri dönüşünü de alıyorsunuz. Günlük hayatın içinde yaşadığınız ilginçlikleri, güzellikleri veya can sıkıcı hadiseleri, ilk etapta yakınlarınıza anlatmak isteği içinde olursunuz. Blogcu için bu bir an önce yazıya dönüştürmek şeklinde olur. Yani bu uğraşımı seviyorum.

Bu gün hoş bir mantı tarifim var. Piruhi, tortellini, peynirli mantı veya Trabzon ağzıyla gaybanca, Kayseri’de purov mantısı. Mantının hazırlanışı ve sunumu biraz farklılık gösterse de hepsi temelde peynirli mantı. Tat olarak kıymalısına değişmem, ama farklı bir seçenek olarak denenebilir. Ben ilk seferde kayseri usulü ve Girit pirrusunu (piruhi) birlikte yapıp ayrı ayrı servis yaptım. Amacım iki farklı çeşidin tadını bir biriyle kıyaslamaktı. Ancak hangisi daha güzel diye bir karara varamadım. Tarifini vereceğim Girit pirrusunun içinde peynir ve nane kullanılıyor ve üzerine domates salçalı yağ kavrulup dökülüyor.

Malzeme Listesi: ( Hamuru için)

  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı su
  • Yaklaşık 2,5 bardak kadar un
  • 1 çay kaşığı tuz

İç malzemesi:

  • 1 kâse mümkünse sert bir peynir çeşidi
  • 1 tatlı kaşığı kuru nane

Üzeri için:

  • Tereyağı ve domates salçası

Hazırlanışı:

  • Hamur malzemeleri kullanılarak bilindik mantı hamuru gibi sertçe bir hamur yoğurulup üstü örtülü dinlenmeye bırakılır.
  • Hamur dinlenirken peynir ufalanıp nane ile karıştırılır.
  • 10-15 dak. Dinlenen hamur iki beze yapılarak (ben tek kişi olduğumdan tek beze olarak açınca hamur kuruyor ve kapatmak zorlaşıyor.) böreklik yufkadan az kalın olacak şekilde açılır.
  • Açılan yufka iki parmaklık karelere kesilir ve ortalarına peynirli karışımdan konur.
  • Normal mantının aksine karelerin üçgen olacak şekilde iki uçları birleştirilir. Üçgenin kapatılan ucunun iki kenarındaki kulakçıklar yine kapatılan ucun aksi yönde birleştirilir. ( Teferruatına bakmayın, piruhi diye görsel arama yaparsanız resimlerini görürsünüz.)
  • Hazırlanan mantılar kaynaya suya atılarak yumuşayana kadar pişirilir. ( Piştiğini anlamak için klasik yöntem olan tadına bakma yöntemini kullanın.)
  • Mantılar haşlanana kadar tavada tereyağını kızdırıp sulandırılırmış domates salçasını suyunu çekene kadar kavurun.
  • Sıcak mantıların üzerine salçalı yağı döküp nane serperek servis yapın.

Afiyet olsun…

Çerkez Mutfağından Fıtçın veya Fıççın

Tüm takipçileri Allah’ın selamı ile selamlıyorum.

En son dizanteri salgınını da atlattıktan sonra elhamdülillah tekrar buradayım. Ben küçükken musluklarımızdan tertemiz sular akar ve o buz gibi suları büyük bir keyifle içerdik. Antep’ de hala öyle ama Konya,İstanbul gibi şehirlerde artık musluk suyu içmek hastalıklara davetiye çıkarmak anlamına geliyor. Etrafımızda içenlere özenip bir ay kadar içme suyumuzu musluktan aldık ve sonucu anne sözü dinlemeyen çocuklar gibi hastaneyi boylamak oldu.:) İnsanın içini acıtıyor ama temizliği bizden öğrenen Avrupa’da bu tür salgınlar hiç yaşanmaz iken, bizim hala bu tür yetersiz temizliğe bağlı hastalıklarla uğraşmamız ne kötü. Rabbim hepimize Müslümana yakışır derecede her işimizde titiz olmayı nasip etsin. Amiiiin…

Yöresel tatlara merakımı bilenler bilir. Antep’in o muhteşem zenginlikteki mutfağı bile bana yetmez, ben daha farklı yörelerin tatlarına ilgi duyarım. Çerkez mutfağı da hamur işleriyle ilgimi çeken mutfaklardan biri. Çerkezlerin etli börek de dedikleri fıtçın lezzetine doyum olmayan bir börek. Fıt galiba “et” demekmiş ve çın da “le,li” eki oluyormuş, yani etli anlamında. Böreğin özellikle taze tüketilmesini tavsiye ediyorum. Arasından suyu akarak taze taze yenmesi gerek. Yanında ayran ile lezzetin tadına varmak için buyurun tarifine:

Malzemeler:

  1. 2 bardak süt
  2. Yarım bardak tereyağı
  3. Un, su, maya
  4. Üzerine sürmek için bir yumurta

İç Malzemesi:

  1. Yarım kg. minik minik doğranmış kuzu eti
  2. 2 tane kuru soğan
  3. 4-5 tane yeşil biber
  4. 3 tane domates
  5. 2-3 diş sarımsak
  6. 1 kaşık karışık salça
  7. Tuz, karabiber

Yapılışı:

  1. Önce hamuru yoğurup dinlenmeye bırakın. ( Yumurtanın sarısını böreğin üzerine beyazını ise hamurun içine koyun.)
  2. İç malzemelerini ete uyacak şekilde minik minik doğrayıp baharatlarla birlikte karıştırın.
  3. Hamuru biri diğerinden biraz daha büyük olacak şekilde iki bezeye bölün ve ilk bezeyi tepsinizin dışına taşacak şekilde merdane ile açın.
  4. Yağladığınız tepsiye açtığınız hamuru kenarlardan sarkacak şekilde serin.
  5. Hazırladığınız harcı eşit bir şekilde hamurun üzerine yayın.
  6. Diğer bezeyi de tepsi büyüklüğünde açın ve dikkatlice tepsinin üzerine kapatın.
  7. Dışarı sarkan ilk yufkayı üstteki hamurun üzerine gelecek şekilde kıvırarak iki hamuru birbiriyle birleştirin.
  8. Tepsinin tam ortasına keskin bir bıçakla bir artı kesip uçlarını dışarı doğru kıvırarark hava deliği hazırlayın.
  9. Üzerine yumurta sarısı sürüp 170° de kızarana kadar pişirin.
  1. İlk sıcaklığı çıkınca soğumadan servis yapın.

Afiyet olsun…

Püsküllü Pilav

Allah’ın selamı tüm dostların üzerine olsun. Bloğumu haddinden fazla ihmal ediyorum. Aslında ben Türkiye’ye geleli bir çok şeyi ihmal etmeye başladım. Bundan önceki yazıda hepimizin hastalandığından bahsetmiştim. Meğerse o hastalık benim geçireceğim daha ciddi sağlık problemlerinin başlangıcıymış. Ama çok şükür atlattım ve eski sağlığıma kavuştum.

Bu gün yöresel bir tarif paylaşmak istiyorum. Taze fasulye ve bulgurla hazırlanan bu pilavın adı püsküllü pilav. Taze fasulyenin yanına pilav pişirme zahmetinden kurtaran bir yemek. Pilav piştikten sonra üzerine tereyağıyla sarımsak kavrulup dökülüyor ve lezzetine lezzet katıyor.

Malzemeler:

  • Yarım kg. Teze fasulye ( Bu mevsim buzlukları boşaltma zamanı, donmuş olarak da kullanabilirsiniz.)
  • 2 bardak pilavlık bulgur
  • Bir tane kuru soğan
  • 2 tane domates
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası (ben karışık salça kullandım)
  • 2,5 bardak su
  • Tereyağı, zeytinyağı ve sıvı yağ karışımı
  • 2 diş sarımsak
  • Karabiber, tuz

Yapılışı:

  • Düdüklü tencerede sıvı yağlar ile yemeklik doğranmış soğanları kavurun.
  • Bulguru soğanların üzerine atıp 1-2 dak. kavurun.
  • Doğranmış domatesleri de ilave ederek kavurmaya devam edin.
  • Üzerine fasulye, baharatlar ve 2,5 bardak suyu koyarak düdüklü tencerenizin ayarına göre buharı çıkıp kilitlenince ocağın altını kısın. Kısık ateş de 6 dakika bekletip ocaktan alın.
  • 20 dak. tencerenin ağzını açmadan bekletin.
  • Bu arada tereyağında kavurup ocaktan aldıktan sonra kıyılmış sarımsakları yağa ilave edin.
  • Bekleme süresi dolan tencerenizin kapağını açıp sarımsaklı tereyağını pilava ilave edip karıştırın.
  • Yanında ayran ve turşuyla hatta mevsimi gelmişken otlarla servis yapın.

Beslenme Adına Birkaç Kelam ve Konya’dan Kikirdekli Kesme Çorbası

Tüm takipçilerimi Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Yine uzuun bir aradan sonra rabbim nasip etti ve sizlere seslenme fırsatı buldum. Bu gün paylaşacağım tarif ve yazım geçen aylarda  Konya’nın yerel dergisi Umay için hazırladığım bir yazı. Zira bir süredir sağolsunlar  Umay’da benim için de bir köşe ayırdılar. Tarifim Konya’nın geleneksel ama çok tanınmayan lezzetlerinden, kikirdekli kesme çorbası. Tabi tarifle beraber ne yazacağımı düşünürken, doğal olarak kendi konum olan beslenme ile alakalı bir kaç söz etmekte fayda var diye düşündüm.

Hepimiz sağlıklı yaşamayı ister, bir çoğumuz da bu konuda elinden gelen gayreti sarf eder. Sağlıklı yaşam, çerçevesi oldukça geniş olan bir konu. Çünkü yaşam deyince zihin ve bedenimizi alakadar eden her şey bu anlamda değerlendirilir. Bu bağlamda düğününce, elbette beslenme sağlıklı yaşamın tartışılmaz gereklerinden. Peki sağlıklı yaşamak için beslenirken nelere dikkat ediyoruz? Hayvansal gıdaları sofrasına koymayandan tutun, sağlıklı beslenmek adına bir öğünde 5-10 çeşit ayrı besini alan insanlara bile rastlarız. Ancak, bir çok alanda olduğu gibi bu işin sınırını pek azımız merak eder. Sağlıklı yaşamak acaba çok çeşitli beslenmek mi, yoksa belirli yasaklara bağlı bir diyet uygulamak mı? Ben,  bu konuyu çok iyi bilen bir beslenme uzmanı değilim, ama Allah’ın kuluna çizdiği çizginin en doğru istikamet olduğunun farkında olan biriyim. Bu sebepten mutfak konusunda kafamı genellikle çevre kaynaklı duyumlara kapatır ve Kur’an, sünnet ve ecdadın izinde gitmeyi tercih ederim. Bir makinenin kullanma kılavuzuna uymak, o makineden en iyi verimi almak demektir. İnsanın kullanma kılavuzu da malum olduğu üzere Kur’an-ı kerim ve onun açıklayıcısı olan sünnetlerdir. Tabi ecdat da bu minvalde gittiğinden, bizim onların izinde giderek beslenmemiz, sağlıklı yaşam adına atılacak yerinde adımlar olur.

Yıllarca sızma zeytinyağından, tereyağından, kuyruk ve iç yağlarından bilinçli olarak uzaklaştırılan bizler, yıllar sonra bunun sonucunu çürük bünyeler olarak aldık. Ne olduğunu bilmediğimiz bir yığın suni gıdayı dolaplarımıza doldurup, doğal olanlardan kaçtık. Hiç aklımız gelmedi “ Allah’ın yaratıp da helal kıldığı yiyeceği, biz neden yemeyelim?” Bunu sormadık ama, gereksiz bir sürü bilgi bombardımanıyla beynimizi doldurduk…

Zararlı olan, Kur’an-ı kerimde bile adına yemin edilen zeytin miydi, yoksa onu yükselen hayat standartlarıyla gereğinden fazla tüketmek mi? Bal mı diyabet yapard,ı yoksa fıtratın dışında beslenmek mi? Et ve hayvansal yağlar mı güya kolesterole(!) bağlı kalp krizini tetiklerdi? Yoksa midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de hava almaya ayırın buyuran bir peygamberin (SAV) ümmeti olarak, nefes alamayacak kadar çok yiyen bizler mi, aşırı yük binen organlarımızın iflasına sebep oluyoruz?  Sağlıklı insan, rabbinin helal kıldığı her besini ölçüyle tüketendir. Kulağına gelen her bilgiyi İslam potasında eriten ve iman kalıbına oturtandır. Önümüzde bunca kandil varken kör ışıkların peşine düşmek bize yakışmaz.

Kikirdekli kesme çorbasını Nevin Halıcı hanımın “Konya Yemek Kültürü ve Konya Yemekleri” adlı kitabında görmüştüm. Özellikle çorbanın kikirdek dedikleri kızarmış hamurlarla süslenmesi dikkatimi çekmişti. Ve bu kikirdekleri sade yağ da ( sade yağ tereyağının ayranı anılanarak elde edilen saf bir yağdır.) kızartılması oldukça ilginç geldi. Çünkü biz genç kuşaklar hayvansal yağ da bir şeyler kızartmayı düşünemeyiz. Ama tabi dengeli tükettikten sonra her helalde bilinen bilinmeyen sayısız şifalar gizlidir.

MALZEMELER

Hamuru için:

  • 2 bardak un
  • 2 yumurta
  • Ortalama iki yumurta dolusunca su
  • 2 çay kaşığı tuz

Çorba için:

  • 5 su bardağı su
  • 1 su bardağı süzme yoğurt ( Tatlı olmasına dikkat edin.)
  • 4-5 diş sarımsak
  • Çorbanın üzerine gezdirmek için 2-3 kaşık sade yağ ( Sade yağ bulamayanlar tereyağı da kullanabilir.)
  • Yeterince tuz

YAPILIŞI:

  • Önce hamur malzemeleriyle mantı hamuru gibi sert bir hamur yoğurun ve 10 dak. dinlenmeye bırakın.
  • Hamuru iki parçaya bölün ve bir parçasını bıçak sırtı kalınlığında açın.
  • Açtığınız hamurdan 1-2 cm. büyüklüğünde parçalar kesin ve hafif unlayarak bir bez üzerinde kurumaya bırakın.
  • Diğer hamuru da parmaktan daha ince şeritler halinde yuvarlayarak yine birer cm. lik parçalara kesin.
  • En son kestiğiniz 1 cm lik hamur parçalarını kızdırdığınız sade yağ veya tereyağında kızartıp bir kenara alın.
  • 5 bardak suyu kaynatarak ilk kesilen ve kurumaya bırakılan hamurları bu su içinde yumuşayana kadar pişirin.
  • Hamur pişerken diğer tarafta, süzme yoğurdu kaynayan çorbanın suyundan yavaş yavaş alıp incelterek çırpın ve kıyılmış sarımsakları ekleyin.
  • Tencerede kaynayan hamurlar yumuşayınca ocaktan alıp ilk sıcaklığının çıkmasını bekleyin.
  • Sarımsaklı yoğurt ile pişen hamurları karıştırarak yavaş yavaş birleştirin, tuzunu ilave edin..
  • Sade yağı kızdırıp servis tabaklarına aldığınız çorbalara paylaştırın ve üzerilerini kızarttığınız kikirdeklerle süsleyin.

Malatya Mutfağından Yumurtalı Yumru Köfte

Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi tüm inanların üzerine olsun. Yine aradan planlanandan çok daha uzun bir süre geçti ve ben tekrar sizlere iki kelam etme fırsatını kendime verdim.  Kendime verdim diyorum zira ortada beni engelleyecek çok şükür hiç bir durum yok. Sanırım benim koltuk tek karpuzluk, bir kaç karpuz koymaya çalışınca bir şeyler aksıyor. İşin şakası bir tarafa inşallah geçici bir durum diyerek üzerinde durmuyorum.

Memlekete dönüşümle ilgili açtığım veya bana özel kalan yorumlarınız ve e postalarınız oluyor ve herkes uyum konusunu soruyor. Onlara tek tek cevap vermeye çalışsam da buradan da halet-i ruhiyemi merak edenler için bir iki satır yazayım. Elhamdülillah bazı olumsuz düşünenlerin aksine Türkiye de yaşamaktan çok mutluyuz. Topraklarından sökülen bir bitki başka topraklarda da kök salıp yaşayabiliyor olması kimseyi düşündürmez, ama sanki doğuştan Avrupa’lı doğmuşuz da oralar her açıdan istisnasız refah beldeleri gibi algılanıp,  kimse gurbettekilerin halini sormaz. Yani biz de kendi topraklarımıza döndük, bunda neden uyum sorunu yaşayalım? Çok daha rahat, çok daha huzurlu bir ortam. Evet memleketimin insan kaynaklı bazı sıkıntılı durumları olabiliyor – aldatmayı zanaat edinmiş pazar ve sair esnaf gibi- ancak biraz daha tanıdıkça size mal satanların değil de siz kendi akıl ve iradenizle karar vermeyi öğreniyorsunuz. Tabi dürüst esnafı tenzih ederim.

Ben yurt dışına ilk gittiğimde aylarca hatta yıllarca uyum sorunu yaşadım ve kendi kapalı kapılarımın ardı hariç hiç rahat olamadım. Benim gibi bir çok arkadaşım da aynı sıkıntılı ve uzun süreci geçirdi. Çoğumuz uzun depresyonlar, takıntılar vs. gibi  psikolojik sıkıntılar yaşadık. Destek alma imkanı bulanlar terapi gördü. Yani asıl uyum sorunu gurbetçilere sorulmalı. Sonuç olarak ortada siz ne yaparsanız yapın, kendiniz olduğunuz sürece sizi kabul edip onaylamayacak, fakat bu hissiyatını eline geçen en ufak fırsatta bile sinsice dışarı vuran bir toplum var. Ya onlar gibi sınırsız olup özünüzden kopacaksınız, ya da siz  “yabancı” olarak kara kafalı kakalaklar (böcek) olarak ne kadar başarılı olsanız da size bir kulp takıp bir yafta yapıştırıp önünüze olmadık engeller çıkaracaklar. Ağırbaşlı çocukların sorunlu sayıldığı bir toplumdan bahsediyoruz. Yani ben kendime döndüm ve her gün bu kararım için şükrediyorum. Rabbim imkanı olup da cesareti olmayan herkesin yolunu hayra açsın.

Yöresel yemekler her daim iştahımı açıp daha çok ilgimi çeken yemekler. Özellikle bulgurlu köfteler Antep mutfağındaki çeşitliliği kadar Malatya gibi şehirlerin mutfaklarında da büyük yer almakta, hatta Malatya mutfağında 130 çeşit köfte olduğunu da yine arkadaşım Cahide’denin yazısında okudum. Bu gün Malatya’nın yumurtalı yumru köftesinin tarifini paylaşacağım. Tarifin malzemelerini arkadaşımdan aynen yazıyorum.

Malzemeler: ( Köfte İçin)

  • 2 su bardağı köftelik bulgur(ince)
  • 1.5 su bardağı su (ıslatmak için)
  • 5 yemek kaşığı un
  • 1 bardaktan bir parmak eksik su (yoğururken kullanılacak)
  • 1.5 tatlı kaşığı tuz

Kavurma Malzemeleri:

  • 4 yumurta
  • 4-5 diş sarımsak
  • Tereyağı ve zeytinyağı
  • Karabiber

Yapılışı:

  • Bulguru ılık suyla ıslatıp şişene kadar bekletin.
  • Kabaran bulgurun üzerine un, tuz ve su yardımıyla macun gibi yoğurun ki, bu zaten zor olmayacaktır.
  • Köftenizden fındık iriliğinde parçalar koparın ve Cahide’nin de yazdığı gibi orta parmağınız ve avucunuz arasında sıkıştırarak kuru bakla çekirdeği şekline benzeyen bir şek,il verin.
  • Tüm köftelerin şekil verme işlemi bitince kaynattığınız tuzlu suda köfteler yumuşayana kadar pişirin.
  • Köfteleri süzeğe alın ve tereyağını ve zeytinyağını kızdırıp yumurtaları kavurun.
  • Yumurtalar kendini toparlamaya başlayınca kıyılmış sarımsakları ilave edip ardından köfteleri katın ve birkaç dak. Köftelerle birlikte kavurun.
  • Sıcak servis yapın ve üzerine karabiber ve pul biber serpin.

Ayrıca benim tavsiyem yoğurtla servis edilmesidir.

Boşnak Mantısı

Tüm takipçi ve dostlarımı selamların en güzeli olan Allah’ın selamıyla selamlıyorum. Eşim askerdeyken yalnızlıktan olsa gerek doğru düzgün yemek pişirmedim. Hatta 5 hafta boyunca hiç sebze yemeği yapmamışım! Benim gibi yeşillik diye taze fasulyeye salatalık muamelesi yapan biri için bu epey bir hasretlik anlamına gelir.:) Kendimi en son hamileyken şehir dışına çıktığımızda etraftaki ot yaprak hatta ağaçlara  art niyetli gözlerle baktığımdan beri hiç böyle görmemiştim. Sahi o zamanlar ağaçlar bana öyle çekici geliyordu ki, eşim koyuna dönüşeceğim konusunda derin endişeler duyuyordu.:)) Bu hasretle Türk bakkalına gittim bir sürü sebze aldım…artık evdekiler “Yetreeeeer!” diyene kadar sebze yedireceğim….onlar için hain planlarım var.:)))

Üsteki yazı hasbi haldi ama tarifim birkaç ay önce denedim Boşnak mantısı. Boşnak mantısı her gördüğümde ağzımın suları akarak bakıyor ama fazla yağ konduğundan denemeye cesaret edemiyordum. Bir kereden bir şey olmaz diye denedim ve Boşnakların hamur işlerinde ne kadar mahir olduklarındı bir kez daha anladım.

Malzemeler:

  • 3 bardak un
  • Tuz, su
  • Aralarına sürmek için yarım paket tereyağı (125 gr. Kadar)

İç malzemesi:

  • 300 gr. Kıyma
  • 1 tane ince kıyılmış kuru soğan
  • Tuz, karabiber

Yapılışı:

  • Kıymayı ocağa koyup rengi dönünce soğanı katıp soğan katıp bir süre daha kavurduktan sonra baharatlarını koyup ocaktan alın. Soğumaya bırakın…
  • Un, su ve tuzla hamuru yoğurup 20 dakika dinlendirin.
  • Hamurdan 6-7 beze yapıp bezeleri tabak büyüklüğünde açın, üzerine yumuşak tereyağı sürün.
  • Diğer bezeleri de aynı işlemeden geçirip yağlanmış hamurları üst üste dizin.
  • Elde ettiğiniz tek parça yağlı hamuru yağlı bir masa vs. üzerinde fazla inceltmeden elinizle çekerek açın. Dikkat edin hamur mantı hamuru kadar incelmeyecek.
  • Açtığınız hamuru üç parmak eninde ve boyunda kare olarak kesin.
  • Parçaların üzerine tamamen soğuyan kıymalı harçtan paylaştırıp tıpkı bir bohça katlar gibi katlayıp katlı olan taraf tepsiye gelecek şekilde fırın tepsinize dizin.
  • Kalan yağı üzerilerine sürün ve önceden ısıtılmış 180° de kızarana kadar pişirin.
  • İster üzerine yoğurt dökerek ister sade olarak servis yapın.Afiyet olsun…

Fasulyeli Nohutlu Dövme Çorbası

Tüm dost ve takipçileri Allah’ın selamıyla selamlıyorum. Biraz hastalık biraz yorgunluk derken kendimi bilgisayarın başına biraz zorda olsa atabildim. Daha önce de bahsetmiştim bir yılı aşkındır her sabah ve her akşam bir bardak suya elme sirkesi katıp içiyorum ve bu zaman zarfında elhamdülillah grip vs. yanımdan bile geçmedi. Son iki haftadır o veya bu sebepten ihmal etmiştim ki, boğazımdaki yanmayla kendime geldim. Bundan sonra aksatmamlı artık bir köşeye yazmalı…

Yaklaşık iki ay önce küçük bir ev kazası geçirmiştim ve ayağımda hafif bir morluk ve ağrıyla altlattığımı düşünüyordum. Bir süre sonra morluk yerini sertliğe ve bıraktı ve çok hafif ağrılı ve hafif ateşli bir kitleye dönüştü. Aradan iki hafta geçtiğinde normal olmayan birşeyler olduğunu fark ettim ama ihmalkarlığımdan doktora gitmedim. Ev doktorunda rutin kan testini yaptırdığımda kanımda yüksek miktarda iltihap çıkınca anladık ki, o kitle iltihaplı olabilir… Tabi antibiotik aldım ama ona rağmen ağrısı daha hafiflesede sertlik kaybolmadı. Geçen hafta ayağımı göstermek için cerraha gidince durumu öğrendik…doktor kemiğin üzerinde kan toplandığını yarsalarda alamayacaklarını bu yüzden bir çeşit fizik tedavi uygulayacaklarını söyledi ve beş günkük terapiye başladık. Yani zamandan mıdır, mekandan mıdır bilmem ama vücutlarımız eski vücutlar gibi değil sanki daha bir hastalıklara açık, daha bir kırılgan olmuş. Benim kibi morluk deyip geçmeyin ve takibini iyi yapın.

Sağlık durumumuzdan kısacık bahsedip asli konumuz olan yemeğe geçelim. Benim için yöresel tatların yeri hep başkadır. O tatları yerinde yemeyi çook isterdim ancak bu pek mümkün olmayacağından cağ kebabı gibi baş döndürücü tatları yerinde ziyaret edebileceğimiz zamanlara bırakıp tarifimizden bahsedeyim. Yine yemeğimizin adresi Cahide arkadaşım. Fasulyeli nohutlu döğme çorbası…benimki biraz koyuca oldu ama siz daha sulu yaparsanız.Tam olarak nereye ait olduğundan bahsetmemiş ama Doğulu olduğunu yazmış. Biz tadını çok beğendik… Et, tahıl, baklagiller ne arasınız var. Yapanlara afiyet olsun deyip tarifi veriyorum:

Yapılışı:

  • 3-4 parça kemikli et (Olmasa da olurmuş)
  • Yarım bardak dövme (yarma)
  • 1 çay bardağı nohut
  • 1 çay bardağı kuru fasulye
  • 1 baş soğan
  • Biraz yağ
  • 1 yemek kaşığından az salça, tuz, karabiber

Yapılışı:

  •  Dövme, fasulye ve nohudu bir gece önceden ıslayın.
  • Ertesi gün sularını süzüp etle birlikte üzerini dört parmak geçecek kadar suyla ocağa koyun pişmeye bırakın.
  • Diğer tarafta soğanı kıyıp yağda kavrun ve salçasını da katıp salçanın kokusu çıkana kadar çevirip pişmeye yakın tencereye ilave edin.
  • Bahartlarında katarak tamamane yumuşayana kadar pişirin. Su miktarını az gelirse kendiniz ayarlayın.

Tavuklu Keşkek…

Keşkek Anadolu’da hemen her şehirde ufak değişikler göstererek yapılan özel günlerin yemeği. Düğün merasimleri, çeşitli şenlikler, davetler sofralarını süsleyen bir yemek. İsmi de yöreden yöreye değişiyor…Antep de salça ve nohut ilavesiyle yapılan haline herise, Kilis’ de etli keşkek, Mersin de köşeli, Adana da döğme pilavı gibi isimlerle anılıyor. Hatta Antep de “Yağlı etten olur herise erkek pişirip getirsin er ise.” diye dillendirilmiş bir söz vardır.

Dedik ya yöreden yöreye malzemelerinde faklılıklar oluyor diye…keşkek yapımında genellikle kemikli et kullanılırken, Ege bölgesinde düğünler de yapılıyor ve et yerine tavukla kullanıldığı da oluyor. . Ama öyle bir lezzet ki tatmayan bilmez. Kolay, sağlıklı ve tatmadan geçilmeyecek bir lezzet keşkek.

 

Malzemeler: (4 Kişilik)

  • Yarım tavuk veya 2-3 but
  • 1 bardak yarma (aşurelik buğday, dövme)
  • 1 kaşık tereyağı
  • Toz ve pul biber
  • Tuz 

Yapılsı:

  • Yarmayı geceden ıslayın.
  • Tavuğun derisini ve yağlarını temizleyip tencereye alın.(Yağlarını almamızdaki maksat üzerine tereyağı kavuracağımız iç,in fazla yağ yüklenmesinden korunmak.)
  • Islanmış yarmayla tavuğu üzerini geçecek kadar su ve tuzla ocağa koyun ve mümkünse düdüklü tencere de yarma tamamen açılana ve tavuk lime lime olana kadar pişirin.
  • Tencerenin kapağını açın ve tavuk parçalarını dikkatlice çıkarıp kemiklerini ayıklayıp tekrar tencereye atın.
  • Büyük ve sağlam bir kaşık yardımıyla keşkeği ezerek karıştırın ki, tavuk etleri tel tel olsun.
  • Karıştırma işleminden sonra servis tabaklarına aldığınız keşkeğin üzerine tereyağında kavrulmuş pul ve toz biber dökün.

Hatay Mutfağından Ekmek Köftesi

Çocukların uzun uğraşları sonunda mutfakla aramızdaki buzlar eridi ve tekrar yemek denemeye başladım. Tariflerini ve yazılarını severek takip ettiğim arkadaşım Cahide’nin hazırladığı yöresel bir tat olan Hatay’in  ekmek köftesini denedim.  Eşim ekmek köftesi değil de felafel yani nohut köftesi olduğu konusunda ısrar etse de ilginç ve lezzetli bir tarif. Özellikle et ve tavukla hazırlanan köfteler nazaran çok hafif ve sanırım çocuklara daha kolay yedirilebilir. Tabi bu benim şahsi fikrim, yoksa bir çocuğun huyu diğerine benzemez. Mübarekler sanki uzaydan gelmişler, bizden doğuyorlar ama her biri ayrı bir alem. Zaten psikolojileri de ne zaman onlara yeme komutu verir, ne zaman yemeği reddederler ben hala çözebilmiş değilim.

 

Malzemeler: (4 kişilik)

  • 250.300 gr. Bayat ekmek
  • Yarım çay bardağı ince bulgur
  • 1 tane rendelenmiş soğan
  • Bir tutam maydanoz
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • Tuz, karabiber, kimyon
  • Kızartmak için 2 yumurta ve sıvı yağ

Yapılışı:

  • Ekmeklerin üzerine sıcak su dökün ve ekmeklerin ıslatın. Suyu fazla dökmeyin ekmeklerin tamamen ıslanacağı kadar olacak. Fazla gelirse ekmekleri sıkarak fazla suyunu alın.
  • Yumuşayan ekmeklerin üzerine ince bulguru döküp karıştırın ve üzerini kapatıp bulgurun şişmesi için yarım saat bekletin.
  • Bulgur şişene kadar soğanı rendeleyip maydanozu kıyın.
  • Malzemelerin hepsini karıştırıp özleşene kadar yoğurun.
  • Yuvarlak yassı şekiller hazırlayıp tabağa dizin.
  • Yağı kızdırın ve köfteleri çırpılmış yumurtaya batırarak yağda kızartın.

 

Serviste limon ve yeşillikler kullanabilirsiniz ve mutlaka ayran…

Patatesli İçli Köfte

Tüm dostları selamların en güzeli ile selamlıyorum…

Benim mutfakla aram açılınca artık evdeki herkes şikayetini yüzüme sözler oldu. Son darbeyi de kızım vurdu ve blog arkadaşlarımı kast ederek : “Anne, neden bu kadar güzel yemek yapıyorlar, bizim malzememiz mi yok!” demesiyle annesini can evinden vurdu.:(( Bazen istediği bir şeyler olunca ev de onun malzemesi yok dememden aklında kalmış olacak, yavru bana altın vuruşu yaptı. Hatta kendini sık sık resimle ifade eden kuzum, kocaman üç katlı bir pasta resmi bile çizip bu resme bakarak ona pasta yapmamı istedi. Çocuklar alışmış annelerinin deli dana gibi mutfakta koşturmasına, bu düzen bozulunca canları fena halde sıkılıyor. Sanırım bundan sonra yavaş yavaş sadık dostum mutfakla daha sık bir araya geleceğim.

Bu tetiklemeden sonra sevgili  Cahide’nin  güzel tariflerinden Malatya mutfağında sıkça yapılan patatesli içli köfteyi denedim. Bilindik içli köfteden daha farklı oldu çünkü üzerine kavrulan tereyağı ve pul biber çok hoş bir rayiha verdi.

 

Köftesi çin malzemeler:

  • 2 bardak ince bulgur
  • 1 bardaktan 2 parmak eksik un
  • 1 yumurta
  • Tuz, su

İç harcı için:

  • 250-300 gr. Kıyma
  • 2 tane patates
  • 2 tane kıyılmış soğan
  • Bir tutam maydanoz
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • Karabiber, tuz, yenibahar, kimyon

 

Servis için tereyağı ve yoğurt

Yapılışı:

  • Önce kıymayı suyunu çekene kadar kavurup ince kıyılmış soğanı ilave ederek soğan yumuşayana kadar kavurun.
  • Baharatlar ve kıyılmış maydanoz ilavesiyle harcı ocaktan alıp soğumaya bırakın.
  • Kıyma kavrulurken patatesleri soyup minik küpler şeklinde doğrayıp sıcak suda yumuşayana kadar haşlayın. ( Tabi varsa normal haşlanmış patates de kullanabilirsiniz ama bu yöntemle daha çabuk pişiyor.)
  • İnce bulguru ıslatacak kadar sıcak su ile karıştırıp ağzını kapatıp dinlenmeye bırakın.
  • Ortalama yarım saat sonra bulgura diğer köfte malzemelerini katarak yoğurmaya başlayın.
  • Arada bir su alarak macun gibi bir köfte hazırlayın.
  • Köfteden ceviz kadar parçalar koparıp sol avuç içinizde tutarak sağ şahadet parmağınızla oymaya başlayın. Elinizin kurumasına izin vermeden sık sık parmaklarınızı suya batırın ama vıcık cıvık da olmasın.
  • Oyduğunuz köfteye ılıyan iç harcını 2-3 tatlı kaşığı kadar doldurup sol elinizle sıkıp sağ elinizle döndürerek ağzını kapatın. Pürüzleri ellerinizi ıslatarak düzeltin ve köfteleri tamamlayın.
  • Geniş bir tencere de suyu kaynatın ve bir tutam tuz atın. Köftelerinizi kaynar suya yavaşça bırakın ve orta ateş de köfteler suyun yüzüne çıkınca kevgirle servis tabağına alın.
  • Üzerine tereyağında kavrulmuş kırmızı biber dökerek yoğurtla sıcak servis yapın.
     

Laz Böreği

Haftanın bu ikinci gününde, kısa bir aradan sonra geri dönmenin sevinciyle herkesi selamlıyorum. Kısa ayrılıklarda bile sevenler ve dostlar tarafından aranmak, sorulmak ne güzel…hatırımı soranlara teşekkür ediyorum.

Tarifim harika, süper, muhteşem bir tatlı börek olan laz böreği…ama öyle sıradan bir börek değil bu. Hiç tatmayanların baklavanın içinde muhallebi mı olur diye düşüneceğini sanıyorum ki, ben de ilk duyduğumda aynı şeyi düşündüm. Ama mutfakla ilgili bu tür her ön yargımda tatlar beni epey yanılttığından, sanırım artık işkembeye bal konacak dense bile bir bildikleri vardır diye düşüneceğim.:))

Laz böreğini İnternet’e araştırınca farklı tariflerle karşılaşmak mümkün. Ben daha önce de denediğimden az çok bir fikre sahiptim. Bazıları tereyağsız yapıyor ama bunun olayın özüne aykırı olduğunu düşünerek ben baklava gibi yaptım ve nefis bir şey oldu. Tek eksisi tazeyken yenmesi gereken bu böreği kalabalık değilseniz iki en fazla üç porsiyondan fazla hazırlamayın. Özellikle yapıldığı gün yenmesi makbul ama ikinci günü de yenebilir.

Muhallebisine vanilya konuyor ve isteyen limon kabuğu rendesi ekliyor. Ben sade vanilyalıyı tercih ediyorum ama tepsinin bir kenarına da limon kabuğu rendesi serperseniz iki çeşidin de tadına bakma imkanınız olur.

 Hamur malzemeleri:

  • 1 yumurta
  • Yarım çay bardağı süt
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 kaşık sirke
  • Bir fiske tuz
  • Yeteri kadar un
  • Araları ve üzeri için 200 gr tereyağı
  • Açmak için bir kase nişasta

 Muhallebi malzemesi:

  • 1 lt. süt
  • Bir bardaktan 2 parmak eksik toz şeker( İsteğe göre artırabilirsiniz.)
  • 3 yumurta
  • 2 kaşık un
  • 1 vanilya

Yapılışı:

  • Önce muhallebiyi hazırlayıp soğumaya bırakın. Bunun için sürren yarım bardak ayırıp ocağa koyun ve kaynama aşamasına geldiğinde geride kalan yarım bardak süte iki kaşık unu katarak çıtpıp süte ekleyin.
  • Sürekli karıştırarak şekeri ilave edip muhallebi kıvama gelince ocaktan alıp vanilyayı katın.
  • Muhallebiniin ilk sıcaklığı çıkınca yumurtaları kırıp iyice çırpın ve gerisini zamana bırakın.
  • Hamur malzemelerini kullanarak yumuşak bir hamur yoğurun. Bu tür hamurları sert yoğurursanız nişastayla açarken hemen kuruyor ve açmak işkenceye dönebiliyor bu püf noktaya dikkat!
  • Tereyağını tavada kavurup rengi dönünce ocaktan alın.
  • Hamuru 10-15 dakika dinlendirip 20 beze hazırlayın.
  • Fırını 180-190 °ye açın.
  • Bir bezeyi tabak büyüklüğünde açıp bir kenara koyun ve ikinci bezeyi de açıp aralarına nişasta serperek ilk bezenin üzerine koyun ve ikisini birlikte nişasta yardınmıyla açın ve tepsininizin büyüklüğüne geldiğinde yağlanmamış tepsiye ilk katı serin. Ben 35 cm. çapında  yuvarlak bir  tepsi kullandım.
  • İlk on katı bu şekilde hazırlayın ve her kata yarım kaşık kadar kavrulmuş tereyağı gezdirin. En son kata gelecek yufkayı tepsiden biraz büyük açıın ki muhallebi döktüğünüzde muhallebi yufkanın içinde kalsın ve kenarlara taşmasın. Ayrıca tereyağının köpüklerini ara katlara gezdirmeye özen gösterin çünkü en üste köpüklü döktüğünüzde pişerken bu köpükler yanarak siyah çirkin bir görüntü oluşturuyor.
  • İlk on kattan sonra ılık muhallebiyi daha büyük açtığınız son yufkanın üzerine dökün ve eşit olarak yayın. Bu aşamada isterseniz bir bölüme limon kabuğu rendesi serpebilirsiniz.
  • Diğer katrarı da daha önceki gibi aralarına yağ serperek hazırlayın.
  • Sonra sabrınızı gözden geçirerek elinize keskin bir bıçak alın ve baklavaya nispeten daha büyük olacak şekilde dilimleyin. her seferinde bıçağı temiz bir bezle silerseniz kemesniz kolaylaşır. Bundan sonrası gerçekten sabır işi kolay gelsin…
  • En üste kalan tereyağını gezdirin ve eğer tereyağını katlara çok kullandıysanız biraz daha ileve etmelisiniz. Bu yüzden katlara yarım kaşık veya iki yufkada bir tereyağı gezdirmelisiniz.
  • Tepsiyi fırına verin 30-40 daika tamamen kızarana kadar pişirin.
  • Ilıyınca pudra şekeri serperek servis yapın. Bu böreği aç karnına yerseniz tepsinin kalanı tehlikeye girer o yüzden yarı aç yemenizi tavsiye ederim.

Su Böreği Yaptım!..

Tüm dostları Allah’ın selamıyla selamlıyorum. Ramazandan önce seviniyordum ramazan da bol bol yemek yapıp taslaklarımı eskisi gibi çoğaltırım diye. Ancak bu ramazan ne hikmetse canım hiiç yeni tarif denemek istemedi, hatta basit sofraları tercih ettim. Durum canımı sıksa da vardır bir hikmeti deyip geçiyorum.

Su böreği yapmak benim için biraz gurur meselesi olmuştur, çünkü hemen her Konya ziyaretimiz de eşimin büyük teyzesi Zehra teyze sağ olsun bizi mahrum etmez. Her gidişim de de yapılışına şahit olurum ve yeniden tarifini alırım. Ancak yurt dışında yaşayanlar bilir, izinler bir rüya edasıyla geçer ve insan sadece o anı yaşamanın sevinciyle boş vermiş davranır. Ben de bu yüzden teyzemin tarifini hiç denemedim. Üstelik ocak üzerinden pişirdiğinden bizim kullandığımız ocaklarda bu mümkün değil. Ama işin ucunda yarın Konya’ ya yerleşmek var, ben den su böreği isterlerse rezil olmak .:)

Ben imkanım olmadığından fırında yaptım ve Konya da yapılanın aksine daha kalın oldu. Ocak üzerinde pişirilecekse 5-6 kat olması yeterli ama fırın için 10 kat olabiliyor. Aslında biraz da su böreğini peynirli seviyorum ve peynirli börek için oldukça fazla miktarda tereyağı ve peynir kullanmak gerek, bu benim işime gelmiyor. Yemeklerde genellikle elimden geldiği kadar yağ miktarını azaltırım ama su böreğinde bu kurnazlık işe yaramıyor ve börek sert ve yavan oluyor.

 

Malzemeler:

  • 4 yumurta
  • Yarım çay bardağı su
  • Orta sertlikte bir hamur olacak kadar un
  • Tuz

 İç malzemesi:

  •  250 gr. Beyaz peynir
  • 125 gr. Tereyağı ( Katlara sürmek için.)
  • Biraz maydanoz

Yapılışı:

  •  Önce yumurtaları kırıp su ilave edin ve elinizle karıştırın.
  • Unu ve tuzu ekleyip yoğurun ve 30 dak. Dinlenmeye bırakın.
  • Bu arada peyniri rendeleyin ve içine maydanozu kıyın.
  • Tereyağını eritip hazır hale getirin.
  • Bekleyen hamuru 10 eşit bezeye ayırıp üzerilerini nemli bezle örtün ve her bezeyi orta boy (Benim tepsim 37 cm çapında.) fırın tepsisi büyüklüğünde açarak temiz bir sofra üzerine bırakın.
  • Diğer bezeleri de aynı şekilde açıp sofranın üzerine sıralayın.
  • Bezeler bitince büyük bir tencereye yarıdan fazla su koyun ve kaynamaya bırakın. Kaynayınca 1 yemek kaşığı kadar tuz atın.
  • Bir leğen içine de soğuk su koyup ocağın yanına hazır edin ve bir tepsi içine ters çevireceğiniz bir süzeği de soğuk su kabının hemen yanına koyun.
  • Fırını 200° de ısıtın.
  • Yufkaları teker teker kaynayan suya dikkatlice bırakıp kevgirle nazik hareketlerle her yerinin suya eşit temasını sağlayın.
  • Tepsiyi tereyağıyla yağlayın ve bir tane kuru yufkayı tepsiye açın diğer bir yufkayı da tepsinin en üstüne sermek için kuru olarak ayırın. . Şayet yufka tepsiye büyük gelirse tepsinin dışına doğru sarkıtın. Üzerine 1-2 yemek kaşığı kadar erimiş tereyağı gezdirin.
  • İlk yufkayı kaynayan su içinde 30 saniye ile 1,5 dakika arası bekletin ve dikkatlice çıkarıp soğuk suya bırakın.
  • Soğuk su içinde kısa bir süre bekletip çıkarın ve fazla suyunu bırakması için süzeğin üzerine serin.
  • İlk kuru yufkanın üzerine ikinci haşlanmış yufkayı koyun, büyük gelirse büzüştürün ve tekrar üzerine tereyağı gezdirin.
  • Üçüncü yufkayı da haşlayarak tepsiye yerleştirip üzerine peynirli harcın yarısını eşit olarak yayın.
  • Peynirin üzerine üç kat daha aralarına tereyağı sürerek haşlanmış yufka serin ve tekrar kalan peynirle ikinci kat peyniri döşeyin.
  • Yine üç kat aralarına tereyağı gezdireceğiniz haşlanmış yufka serin ve en üstüne ayırdığınız kuru yufkayı yerleştirin. Altta ki yufka tepsinin dışına sarkıttıysanız kuru katı koymadan sarkan uçları tepsinin içine kıvırın. Üzerine kuru yufkayı serip yufkanın kenarlarını parmaklarınızla bastırarak sıkıştırın.
  • Kalan tereyağını böreğin en üstüne sürün ve sıcak fırına koyun.
  • Pişme süresi vermiyorum, bu süre fırından fırına değişiyor. Böreğin altı ve üstü kızarınca böreğiniz hazır. Fırından çıkarıp üzerini daha büyük bir tepsiyle örtün ve tepsinin üzerine de bir sofra örtün. 30 dakika kadar bekletirseniz börek içini çeker ve daha güzel olur.

Hayırlı iftarlar…

Ekşili Patlıcanlı Köfte (Malatya)

 Bulgurun kullanıldığı her yemeği severek yiyorum. Malatya mutfağının lezzetlerinden olan bu yemeği geçenlerde nefis yöresel yemekler yapan  Cahide arkadaşımdan almıştım. Patlıcan ve bulgur birbirine çok yakışıyor. Meyve sebzeleri mevsiminde tüketmek kuralını aklınızdan çıkarmadan, patlıcan mevsimi geldiğinde mutlaka bu tadı deneyin.

Not: Blog arkadaşlarımı biraz ihmal ettiğimin farkındayım. Yorumlarına geç cevap verdiğim gibi onları ziyaretlerimde seyrekleşti. Vaktimin az olduğu bir dönem geçiriyorum ve inşallah bu süre sonunda her şey daha kolay olacak benim için.

Köfte malzemeleri:

  • 1 bardak ince bulgur
  • 1 yumurta
  • 2-3 kaşık un
  • Tuz

Yemeğin malzemeleri:

  • 2 tane patlıcan
  • 1 kuru soğan
  • 1 domates
  • 2 yeşil biber
  • 1 kaşık salça
  • Nar ekşisi ya da başka bir ekşi
  • Zeytinyağı, nane, tuz

Yapılışı:

  •  Bulgurun üzerine yarım bardak ılık su koyarak ıslatın.. ( Sıcak su kullanılmıyor.)
  • Islanan bulguru bir saat bekletip üzerine unu, yumurta ve tuzu koyarak yoğurmaya başlayın.
  • Gerektikçe su ilavesiyle yumuşak bir köfte harcı yoğurun.
  • Yoğurduğunuz köfte harcından misket büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın.
  • Patlıcanları küçük küçük doğrayıp zeytinyağında kızartın.

  • Soğanı doğrayıp kavurun ve biberi de ekleyerek ikisini de yumuşayana kadar kavurmaya devam edin.

  • Kavrulan malzemenin üzerine doğranan domatesi de katarak biraz daha kavurup salçasını ekleyin.

  • Biraz da salçayla kavurup 3-4 bardak su ilave edin ve kaynamaya başlayınca patlıcanları, tuzunu atın.

  • Suyu beş dakika kaynatıp köfteleri de ekleyin.

  • Patlıcanlar ve köfteler  yumuşayınca ocaktan alın ve üzerine nane serperek servis yapın.

Patlıcan Biber Kavurması

Malzemelerinin gelişigüzel doğranıp zeytinyağının sere serpe yayıldığı yemekler oldum oluşu ilgimi çeker.  Bu tür yemekler köy yemekleridir benim için. Hani malzemenin hem taze hem  bol, vaktin az olduğu yaz akşamları evin hanımı çabucak  patlıcanı domates doğrayıverir ve o özensiz zannedilen yemekteki tat insanı şaşırtır…

Akdeniz tarzıdır belki bu, belki Doğu, belki Anadolu… Kökü nereden olursa olsun ekmeği batırıp yemek, hatta yedikçe yemek içindir bu yemekler…

Ben yemek planlarken yanında ekmeği de düşünürüm. Her yemeğe her ekmek olmaz. Somon yerken Antep’in Kübban ekmeği, bu yemeğin yanına da buns hiiç yakışmaz. Zaten alıştım artık iki gün de bir kübban ekmeklerim Allah’ın izniyle mutlaka pişiyor. Unun içine tam buğday unu da karıştırıyorum, hem kolay, hem ekonomik, hem sağlıklı, hem lezzetli en önemlisi de siyah ekmek yemek sünnete uygun… Yani artısı çok eksisi bence yok.

Bir gün akşam yemeğiniz de tarifi sayfamda mevcut olan kübban ekmek ve bu güzel yemek olsun…

Malzemeler:

  • 2 tane GDO suz patlıcan (Bütün malzemelerin de GDO suz olanlarını tercih edin diyeceğim ama nasıl olur bilmediğimden böyle iddialı bir cümle kurmayayım.:) )
  • 1 kırmızı biber
  • 2 yeşil biber
  • 3 domates
  • 4 diş sarımsak
  • Sızma zeytinyağı
  • Tuz, karabiber

Yapılışı:

  • Bir tavaya önce biberleri sonra patlıcanları irice doğrayın.
  • Onların üzerine domates ve sarımsakları doğrayıp yağını gezdirin.
  • Orta ateşte kaynamaya başlayınca altını kısıp pişmeye bırakın.
  • Arada bir çok hafif zedelemeden karıştırın.
  • Pişmeye yakın tuz, karabiber ilave edip sıcak veya soğuk servis edin.

Ertesi günü daha lezzetli olduğunu fark ettim, ben den sözlemesi…

Malzemeler:

  • 2 tane GDO suz patlıcan (Bütün malzemelerin de GDO suz olanlarını tercih edin diyeceğim ama nasıl olur bilmediğimden böyle iddialı bir cümle kurmayayım.:) )
  • 1 kırmızı biber
  • 2 yeşil biber
  • 3 domates
  • 4 diş sarımsak
  • Sızma zeytinyağı
  • Tuz, karabiber

Yapılışı:

  • Bir tavaya önce biberleri sonra patlıcanları irice doğrayın.
  • Onların üzerine domates ve sarımsakları doğrayıp yağını gezdirin.
  • Orta ateşte kaynamaya başlayınca altını kısıp pişmeye bırakın.
  • Arada bir çok hafif zedelemeden karıştırın.
  • Pişmeye yakın tuz, karabiber ilave edip sıcak veya soğuk servis edin.

Ertesi günü daha lezzetli olduğunu fark ettim, ben den sözlemesi…

Konya Gevreği

 

Gevrek Konya’da ara öğünlerde çayın yanında yeniyor. Adı gibi gerçekten gevrek ve kıtır kıtır. Üstelik evde bulunan malzemelerle zahmetsizce yapılabilecek türden ve  mis gibi tereyağ kokusuyla alışkanlık yapabilir.

Alışkanlık yapacağı konusun da oldukça ciddiyim. Biz  de özellikle kış gelince Antep’in kahgesi ve Konya’nın gevreği can kurtaran gibi olur. Atıştırmak için elimiz sıkça kurabiye kutusuna gider.

Özellikle çaya batırarak tadı çıkıyor. Çayın tekrar içilecek halini bırakmasa da gevreği çaya batırdığınızda alacağınız tat hem buna değer hem o tadı başka bir şekilde alamasınız ben den söylemesi.

Bild 168

MALZEMELER:

  • 500 g un
  • 100 g tereyağ
  • su, tuz, maya

YAPILIŞI:

  • Bütün malzemeler yoğurulup hamur yapılır ve mayalandırılır.
  • Mayalanan hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp uzun çubuklar yapılır ve fırın kağıdı serilmiş tepsiye dizilir.
  • Tepside tekrar mayalandırılıp, 175° de kızartılır.
  • Kızardıktan sonra fırın ısısı 100° ye düşürülüp tamamen kuruması sağlanır.(Bu bir kaç saati bulabilir.)

Konya'nın Meşhuuuuur Tatlısı Sac Arası

Konya’da bir iftar davetinde yeemiştim sac arasını ve hafızama kazınmıştı adeta. Ev sahibesinin misafirperveliğiyle sınırlarımı aşacaka kadar doşmuştumo gece ve o sırada sac arası sofraya arz-ı endam etmişti. İçimden” Kesinlikle bir lokma bile yediremezler, ben de yiyecek hal kalmadı.” diye geçiriyordum. Ama ev sahibesi teyzenin  ısrarlı ve aynı zamanda bana yedirmeye kararlı  sesiyle kendime geldim. Ve olanlar oldu… Tadına baktığıma bakacağıma pişman olduğum, tok karnına bile çok lezzetli gelen bu şey neydi? Sofradakiler hemen kısa bilgi verdiler – yanılmıyorsam manda kaymağıyla yapılıyor demişlerdi – ve yemem konusunda daha da ısrar ettiler. Benim içimden geçense birisi paket etmeyi teklif etse de şimdi götüremediğim lokmalara sahurda devam etsem düşüncesiydi.:)))

Ondan sonra bir daha tadına bakmak kısmet olmadı. O kadar kaymağı nerden bulacağımdiye  hayal bile etmedim. y Geçen yıl yoğurt ve peynir sektörüne amatör dalışımdan sonra buzlukta kaymak birikmeye başlayınca da ilk fırsatta sac arasını denedim. Eşim ve oğlum mırıltılar içinde yediler ve benim yaptığıma adeta inanamadılar.

Kaymak bulma konusunda sıkıntınız yoksa mutlaka bir defa bile olsa bu harika tatlıyı deneyin.

Tarifimi aynı zamanda Porselen Demlik etkinliğinin ev sahibesi  Nur arkadaşıma gönderiyor kolaylıklar diliyorum.

Bild 1801

 Bild 1846

Hamuru icin malzemeler:

  • 2 yumurta
  •  çay baradağı  sıvıyağ
  • 1 çay bardagı ılık su
  • Alacak kadar un

Içine sürmek için 650- 700 gr. kaymak ve üzerine serpmek için pudra şekeri. Eger serbet dökülecekse bildiğiniz usul şerbet hazırlayıp dökün ki, ben hiç şerbetli denemedim.

Yapılışı:

  • Un, yağ, yumurta  ve suyla  hamuru hazırlanır ve 15 dak. dinlendirin.
  • Hamur iki bezeye bölünür.
  • Birinci beze mümkün oldugu kadar ince baklavalık yufka gibi açın.
  • Kenarlarda kalın yerleri kalırsa oraları keserek ayrın ve yufkayı oklavaya sarın veya bir bez üzerine açarak bırakın.
  • ikinci yufkayıda aynı şekilde incecik açın.
  •  İkinci yufka ilk yufkanın büyüklüğüne gelince kaymağın yarısını yufkanın üzerine elinizle güzelce yayın.
  • Kaymağın üzerine ilk açilan yufkayı serin ve kalan kaymagı da bu yufkanın üzerine sürün. İki katllı ve üzerlerine kaymak sürülmüş tek bir yufka gibi oluyorlar.
  • Yufkaları bir ucundan başalayarak sarın, oldukca uzun bir sarmanız olacak.
  • Bu sarmayı keskin bir bıçakla dört parmak kalınlığında kesin ve yağlanmış tepsiye birbirlerine değecek şekilde yerleştirin. Birinin kesilen tarafı diğerinin yan tarafına gelsin.
  • Üzerine biraz tereyeğı veya benim gibi kalan kaymağı yahut hiç birşey sürmeden  önceden ısıtılan 185 derece de pişirin.
  • Ilınan sac arasının üzerine pudra şekeri serperek servis yapın.  Şerbetli denemediğim için nasıl oluyor bilmiyorum.

Afiyet olsun…

Cuma Yazıları – Allah Kullarını Biz Farketmesek de Korur / Biraz İrice Kayseri Mantısı…:))

Cumaya değer veren herkesin cuması mübarek olsun…

   Zünnu-i Mısri’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir :

 Bir gün elbiselerimi yıkamak için Nil nehrinin kenarına gitmiştim. Nehrin kenarında dururken, bir de baktım ki, görülmemiş şekilde büyük bir akrep bana doğru geliyor. Çok korkmuştum. Beni onun şerrinden koruması için Cenab-ı Hak’ka sığındım. Akrep nehre geldiğinde, sudan büyük bir kurbağa çıkıp akrebe doğru geldi. Akrep kurbağanın sırtına binip suyun üzerinde yüzüp gittiler. Bu bana çok şaşırtıcı gelmişti. Ben de onların nehrin kenarında takip ettim. Nehrin karşı yakasına geçtiklerinde, akrep kurbağayı bırakıp dalları büyük, gölgesi çok olan bir ağacın yanına gitti.

 Bir de baktım ki, ağacın altında Allah’a asi bir genç mışıl mışıl uyuyor. Kendi kendime: “La ha’vle vela kuvvete illa billah. Bu akrep nehrin ötesinden buraya kadar, bu genci sokmak için geldi” dedim ve içimden, akrep gence yaklaştığı zaman hemen akrebi öldürmeye karar verdim. Akrebe yakın bir yerde durdum. Bir de baktım ki karşıdan büyük bir yılan, genci öldürmek için, gence doğru geliyor. Bu sırada akrep yılanın üzerine hücum etti ve başını sokmaya başladı. Akrep yılanın ölmesine kadar başını sokmaya devam etti. Yılan öldükten sonra akrep nehre döndü. Kurbağa da onu orada bekliyordu. Akrep tekrar kurbağaya binip nehrin öte yanına geçti. Ben de arkalarında bakakaldım.

Sonra gencin yanına geldim, o hala uyuyordu, akabinde baş ucunda kendi kendime şöyle dedim :

- Ey uyuyan genç; Allah seni, sen fark etmesen de karanlığın içindeki her türlü kötülükten korur. Sen uyusan bile Allah uyumaz. O kullarına çok merhametlidir. dedim.

Genç benim bu sözlerim üzerine uyandı ve başından geçen olayları kendisine anlattım. Genç hemen tövbe etti. Bütün yapmış olduğu kötü davranışlarından vazgeçip, iyilerden oldu ve ölünceye kadar hayatı böyle devam etti. Allah ona rahmet etsin.                           

   Tarifim Kayseri mantısı ama boyutlarına bakarak hormonlu, vs. yakıştırmalar da yapabilirsiniz, anlayışla karşılarım.:) Bir kaşığa kırk mantı sığmalı diye çok duymuşumdur, ancak  henüz bu cesareti gösterebilmiş değilim. Antep yuvalamasında da ne kadar küçük olursa o kadar makbuldür ve bir çok yakınımda mercimekten büyükçe yuvalamalar görürdüm. Annem de benim gibi düşünmüş olmalı ki, onun yuvalamaları da orta büyüklükte olur, küçük yuvarlayanlar furyasından uzak dururdu.:)

    Mantı da bu tarifteki gibi domates, yeşilbiber kullanıldığını hiç duymamıştım ama alışıldığın dışında hoş bir tadı vardı. Gerçi herhalde ortak fikir olarak “Mantı olsun da, çamurdan olmadıkça bayılırım.” diye düşünüyor olmalıyız.:)) Sonuç da hamur, et, yoğurt gibi mutfak kültürümüzün ana  malzemeler ile yapılıyor. Sevmeyen yok gibidir…

   Konuyu ne çok dağıtıyorum son zamanlarda. Siz tarife okumadan sayfayı değiştirmeden ben sizi aşağıya yönlendireyim…

manti

Malzemeler:

  • 1.5 bardak un
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 yumurta
  • Yeterince su

Sosu için:

  • 1 kaşık tereyağı
  • 2 sivri biber
  • 2 domates
  • 1/2 kaşık biber ve aynı ölçü domates salçası
  • tuz, karabiber

İç dolgusu:

  • 150 gr. kıyma
  • 1 tane kuru soğan
  • Bir miktar maydanoz
  • Karabiber, tuz, pul biber

Üzeri için sarımsaklı yoğurt

Yapılışı:

  • Hamur malzemeleriyle sert bir hamur yoğurulur.
  • Kuru soğan çok küçük olacak şekilde kıyılır ve yine ince kıyılmış maydanoz, kıyma ve baharatlar karıştırılarak harç hazırlanır.
  • Hamur unlu bir zeminde yarım cm. inceliğinde açılır ve bilindik usulle kesilerek kıymanın konacağı kareler hazırlanır.
  • Hamurların üzerine nohut büyüklüğünde harç konarak dört köşesi ortada birleştirilerek hazırlanan mantılar unlu bir tepside biriktirilir.
  • Tamamlanan mantılar tuzlu suda haşlanır. Piştiğini anlamak için bir tane mantıyı bir tabağa bir karış yükseklikten atın ve mantı top gibi zıplıyorsa bu piştiğini gösterir. Tabi tadına bakarak da anlayabilirsiniz.
  • Sos için domatesler küp biberler incecik kıyılır.
  • Tereyağı tavada eritilerek önce bir süre biberler sonrada domatesler kavrulur.
  • En son salça eklenerek kısık ateşte bir süre daha kavrulur.
  • Haşlanıp soğuk sudan geçirilen veya geçirilmeyen mantılar sosla karıştırılıp servis tabaklarına konur.
  • Sarımsaklı yoğurtla servis edilir.

Afyon Şepiti

 Sayfamı takip eden tüm dostları muhabbetle selamlıyorum…  Bu kadar uzun bir ara vereceğimi ben bile tahmin etmezken, aradan ne kadar zaman geçmiş meğerse. Hiç bir mazeretimin kalmadığını hazır fark etmişken yeniden başlamak lazım, aksi takdirde bu rehavet üzerimden gitmeyecek. Daha doğrusu tembellik…

Güzel bir yaz geçirdik, ramazanı ağırladık ve bayramı uğurladık derken blogların tekrar cıvıldama mevsimi geldi. Büyük hedef kitle olan Türkiye’ de de okullar açıldı ve herkes tekrar yerli yerine oturdu sanırım. Yani yeni tariflere Allah’ın izniyle devam edelim…

Yöresel yemeklere kendimi bildim bileli bir merakım olmuştur. Tv. de gördüğüm Anadolu kokulu hiçbir yemek tarifini kaçırmam ve çoğunu denemişimdir. Ama bloklar bu yönden de zengin bir çeşitlilik sunuyor meraklısına. Afyon şepitinin tarifi sevgili arkadaşım bin bir çeşniden Saliha’ya ait. Biz çok beğenerek yedik.  Görüntüden lezzetini tahmin ediyor olmalısınız zaten, fazla söze hacet yok.

Bild 2153

  Malzemeler:

  • Yarım tavuk veya ona denk kemikli, bütün parçalar halinde tavuk
  • Un, su ve tuzla hazırlanmış orta boy tepsi büyüklüğünde 3-4 adet kuru yufka ( Yufkalar için 1-2 bardak un, tuz ve suyu karıştırıp orta sertlikte bir hamur hazırlayın ve bezelere bölün. Her bezeyi sac üzerinde yakmadan iyice pişirin ve açıkta bırakarak kurutun.)
  • Karabiber, tuz

Yapılışı:

  • Tavuk iyice haşlanır  tuz ve karabiber ilave edilir.
  • Yufkaların içine sığabileceği bir tepsiye tavuk suyu konur ve yufkalar bu suda altlı üstlü ıslatılır.
  • Cam vs. bir tepsiye ıslanan yufkalar yapışmasın diye buruşturularak üst üste serilir.
  • En üste parçalara ayrılan tavuk  yerleştirilip tepsiyle servis yapılır.

Yanına yoğurdun çok yakıştığını düşünüyorum…

Afiyet olsun…

Arnavut Böreği

Ramazanın tetiklediği paylaşma isteğimle herkese merhaba… Aslında bir süre daha sesiz kalmayı planlıyordum ama mübarek günlerin yaklaşmasıyla konumuz olan yemeklerin de gündeme oturduğu bir döneme giriyoruz.

Uzun süre yazmayınca toparlamak biraz zor oluyor fark ettiğiniz gibi.:) Ama olsun,  konu yemek olunca edecek bir iki kelam elbet bulunur.

Arnavut böreğinin adını eminim siz de benim gibi çok duymuşsunuzdur. Ama tadını bilmeyenler için denenmesi gereken ve bence kolay yapılabilen bir börek. Hazır yufkalı börekler gibi şipşak olmasa da el açması börekler kategorisinde orta kolaylıkta bence.

Ramazanın maneviyatına yakışan, abartısız sofralarda ağız tadıyla yaşayacağınız iftarlar dilerim…

Bild 1882

Bild 1858

Hamuru için malzemeler:

  • 500 gr. un
  • tuz, su

İç malzemesi:

  • 300 gr. kıyma
  • 2 tane soğan
  • Bir miktar maydanoz

Ayrıca yarım bardak sıvı yağ ve açmak için bir miktar nişasta

Yapılışı:

  • Kıyma tavada rengi dönene kadar kavrulup ince kıyılmış soğan eklenir ve bir süre daha kavrulup altı kapatılmadan tuzu, karabiberi ve maydanozu konur.
  • Un, su ve tuzla yumuşak olmayan bir hamur yoğurulup 15- 20 dak. dinlendirilir.
  • Hamur ikiye bölünerek her parça 15 bezeye ayrılır, böylece otuz beze hazırlanır. ( Gözünüz korkmasan çok zahmetli değil.)
  • Nişasta ve bir miktar un karıştırılarak yufkaları açmak için kullanılır.
  • Her beze tabak büyüklüğünde açılır aralarına yağ sürülür ve üst üste konarak 15 beze tamamlanır (En üste yağ sürülmez.)
  • Hazırlanan açmalar buzdolabına konarak diğer beze gurubu  de ayni şekilde hazırlanır ve dolaptaki açmalar alınarak yerine acılan diğer  açmalar konur.
  • Buzdolabından alınan birinci gurup açmalar böreğin yapılacağı tepsi büyüklüğünden biraz daha büyük olacak şekilde açılır.
  • Açılan yufkala uçları ortada birleşecek şekilde katlanarak açılan zeminden kolayca alınır ve  yağlanan tepsiye biraz buruşturularak ve kenarları dışarı sarkacak şekilde serilir.
  • Hazırlanan harç eşit bir şekilde yufkanın üzerine yayılır ve dolaptaki diğer açma gurubu da ayni şekilde tepsiden büyük olarak açılır.
  • Dolaptaki diğer açma gurubu da ayni şekilde açılır ve tepsinin üzerine yine biraz buruşturularak tam tepsinin büyüklüğüne gelecek şekilde serilir.
  • Alttaki yufkanın kenarları üste katlanır ve börek resimdeki gibi üçgenlere kesilir.
  • Bardakta kalan yağla böreğin üzeri yağlanır ve 190 de pişirilir.

Yanına bir çorba ve salatayla ilk iftar karşılanır…

Tavuk Kapama

Bu gün canım yemek hakkında yorum yapmak istemiyor. Sizi bu güzel görüntü ve tarifiyle baş başa bırakıyorum…

31082008_078
Malzemeler:
  •  Yarım iri parçalara ayrılmış tavuk veya üç but
  • 1 bardak pirinç
  • 1 tatlı kaşığı karışık salça
  • 1 adet kuru soğan
  • 1 tane domates
  • Sıvı yağ
  • Karabiber, tuz

 Yapılışı:

  • Tavuk parçalarını biraz sıvı yağda güzelce kavurun.
  • Doğranmış  soğanları ilave edin ve  kavurmaya devam edin.
  • Salça ve domatesi de ilave ederek bir süre daha kavurup üzerini örtecek kadar su, karabiber, tuz ilavesiyle pişmeye bırakın. (Bu işlemi düdüklüde yapmak daha uygun olacaktır.)
  • Yıkanmış pirinci cam vs. bir tepsiye yayıp üzerine pişen tavuk parçalarını güzelce yerleştirin.
  • Tavuğun suyundan 1,5 bardak kadarını tavukların üzerine gezdirip orta derecedeki fırına ağzı kapalı bir şeklide koyun. (Pirincin suyunu her zaman yaptığınız pilav gibi ayarlayabilirsiniz.)
  • Asıl tarif de fırınlamadan önce üzerine nane serpiliyormuş ama ben koymadım.

Cuma Yazıları – Besmele… / Biga Peynir Helvası

Hayırlı ve bereketli bir cuma dilerim…Bir Kadın her söze ve işe başlarken besmele çekermiş. O kadının birde münafık bir kocası varmış. Besmele çekmesine çok kızarmış. Hanımını Besmele ile ilgili bir işte mahcup etmeye karar vermiş.

Bir gün hanımına, içerisinde para bulunan bir kese verir, “Bunu sakla , sonra senden isterim” der.

Hanımı keseyi Besmeleyle bir yere koyup üzerini örter. Kocası, hanımın haberi olmadan gidip keseyi alıp ve kuyuya atar. Sonra gelip hanımından keseyi getirmesini ister.

Kadın keseyi koyduğu yere gidip, Besmele çeker. Allah’u teala o anda Cebrail aleyhisselâma, yer yüzüne inip keseyi kuyudan alıp yerine koymasını emreder. Cebrail aleyhisselâm keseyi kuyudan alıp suları akar bir vaziyette yerine koyar.

Kadın keseyi almak için elini uzatınca, keseyi ıslak bir halde bulunca “Bu kese nasıl ıslandı?” diye hayretler içinde kalır. Hiçbir şeyden habersizce kocasına götürüp verir.

Bu durum karşısında Hayretler içinde kalan kocası da hemen tövbe edip salih bir Müslüman olur. Bundan sonra her işe başlarken ve bir şey yaparken Besmele çekmeye başlar.

Biga peynir Helvası

Peynirli tatlıların tadını bilenler için yeri bir başkadır. Kemal Paşa, pey kekler, çeşit çeşit hoşmerimler ilk anda aklıma gelenler… Ağza alındığı anda yüzünüze bir gülümseme yayılır. Arkasından ağız şapırtıları, mmm… sesleri ve bitirilen tabaklar…:)

Benim ilk tecrübem İzmirli bir arkadaşımın gönül alma cinsinden yaptığı bir jestle olmuştur. (Koca bir tepsi dolusuyla kapıma dayanmış ama ben cehaletin gereği yarısını başka bir arkadaşa göndermiştim.) o olaydan sonra peynir ve şekeri aynı cümlede bile duysam kulak kabartır oldum.:))

Biga peynir helvasını tv. de gelişigüzel görmüştüm. Ustanın anlatımını göz önüne alarak araştırdığımda tarifine ulaştım. Her peynirli tatlının tadı başkadır ama bununki daha da başka.

İki çeşit olarak hazırlanabiliyor bu tatlı. Tavada pişirdikten sonra bir süre fırınlayarak tüketebileceğiniz gibi fırınlamadan da yiyebilirsiniz ki, ben fırınlanmamış olanını tercih ediyorum.

İlk resim fırınlanmamış olan ve altındakiyse fırınlanmış ve biraz kızarmış hali…

Bild_004

untitled

 

Malzemeler:

  • 600 gr. taze peynir en olmadı süt kesiği kullanın
  • 2 yumurta sarısı
  • 100 gr. irmik
  • 1 – 1,5 bardak şeker isteğe göre miktarını ayarlayın ben bir koydum.

Yapılışı:

  • Peynirin 500 gramı tavada eriyene kadar kavrulur.
  • Yumurta sarıları eklenir, karışınca irmiği katılarak devamlı karıştırılarak pişirilir.
  • Piştiğine kanat getirilince kalan peynir konup bir iki çevrilip ateşten alınır.
  • Şekeri de ilave edilerek şeker eriyene kadar karıştırılıp tabaklara bastırılır.
  • Fırınlamak için yağlı tepsiye bastırılılarak yerleştirilir ve orta ısıda fırınlanır.

Kastamonu Helvası (Beyaz Helva)

Helvanın resimlerini gördüğümde nasıl ağızda eriyeceğini düşünmüştüm.:) Mutlaka denemeli deyip çıktım yola…  Yanılmamışım,  tereyağı kokusu ve hafif kavrulmuş un tadıyla beklediğim bir  bir lezzet oldu.   Hem pişmeden kurabiye olur muymuş? olurmuuuş… :)
31082008_213
Malzemeler:
  • 2 bardak un
  • 2 bardak pudra şekeri
  • 125 gr. oda ısısında tereyağı

Yapılışı:

  • Un orta ateşte pembeleşmeden çiğ kokusu çıkana kadar kavrulur. Unun hafif kavruk kokusu gelmeli.
  • Kavrulan un oluşan taneciklerin kaybolması için tel süzgeçten geçirilir. 
  • Diğer malzemelerle karıştırılarak yoğurulur.
  • 1,5- 2 parmak kalınlığında olacak şekilde bir tepsiye yayılıp bastırılır. Bastırma işlemine özen gösterin, çünkü tepsiden çıkması ve rahat kesilebilmesi buna bağlı. Ben, elinizle bastırdıktan sonra tepsinin şekline göre ikinci bir tepsi vb. bir  araç  kullanmanızı tavsiye ederim. Hatta üzerine plastik folya serip bu folyonun üzerinden düzenleyebilirsiniz. Herkes kendine uygun bir teknik kullanarak olabildiğince bastırıp sıkıştırsın püf noktası bu.
  • Bir kaç saat soğumaya bırakıldıktan sonra istenilen şekilde kesilip servis yapılır.

Isparta'dan Kuyruğu Sulu / Cuma Yazıları – Altın Top

Hayırlı ve bereketli cumalar…
Bu güzel hikayeyi yıllarca dedemden dinlemiştim. Rahmetli den kalan güzel hatıralarımdan biriydi. Internette karşıma çıkınca çok mutlu oldum ve sizlerle de paylaşmak istedim. Rabbim bize emanet edilen altın toplarımızın kıymetini bilmeyi nasip etsin..

Zengin bir ailenin fakir bir komşusu varmış. Evlerindeki saadetin dalgalanmaları, zengin ailenin duvarlarını aşarak kulaklarına kadar ulaşırmış. Akşam olunca , fakir ailenin evindeki gülme ve saadeti duyunca zengin komşu gıpta edermiş. bir gün karısına demiş ki:

   “Biz bu kadar zengin olduğumuz halde neden neşemiz yok?  Sen yarın fakir komşunun hanımından sor bakalım, saadetlerinin sebebi ne ise, biz de onlar gibi saadete nail olmaya çalışalım.

   ” Kadın sabah olunca fakir komşuyu ziyarete giderek, konuşma sırasında evlerindeki saadetin sebebinden sual açmış, fakir komşunun hanımı demiş ki:

   “Bizim küçük bir altın topumuz var. Akşam olunca ben efendime o da bana altın topu atarak oynar eğleniriz.” Akşam olunca zenginin karısı meseleyi kocasına nakletmiş. Adam ertesi gün bir kuyumcuya giderek altın bir top sipariş etmiş. Topu aldığı günün akşamı karısı ile karşı karşıya oturup, altın topu birbirlerine atmaya başlamışlarsa da, hayal ettikleri neşe bir türlü doğmamış… Hatta madeni topun ağırlığı sebebeiyle canları yanmış; sert atışlar yüzünden topun isabet ettiği vücutları, yer yer morarmış. Sabah olur olmaz zenginin karısı, alelacele fakirin ailesinden sual etmiş:

  “Biz senin dediğin altın topu yaptırdık, fakat neşelenemedik.” demiş. Fakir komşu:

   “A komşum, o bildiğin gibi top değil. Sarı saçlı masum bakışlı bir yavrumuz var. Biz ona “altın top” diyoruz. Akşam olunca kah benim kucağıma, kah babasına koşar ve bizi eğlendirir. Onunla meşgul olurken yorgunluğumuzu unutur, neşeleniriz.” cevabını vermiş.

İslam’da Kadın ve Aile, Mehmed Emre, Bedir Yayınevi, 1979, 6. Baskı

……………………………………………………………………

İmkanım olsaydı Türkiye’yi adım adım gezer, yöresel yemekleri kayıt alıtına alırdım. Gerçi bu işi profosyonel anlamda yapanlar zaten var da, ben kendi adıma konuşuyorum. Yöresel yemekler aynı zamanda kültürümüzü tanıtmak adına da önemli. Mesela, buradan beni takip eden ve bloğu olmayan takipcilere desem ki, kendi yörenize ait ve çok bilinmeyen tariflerinizi bana ulaştırın ve ben imkanlarım el verdiği ölçüde onları deneyip yayınlayayım. Hatta sadece yemek değil peynirler de olabilir. Ben burada yapabileceğim kadarını denerim ve gönderen arkadaşımın ismiyle yayınlarım. Böylece mutfak kültürümüze katkımız olur.

İnternetin en güzel yanlarından biri bu sanırım. Farklı farklı şehirlerden – yabancı diliniz varsa ülkelerden- insanlarla ortak biryerde buluşma imkanı sunuyor.

İşte bu kadar cümleyi bana kurduran lezzetlerden biri: Isparta’nın “kuyruğu sulu” böreği. Çiğ böreğe benzeyen ama onun gibi kızartılmadan sac üzerinde pişirilen bir börek. İsmine pişerken uç kısımlarından akan harcın suyundan dolayı kuyruğu sulu deniyor. Tadıysa tahmin edebileceğiniz gibi gerçekten nefis.

6

Malzemeler:

  • 300 gr. kıyma
  • 1 tane domates
  • 1 tane ince kıyılmış soğan
  • Maydanoz
  • Karabiber, tuz
  • Un, su ve tuzdan hazırlanmış hamur
  • Yağlamak için tereyağı
  • 1 bardaktan biraz az su

Yapılışı:

  • Kıyma, rendelenmiş domates, ince kıyılmış maydanoz ve soğan karıştırılıp baharatları ve su eklenir.
  • Hamurdan bezeler hazırlanır.
  • Bezeler tabak büyüklüğünde açılıp, sulu içten bir kaşık kadar yayılarak konur ve bir tabak yardımıyla etrafı kesilir.
  • Kızgın sac üzerinde pişirilip tereyağıyla yağlanır.

Afiyet olsun…

Konya'dan Sütlü Börek

Bu ayki ye33 etkinliğinin konusundan sanırım memnun olmayan yoktur.:)) Bir sürü bilmediğimiz börek tarifimiz olacak inşallah. Sevgili Özlem kocaman bir teşekkürü hakediyor.

Bazan kendimi kötü hissediyorum, hayat sadece yemekten ibaret gibi bir görüntü veriyor insan yemek blogu olunca. Ama elbette hepimizin hayatı sadece burası ve dolayısıyla yemekler değil. Biz sadece bir bölümünü yansıtıyoruz. Diğer blog konularını düşününce yemek konusu daha sorumluluğu az, daha rahatlatıcı, ve en azından benim en büyük ilgi alanlarımdan biri. ( Diğer sorumluluklarımı aksatmadan yapmaya çalışıyorum üstelik.)
Tarifim Konya’da yaşayan eşimin büyük teyzesinden. Ben eve döndügümde hemen denedim ve aynı muhteşem tadı yapabildiğimden dolayı da çok mutlu oldum. Nede olsa tarifin sahibi yemekte usta bir hanım.
Böreğimiz çıtır çıtrı, kat kat ağızda dağılan bir tada sahip. Milföy gibi demeyeceğim zannımca milföy daha lezzetsiz olur. Ama abartısız çok lezzetli. Hem de misafir gelmeden bir gün önce hazırlayıp pişirmeden rahatlıkla muhafaza edeceğiniz bir börek. Bence mutlaka deneyin. Ben arkadaşlarıma yapmıştım ve yiyen bir daha, bir daha yedi.:))

_c3a7c3b6

40a

 Malzemeler:

  • 2 bardak süt
  • 1 çay bar. sıvıyağ
  • 1 çay bar. yoğurt
  • 1 yumurta
  • 1 tatlı kaş. tuz
  • Biraz limonsuyu
  • Aldığı kadar un
  • Yufkaları yağlamak için 250 gr. tereyağ
İç harcı:
  • 300 gr. kıyma
  • 2 tane kıyılmış soğan
  • Tuz, karabiber

Yapılışı:

  • Hamur malzemeleri karıştırılıp özlü bir hamur yoğurulur.
  • Hamurdan ceviz kadar bezeler hazırlanır.
  • Bezeler tabak büyüklüğünde açılır ve aralarına erimiş tereyağ gezdirilerek üç taneli guruplar oluşturulur.
  • İlk hazırlanan beze gurubundan başlanarak üçlü bezeler açılabildiği kadar açılır ve üzerine yine tereyağı sürülür.
  • Yağlanan yufka katmer gibi önce iki ucu ortaya gelecek şeklide sonra diğer iki ucuda yine ortaya gelecek şeklide katlanıp bir kare elde edilir.
  • Bu kare dörde kesilir ve her parçanın ortasına harç malzemesi konur.
  • Karelerin ortasındaki harç ortaya uzunlamasına yayılır ve önce alt kenar sonrada üst kenar üstüne katlanır.
  • Uzunlamasına hazırlanan böreklerin iki kenarları hafifce bastırılıp yağlı tepsiye kat yerleri alta gelecek şekilde dizilir.
  • Bu aşamada teyzem böreklerin üzerine de yağ sürdüğünü söylemişti ama ben sürmedim. 160 ° de pembe pişirilir.

Silkme veya Çıngıl ya da Saçaklı Mantı…

Bu nefis yemek Balıkesir mutfağından unutulmaz bir tat. Az malzemeli, kolay ve misafirlerinize bile ikram debileceğiniz kadar da güzel. Ana yemek olarak  yanında cacık, ayran veya herhangi bir salatayla güzel bir öğün. Tadı Bartın’ın tavuklu böreğine oldukca benziyor ama bence daha hafif. Tadılası, alışılası, ve hep yapılası güzel bir yöresel lezzetimiz. Eh bu kadar anlattık  bakalım tarifi nasılmış:

 bild_232

 MALZEMELER:

  • 1 yumurta
  • Un, tuz, su (Unun miktarını yaptığınız mantıya göre ayarlayabilirsiniz, ben ölçülü yapmadım. Ama 2-3 bardak yeterli olur sanırım.)
  • Yarım haşlanmış tavuk, suyuyla birlikte
  • Tepsiyi yağlamak için sıvıyağ

YAPILIŞI:

  • Hamru malzemelriyle mantı hamuru kıvamında sert bir hamur hazırlanır ve yumurta büyüklüğünde bezelere ayrılır.
  • Bezeler yufka gibi açılır.
  • Açılan her yufka ortadan ikiye kesilir ve her parça kesilen yerinden yani uzunlamasına rulo gibi sarılır.
  • Sarılan hamur bir cm. kalınlığında parçalara kesilir ve yapışmaması için ucundan tutulup açılarır, havalandırarak bir kenara alınır.
  • Hamur tamamen bitince yağlanmış tepsiye koyup önceden ısıtılmış fırında kızartılır. (Derin bir tepsi kullanın.)
  • Hamurunuz yumuşak olur ve yapşma endişesi taşırsanız, hamuru fırınladıkta sonra hamurda ilk pişme belirtileri olduğunda tepsiyi çıkarın ve birbirinden ayrılmalarını sağlayın. Yani durumu kurtarın.:))
  • Kızaran hamurların üzerine sıcak tavuk suyunu döküp tekrar fırına koyuyoruz ve suyunu çektiriyoruz. Vaktiniz yoksa ocak üzerinde de bu işi halledebilirsiniz.
  • Hamur tavuk suyunu tamamen çekince tabaklara alın ve karabiber serpin, didiklenmiş tavuk etleriyle servis yapın.

Maraş Çöreği

Maras’da düğünlerde küçük torbalarda 3-4 tane konarak davetlilere ikram edilirdi. Nedense çok istememe rağmen tarifini bulupta yapmak kısmet olmadı.

Rabia ile ilk tanıştığımızda Maraş’lı olduğunu duyunca aklıma hemen bu nefis çörekler gelmişti. Sağolsun teyzesinden tarifini alıp, önce de kendisi deneyerek benim işimi daha da kolaylaştırdı. Yapalım uzun yaman oldu ama yayınlama fırsatı bulamamıştım. Benim gibi hasretini çeken ve denemek isteyenler için tarifi:

60

Malzemeler:

  1. 500 gr. un
  2. 250 gr. tereyağ
  3. 1/2 paket kabartma tozu
  4. Tuz
  5. Süt
  6. Un
  7. Susam, çörek otu

Yapılışı:

  1. Süt hariç bütün malzemeler karıştırılır.
  2. Orta yumuşaklıkta bir hamur elde edene kadar süt eklenir.
  3. Yumurta büyüklüğünde parçalar koparılıp çay tabağı büyüklüğünde açılır.
  4. Tepsiye dizilip üzerlerine çatalla şekil verilir, susam ve çörek otu serpilerek 180° de pişirilir.

Farklı Bir Usulle Tavuklu Tantuni

Bir yorumcum, Allah içili köfteyi bulandan razı olsun gibi birşeyler yazmıştı.:) Ben tantuniyi yerken aynı hisleri paylaşıyorum.:)) Çok çok lezzetli bir yemek ve aynı zamanda besleyici. Yine malzemelerinde ufak değişikliklerle farklı ve güzel lezzetler yakalamak mümkün. Uzun zaman önce soğanlı ve kırmızı biberli yaptığım tantuniyi sizlerle paylaşayım istedim.

72

MALZEMELER:

  1. 300- 350 gr. ince kıyılmış tavuk eti
  2. 1 büyük veya iki orta boy soğan
  3. 1 büyük domates
  4. 1 tane kırmızı biber
  5. Maydanoz
  6. Limon
  7. Karabiber, tuz

YAPILIŞI:

  1. Kızgın sacın üzerine tavuk etlerini azar azar koyup, sürekli karıştırarak sulandırmadan kavurdum.
  2. Tavuk etleri kavrulunca, ince kıyılmış biberleri ilave ettim.( gerekirse bir miktar sıvı yağ ileve edin)
  3. Biberler de pişince halka soğan ve domatesi ilave edip, sadece bir iki çevirip baharatlarını koydum ve ateşi kapattım.
  4. Yufkaların arasına sıcak sıcak paylaştırıp, maydanoz ve limonla servis yaptım.

Cızlak ve Yumurta Peyvazi

Cızlağı bir kaç yıl önce tv. de görmüştüm. Yumurtasız ve mayalı olması dikkatimi çekmişti. Denediğimde krep, kaygana vb. isimleri olan türünden daha güzel olduğunu anladım. Hem yağsız olması da ayrica tercih sebebi. :)
Vatanımın her yemeği birbirinden güzel. Ne gerek var başkaları krep diyor ve krep yiyor diye kendi yöresel yemeklerimizin adını veya kendini değiştirmeye Tarif ederken bile krep diye tarif ediyoruz, sanki mutfağımızın dış kaynaklara ihtitacı varmış gibi. Tabi ki faklı kültürlerin yemeklerini de yapabilir ve afiyetle yeriz. Ama benim sözüm, her şeyin biz de kullanılan isimlerinden çok dışarida kullanılan isimleriyle anılıyor olmasi. Cubuk makarnaya Sapageti, ekmek arsina sandvic denmesi gibi!

76

MALZEMELER:

  1. 2 bardak un
  2. Yarım paket toz maya
  3. 1 tatlı kaşığı tuz
  4. Su

YAPILIŞI:

  1. Bütün malzemeler karıştırılıp kek hamurundan daha sulu bir hamur olana kadar su ilave edilir.
  2. 10 dak. mayalanmaya bırakılır.
  3. Tefon tavada yağ kullanmadan birer kepce konarak altlı üstlü kızartılır.

Yumurta peyvazi icin: Haslanmis yumurta, yesil sogan, maydanoz, pulbiber ve tuz

Maraş'ın Ekşili Çorbası

Türkiye’nin her yöresinin kendine ait farklı yemek tariflerini yapmak beni çok mutlu edeyor. Hatta illerin hemen yanlarındaki ilçelerinde bile tarifler belirli farklılıklar gösteriyor. Maraş’ın ekşili çorbası da bunlar dan biri. Antep’te yapılan doğrama yemeğini andırıyor, ama farklı malzemelerin ilavesiyle tadı bambaşka olan bir yemek ortaya çıkıyor. Çok beğenerek yedik bu güzel yemeği. Ben ilk bir yemek dergisin de görmüştüm, daha sonra da sevgili Rabia de görünce denemek istedim. Doğu yemekleri seviyorsanız, işte size tam bir doğulu.

78

MALZEMELER:

  1. 1/2 bardak Nohut
  2. 1/2 bardak dövme (aşurelik buğday)
  3. 1/2 bardak kırmızı mercimek
  4. 1 tane patlıcan
  5. 1 kaşık salça
  6. 4-5 diş sarımsak
  7. 3-4 yaprak pazı veya başka bir yeşillik
  8. Nane, pul biber
  9. Tuz, karabiber
  10. Sumak ekşisi veya herhangi bir ekşi

YAPILIŞI:

  1. Nohut, dövme, mercimek ve salçayı 5-6 bardak su ilavesiyle düdüklü tencerede 20-25 dak. pişirilir.
  2. Pişen malzemelere ufak doğranmış patlıcan, kıyılmış pazı, doğranan sarımsaklar ilave edilip eklenen malzemelerle bir süre daha pişirilir.
  3. Ekşisi, karabiberi ve tuzu katılır.
  4. Tava da sıvıyağ kızdırılıp nane ve pul biber kavrulup yemeğin üzerine dökülür.

Fındıklı Gül Tatlısı

Gelinlerin atağından sonra, etkinlik sırası şimi de kayınvalidelerin hodri meydan dediği geleneksel tatlar etkinliğinde. Sayfamın adına yakışacak güzel bir Antep tarifiyle katılmak isterdim ama, malum gurbette her malzemeyi tedarik etmek mümkün olmuyor.
Gül tatlısının ismi size hiç yabancı gelemeyecek ama tarifim farklı bir gül tatlısına ait. Karedeniz mutfağınadan olduğunu tahmin ediyorum. Uzun yıllar öncesi bir komşuda tadına bakmış ve hemen not etmiştim. Aradan 10 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, ilk kez denedim ve çok şükür beni utandırmadı. Hatta şerbetini hazırlarken limon suyu kullanmadığımı yaptıktan sonraki gün hatırladım, ama 3-4 gün boyunca yani bitene kadar şekerlenmedi.
Sevgili Saliha‘ ya kolay gelsin diyorum. Katılım çok olacağa ve arkadaşım yorulacağa benziyor.

yemek_016

 Malzemeler:

  1. 1 çaybardağı erimiş tereyağı
  2. 1 çaybardağı süt
  3. 1 yumurta
  4. Bir tutam tuz
  5. Yarım paket kuru veya yaş maya
  6. Yeterince un.
  7. 20o gr. arasına serpemek için çekilmiş fındık ( Ne un gibi nede fazla irice olmayacak.)
  8. Açmak için unla karıştırılmış nişasta
  9. Yufkaların üzerine gezdirmek için sıvıyağ

Şerbeti:

  1. 2 bardak şeker
  2. 3 bardak su
  3. yarım limon suyu

Yapılışı:

  1. Yumurta, süt, tereyağ, maya, tuz karıştırılır ve un ilave edilerek normal kıvamlı bir hamur yoğurulur.
  2. Hamur 10-15 dak. bekletilir.
  3. Bu arada şerbeti hazırlanıp kaynamaya bırakılır. Orta ateşte 15 dak. kaynatılıp limon suyu ilave dilip soğuması için uygun bir ortama konur.
  4. Hamurdan 4 tane beze hazırlanır ve her beze unlu nişastayla açılabildiği kadar açılır. Benim açtıklarım böreklik yufkadan daha inceyediler.
  5. Bu aşamada tatlınızın biraz büyükce mi ,yoksa parmak kalınlığında hazırlayacağınız sarmalardan mı oluşacağına karar vermeniz gerek. Çünkü baş parmak kalınlığında 2 şer cm. lik keserek veya oklava kalınlığında sararrak yine iki cm lik parçalar hazırlama imkanınız var. İkisi de lezzet olarak aynı, sadece ince olunca benim gibi iyi pişmiş kıtır tatlıları sevenlerin tercihi olacaktır. Fazlaca detay veriyor gibi olabilirim ama ben tariflerde arıyorum bu tür detayları ve belki yeni mutfak öğrencileri olabilir düşüncesiyle yazmak istedim.
  6. Kalın hazırlayacksanız açtığınız yufkanın üzerine sıvıyağ sürün ve eşit bir şekilde fındığı serpin.
  7. Bir ucundan başlayarak sarma sarar gibi çok gevşek olmayacak ama tam sıkı da olmayacak şekilde sarın.
  8. 2 cm. lik parçalara kesin ve yağlanmış tepsiye kesilen tarafları yukarı ve aşağı gelecek şeklide dizin.
  9. İnce yapacaksanız yufkanın üzerine fındık serptikten sonta keskin bir bıçakla tam ortasından kesin ve yarımşar yufkadan sarmalar hazırlayarak kesin. Hatta bir kısmını kalın bir kısmını incede yapabilirsiniz benim gibi.
  10. 180° lik fırında kızarmaya başlayana kadar tutun ve ısıyı biraz daha düşürüp iyice pişmesini bekleyin.
  11. Sıcak hamurun üzerine soğuk şerbeti dökün ve birkaç saat çekmesi için bekleyin. Arada bir ters düz ederek şerbeti orantılı olarak çekmesini sağlayın.

Konya'dan Acı

Daha faklı isimlerle de tanındığını düşündüğüm bu kahvaltılık Konya’da acı olarak biliniyor. Ben Antep’li olduğumdan akraba ziyaretlerimizde, gelin Antep’li acı sever diye ikram ettikleri bu müthiş tat, artık benim mutfağımın da vazgeçilmezlerinden. Buzdolabında haftalarca tadından hiçbirşey kaybetmeden kalabiliyor. Ama Konya’lılar bunu kış hazırlığı olarak yapıyor ve mutfaklarında muhafaza ediyorlar. Kilolarca hazırlayıp sanırım bütün kış tüketiyorlar. Ama laf aramızda acı dediklerinde Konya da acı tüketiminin çok az olduğunu bildiğimden biraz şaşırmıştım. Sonrasında tadına baktığımda adından beklediğim gibi acı değildi ama çook lezzetliydi. Belki benim gibi bilmeyenleriniz vardır diye paylaşmak istedim.

Tarifi tam aslı gibi olmayabilir, çünkü uzun zaman önce almıştım ve zamanla unutmuş olabileceğim noktalar olabilir. Ve tabi ki ben adı gibi tadını da acı yaptım.:) Maydanoz ilavasi de benim yakıştırmam. Konya’lı hanımların düzeltmelerine açığım. Bunu da belirtmiş olayım.

83
MALZEMELER:
  1. 2 tane büyük tatlı kırmızı biber
  2. 5-6 tane yeşil biber (Acı biberle karışık kullanın.)
  3. 6-7 tane domates
  4. 1 demet mazdanoz
  5. 1 baş sarımsak
  6. 1/2 bardak sirke
  7. Tuz
  8. Sıvıyağ
YAPILIŞI:
  1. Biberler minik minik kıyılıp sıvıyağda kavrulur. (Kavurma yapmak istemesseniz ön kavurmadan geçirip su ilavesiyle yumuşamalarını sağlayabilirsiniz.)
  2. Kavrulan biberlere yine minik doğranmış domatesler ve 3-4 diş sarımsak katılır.
  3. Bütün malzeme yumuşayana kadar pişirilir ve ocaktan alınır.
  4. Sirke, Tuz, sarımsakların kalanı, maydanoz ilave dilir ve sıcak sıcak bir kavanoza konup ağzı sıkıca kapatılır.
  5. Tamamen soğuyunca buzdolabına koydum ve bir aydan fazla tazeliğini kaybetmeden kaldı. Sonrasında, yenmek şartıyla hayata veda etti.:)

Yaprak Etli Tantuni

Tantuni benim en çok yaptığım yemeklerden. Hala denemeyen varsa bu kadar ısrarıma dayanamayıp denesinler ve bu tattan mahrum kalmasınlar diyorum.:)) Ben tavuklusunu tercih etsem de, et severlerin çok hoşuna gidecektir.

102
Yapılışı arşivimdeki tavuklu tantuniyle hemen hemen aynı. Bu defa etleri buzluyken dilimledim, kavururken köfte bahartı , kimyon ve çok az köri kullandım. Diğer malzemeler ve yapılış şekline arşivden ulaşabilirsiniz.

Cantık

Yemek bloglarında fark ediyorum, her arkadaşın mutfakta ilgi duyduğu alan değişiklik gösteriyor. Kimi pasta, kimi kurabiyeleri, kimi tencere yemeklerini hazırlamayı tercih ediyor. Bu listeyi uzatmak mümkün. Ben hamurla çok geç tanışmış biri olarak sanırım en sevdiğim ve uğraşmaktan en çok keyif aldığım malzeme hamur. Hamurun sınırıları geniş dünyasında gezinmeyi seviyorum. Pişirme teknikleri, hazırlanış farklılıkları, birlikte kullanıldığı malzeme çeşitliliğiyle çok zengin seçenekleri var. Mümkün olsa hergün yeni birşeyler denemek keşfetmek isterim ama…
Gülenay’da görmüştüm buna benzer bir börek. Tarifi aklımda kaldığı kadar yaptım. Yumuşak ve lezzetli bir börek. Daha önce denemeyenler için değişik ve kolay börek seçeneklerinden biri.

EKLEME: Bazı resimlerin üzerinde çok eski tarihler olduğunu yeni fark ediyorum. 2005 te benim bloğun adı bile yoktu. Dolayısıyla çekilmiş resim filanda yoktu. Tarih ayarı yapmadan çekilen resimler olmalı.

108 

MALZEMELER:

  1. Mayalı hamur, 500 gr. unla yapılmış(Arşive bakın)
  2. Peynir

Sos için:

  1. 1/2 bardak sıvıyağ
  2. 1/2 bardak süt
  3. 1/2 bardak yoğurt

YAPILIŞI:

  1. Mayalanan hamuru iki bezeye ayırdım ve fazla ince olmayacak şekilde açtım.
  2. Üzerine peyniri serpip rulo yaptım.
  3. Ruloları 4 parmak kalınlığında kesip yağlı tepsiye dizdim.
  4. Sos malzemelerini karıştırıp tepsideki böreğin üzerine döktüm, 200° de pişirdim.

Kayseri Yağlaması

Tüm inanların kadir gecesi mübarek olsun. Rabbimden, affolmayı, kul olmayı ve ömrümüzün hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Son bir iki gündür sayfamla pek ilgilenemiyorum. Nedeni ise: Türkiye’den değerli konukları ağırlıyor olmamız. Konuklarımız Konya’nın en büyük Tv. kanalı olan kontv. den bir çekim ekibi. Avrupa dan ramazan manzaraları için çıkmışlar yola ve sağolsunlar bizide sayıp ziyaretimize geldiler. Buradan onlara teşekkür ediyor başarılarının devamını diliyorum.

Yemeğim konuklarımıza hazırladığım sofradan değil malesef. Uzun zamandır acaba diye düşündüğüm tariflerdendi kumru böreği. Hazır oruçluyken ve canım her yemeği istiyorken bu fırsatı kullanayım dedim ve denedim nihayet. Yumuşak ve lezzetli bir börek. Hoş bildiğimiz böreklerden değil ama adı öyle işte

Sevgili gazoz ağacının “severim” oyunu aklıma sevmediklerimi getirdi.:) Ve beni en çok rahatsız eden şeylerden biride saçma sapan yemek tarifleri. Bazan öyle oluyor ki pes diyorum tarifi veren bu haliyle yapmış yemiş mi acaba? Epey önce çorbamıydı sosmuydu bir tarif denemiştim. Tarifinde 1 bardak un diyordu. Çok fazla olacağını düşünüp yarısını koymama rağmen kıvamını açbilmek için helak olmuştum. Yine bu böreğin tarifinde 3 yumurtaya 1 bardak un ve bir bardak süt koyarak hazırlanan hamurdan 12-14 krep çıkacağı yazıyordu! Tariften daha fazla süt ve un kullanmama ve çok ince olmalarına rağmen sadece 8 adet krep yapabildim.

121

121a
MALZEMELER:

  1. 3 yumurta ( 2 tane kullanmanızda da hiç bir mahzur yok.)
  2. 2,5 bardak su ve süt karışımı
  3. 2 bardak un
  4. Tuz

İÇ MALZEME:

  1. 250 gr. kıyma
  2. 1 büyük soğan
  3. 1 tane domates
  4. 1 kaşık salça
  5. Tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  1. Bilindiği gibi hamur malzemeleri karıştırılır ve teflon tavada krepler hazırlanır.
  2. Soğan kavrulup kıyma ilave edilir.
  3. Kıymada iyice kavrulunca domates ve salça eklenip bir süre daha kavrulur.
  4. 2 Bardak su ilave edilip suyu çekene kadar pişrilir.
  5. Servis tabağına önce bir krep hamuru serilir ve üzerine 1 dolu kaşık kıymalı harçtan yayılır.
  6. Diğer katlarda hamur bitene kadar bu şekilde tamamlanır.
  7. Biz serviste üzerine yoğurt koyup sararak yedik. Tabi ki keserek de yenir ama doğruyu söylemek gerekirse elle yemek çok daha lezzetli geldi bana.:)

Kayseri Ketesi

Bakmayın masum duruşuna, hain beni çok zorladı. Becerebileceğimi sanmıyordum ama (Mayalı hamurla bile tanışmam cok gec olmuştur.) hepimiz çok beğendik. Hatta tam olarak ne incelikte açacağımı bilemediğim için, normal yufka inceliğinde açarak acemilik yapmam, daha da güzel sonuç verdi ve kat kat mis kokulu keteler oldu. Öğünde birden fazla yemek istemediğim için, o bir tane keteyi yiyişim çok komikti.:) Kavrulmuş unla yapılan keteyi ilk duyduğumda:” ekmekle un yenirmi?” diye sarfettiğim sözdende çok utandım.:)

Daha önce denemeyen arkadaşları, en kısa zamanda deneyip Kayseri ketesini koruma ve yaşatma derneği kurmaya davet ediyorum.:))))

145

MALZEMELER:

  1. 1,5 bardak ılık süt
  2. 1/2 bardak sıvıyağ
  3. 1 yumurta(sarısı yüzüne beyazı hamuruna)
  4. 1 paket kuru maya
  5. 1 kaşık şeker
  6. bir fiske tuz
  7. Aldığı kadar un

Katlara sürmek için:

  1. 130 gr. tereyağ margarin karışımı
  2. 4 kaşık tahin

Arası için:

  1. 1/2 bardakSıvıya
  2. 2 bardak un
  3. Biraz tuz

YAPILIŞI:

  1. Un ve sıvıyağı kavurun, ne pembeleşsin nede un kokusu gelecek şeklide çiğ kalsın. Hatta iç miktarını daha çok yapabilirsiniz dahada güzel olur.
  2. Tahin ve oda ısısında olan tereyağını karıştırın.
  3. Hamur malzemeleriyle orta yumuşaklıkta bir hamur yoğurun.
  4. Hamurdan altı beze hazırlayıp, her bezeyi yufka kalınlığında açın.
  5. Açtığınız ilk yufkanın üzerine tereyağlı katışımdan her yerini kaplayacak şekilde fırçayla sürün.
  6. İkinci yufkayada aynı işlemi yaptıktan sonra ilk yufkanın üzerine koyun.
  7. Tekrar üçüncü yufkadada işlemi tekrar edip diğer yağlanan yufkaların üzerine koyun.
  8. Yani altı yufka üçerli guruplar haline getirilip, iki kalın yufka şeklini olmalı.
  9. Elde ettiğimiz ilk üçlü gurup yufkaları sarıp rulo yapın ve unladığınız tezgahın veya tepsinin içine koyun.(ben yine bilmeden 15 dakika kadar iki ruloyu da buzdolabına koydum ama daha iyi oldu)
  10. Diğer üçlü gurubuda aynı şekilde rulo yapın.
  11. Ruloları iki parmak kalınlığında kesin ve merdaneyle kahve tabağı büyüklüğünde açın.
  12. İçine kavrulan undan yetecek kadar koyup, ortada bir kare olacak şeklide yayın.
  13. Katmer gibi katlayıp(ikitarafı ortaya, daha sonra diğer iki tarafıda yine ortada birleştirin) tepsiye dizin ve üzerine yumurta sarısı sürüp susam serpin.
  14. 200° de pişirin.

Bu malzemelerle ben on sekiz kete yaptım. Yani her ruloyu dokuz parçaya böldüm.

Tepsi Köftesi

Daha önceleri hiic yapmadigim yemeklerden olan köfteyle baristik artik. Firinda kizartmanin tadina varinca oldu bu tabi. Cünkü yagda kizatmak hic de hos degil bence.

Bu benim yeni köftem, sade, bahartsız ve lezzetli. Hadi bakalım birlikte yapalım:

 149

MALZEMELER:

  1. 300 gr. orta yağlı kıyma
  2. 3 tane robottan geçirilmiş soğan
  3. 1 bardak ekmek içi
  4. bir tutam maydanoz
  5. 1 kaşık pulbiber
  6. 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  7. Tuz, karabiber
  8. Üzerine dizmek için domates, isteğe bağlı patates

YAPILIŞI:

  1. Domates hariç bütün malzemeleri güzelce yoğurun.
  2. Tepsinizi kenarları da olmak üzere yağlayın
  3. Karışımı tepsiye yayıp, bastırın.
  4. Üzerine dilimlediğiniz domatesleri dizin
  5. 185° ile 200° arasinda pişirin

Urfa Kazan Kebabı veya Belikirik

Ben kazan kebabını çok severim. Bana hep cok sevdigim ve özledigim dedemi  hatırlatır. İlk ondan öğrenmiştim ve onun becerikli elleriyle pişirdiği kazan kebabı gözde yemeklerimden olmuştu. Dedem dokundu her yemeğe lezzet katardı. Onunla ilgili o kadar güzel anılarım varki, hatırladıkca içim sızlıyor.

İnsan zamanla neleri kaybediyor. Sevdiği değer verdiği, bağlandığı insanlar birer bire ellerinden kayıp gidiyor. Bizeyse sadece acılarını taşımak kalıyor.

Tarifim ise Urfa kazan kebabi veya yöresel adiyla beli kirik ya da beli kivrik. Yani birden cok adi var… Aslinda tipik ve elbette cok lezzetli bir patlican yeemegi. Patlican ve etle yapilan yemeklerin ortak bir tatlari olur ya tipik demem ondandir yoksa yemegin lezzetine lafim yok.

bild-1684

MALZEMELER:

  1. 3 tane uzun patlıcan
  2. 2-3 domates
  3. Kırmızı ve yeşil biber
  4. 300 gr. yağlı kıyma
  5. 1 tane büyük soğan
  6. Tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  1. Patlıcanlar tam kopartılmadan verev olarak kesilir. (Resme bakın.)
  2. Kırmızı yeşil biberler ve soğan ince kıyılır.
  3. Domates hariç bütün malzemeler iyice yoğurulur.
  4. Hazırlanan köfte harcı patlıcanların arasına doldurulup genişce bir tencereye dizilir. Domateslerde aynı şekilde hazırlanır.
  5. Tencereye bir kaç kaşık su konarak ocağın üzerine yerleştirilir. Kaynamaya başlayınca altı kısılıp patlıcanlar yumuşayana kadar ağzı kapalı pişirilir.
  6. Patlıcanalar suyunu saldıktan sonra mutlaka tekrar çekmesini bekleyin. Yani pistiginde suyu hemen hemen bitmis olacak. Suyunu cekmesi icin malzeme yumusadiktan sonra bir süre agzi acik pisirebilirsiniz.

Maklube…

Kırılan gururumu kurtarma girişimlerim başarıyla sonuçlandı. :))) 4 kişilik maklube yapmayı becerdim sonunda. Bence püf noktası pirincin suyunu ayarlarken, koyduğumuz diğer malzemelerinde suyunu, dolayısıyla yemeğe vereceği nemi de hesaba katmak.
 100_2583

MALZEMELER:

  • 2 tane tavuk budu
  • 1,5 bardak pirinç
  • 2 tane patates
  • 1 tane havuç
  • 1 büyük soğan
  • 2 bardak su
  • Tuz, karabiber
  • Bir miktar sıvıyağ ( kendi isteğinize göre ayarlayın)

Yapılışı:

  • Tavuk butlarını kemiklerinden ayırıp kuşbaşı doğradım.
  • Ayıklanmış etleri bir miktar su ilavesiyle iyice yumuşayana kadar pişirdim ve suyunu çekince biraz yağ ilevesiyle kavurdum.
  • Havuç ve patatesi halka doğrayıp az yağda hafifden kavurdum.
  • Halka doğranmış soganları  tencerinin tabanına gezdirdiğim yağın üzerini kapatacak şekilde dizdim.
  • Üzerlerine tavuk etini, onların üzerine de patates ve havucun yarısını  tencerenin kenarlarını saracak şekilde yerşetirip yıkanmış pirincin de yarısını bu malzemenin üzerine  koydum. Pirinç tencerin kenarındaki havuç ve patatesin için de kalmış oldu bir anlamda.
  • Kaşık yardımıyla biraz bastırıp sıkışmasını sağladım.
  • Pirincin üzerine tekrar patates ve havucu koydum ve kalan pirinci de onların üzerine koydum. (Bu aşamada çok yaptığınız zaman etin tatmını tabana yerleştirmeyip yarısını koyuyorsunuz ve ikinci kat patateslerden önce de yine et yerleştiriyorsunuz.) Katlara tuz ve karabiber serpmeyi de unutmayın.
  • Pirinci yine bastırarak biraz sıkıştırın ama fazla da ileri gitmeyin aralarına su girmez ve pirinç pişmez.
  • Fazladan yağ ilavesi yapmadım çünkü etin kendi yağı ve kavrmak için ilave ettiğim yağ, ayrıca sebzeleri kavurmak için kullandığım yağı gözönüne aldım. Yine de zevk sizin biraz tereyağı da koyabilirsiniz en son koyduğunuz pirincin üzerine. 
  • Ayarladığınız suyu pirinci dağıtmadan malzemenin bir kenarından tencereye dökün ve  kaynayana kadar harlı ateşin ğzerine yerleştirin.
  • Kaynadıktan sonra altını kısın ve suyunu çekene kadar pişirin.
  • Piştikten sonra 10 -15 dak. bekletin ve ters çevirdikten sonrada bir o kadar daha bekletin. Böylece dağılmasını engellemiş olursunuz.
    Serviste tabiki salata ve mutlaka yoğurt olmalı.

Afiyet olsun…

Muhammara

Kahvaltıda değişik birşeyler isteyince, aklıma çok uzun zamandır muhammara yapmadığım geldi. Herhangi bir tarife sadık kalmadan kafama göre yaptım. Türkiye genelinde değişik isimlerle yapılan bir tat olduğu için malzemeler aşağı yukarı aynı zaten. Kimi yörede acıka kimi yörede çemen kimi yörede de muhammara deniyor bildiğim kadarıyla. Daha başka isimleri de vardır belki, hatta Türkiye dışında mutfak külürü bakımından benzeştiğimiz doğu ülkelerinde de yapılıyordur diye düşünüyorum. Oralarda yaşayanlar belki bizimle paylaşır.

Geçenlerde Oktay Usta da çemen yapmıştı ve beyaz peynir koymuştu. Bende bir kısmına beyaz peynir koydum değişik ve güzel odu.

 bild_1661

MALZEMELERİ:
  • 250 gr. ceviz
  • 3-4 dilim bayat ekmek
  • 2 kaşık salça
  • yarım bardaktan fazla zeytinyağ
  • 1 diş sarımsak
  • Kimyon, tuz, karabiber, yenibahar,kekik

YAPILIŞI:

  • Sarımsak ve ekmeği robotta çektim.
  • Cevizide robota koydum ve bulgur iriliğine gelene kadar döndürdüm.
  • Diğer bütün malzemelerle ceviz ve ekmeği karıştırdım.

Tavuklu Tantuni

Dün akşam daha önce denemediğim bir usulle yaptım tantuniyi, bence diğerlerinden daha güzeldi.  Zaten gördüğüm, okuduğum ve yediğim kadarıyla yapılış şekillerindeki farklılıklarla birbirinden ayrılan değişik tantuni çeşitleri var. Ana kural etin ya da tavuğun kavrulması. Sonrasın da isterseniz yeşil biber ve domates kavrulan etin içine atılıp şöyle bir çevrildikten sonra, yufkanın arasına koyarak servis yapın. Ya da et kavrulduktan sonra yufkaların arasına paylaştırıp domates, maydanoz, soğan vs. ile dürümler hazıralayabilirsiniz. Veya yine et kavrulduktan sonra soğan, domates, yeşil biberi pişme sırasına göre ekleyerek sebzeleri tamamen pişirerek daha farklı bir lezzet yakalayabilirsiniz. Yani sebzeleri çiğden, hafif kavrulmuş veya tam pişmiş tercih size kalmış. Belki daha da farklı çeşitleri vardır ama ben bilmiyorum.
Tantuni Mersin mutfağına ait ve aslı etin kendi yağı veya kuyruk yağıyla yapılıyor. Ben de mümkün olduğunca az koyuyorum, ama etin kendi yağını kullanmaya çalışıyorum. Tadına çok büyük katkısı oluyor. Et yağının sağlık açısından öcü olduğunu da düşünmüyorum. Sebebini daha uzun bir yazıyla, başka bir zaman cuma yazıları bölümüne yazmak istiyorum.

bild-14661

MALZEMELER:

  1. 400 gr. tavuk eti (Ben genelde tavukla yapıyorum daha çabuk piştiği için.)
  2. 2 tane domates
  3. 2 tane yeşilbiber
  4. İsteğe göre kimyon
  5. Karabiber, tuz, pulbiber
  6. Maydanoz
  7. Sogan
  8. Limon
  9. Un, tuz ve suyla hazırlanmış hamur. Maya da ekleyebilirisiniz.

YAPILIŞI:

  1. Hazırladığınız hamurdan yumurta büyüklüğünde bezeler yapın ve küçük yufkalar açın.
  2. Yufkaları teflon tava veya saçta pişirin, bir örtü arasında tantuni pişene kadar bekletin.
  3. Tavuk etini bıçakla veya varsa satırla iyice kıyın.
  4. Teflon tavada etler suyunu salıp tekrar çekene kadar kavurun.
  5. Domates ve yeşilbiberleri küçük doğrayıp tavaya atın.
  6. Bütün malzemeyi biraz daha tavada çevirip, baharatlandırın.
  7. Sıcak tantuniyi daha önce hazırladığınız yufkaların arasına paylaştırin ve halka doğradığınız  soğanı ve maydanozu koyarak  bir de mutlaka limon sıkarak servis yapın.

Yanında ayranı unutmayın…

Ağzı Açık

İlk kez denedim bu yemeği, tarifi annemin sable bisküvisin’den aldım. Bazı farklılıklar yaptım, aslı yağda kızarıyor, ama ben fırında yapmayı tercih ettim. Benim yaptığımın tadı pideye çok benzedi, asıl tarifindeki gibi kızartması nasıl olur bilmiyorum.

 

bild_015

MALZEMELER:

  1. 500 gr. un
  2. 3-4 kaşık sıvıyağ
  3. Su, Tuz

İç malzemesi:

  1. 350 gr. kıyma
  2. 2-3 tane soğan
  3. 1 tatıt kaşığı salça
  4. Tuz, karabiber
  5. 1/2 bardak su

YAPILIŞI:

  1. Hamur malzemeleriyle yumuşak bir hamur yoğurulur.
  2. Soğanlar robotta iyice çekilir. (kolaylık olması için su ilavesiyle çekebilirsiniz.)
  3. İç malzemeleri iyice karıştırılır.
  4. Hamur cevizden büyük bezelere ayrılır.
  5. Her beze unlanarak açılır, iç malzeme kaşıkla üzerine yayılır.
  6. Kenarlarına harcın fazla gelmemesine dikkat edilir ki, kenarlatını kapatırken zorluk olmasın.
  7. Kenarlar 1cm. lik kaldırılıp tırnakla bastırılır. (resme bakın)
  8. 250° de fazla kurutulmadan pişirilir.

Konya'dan Etli Topalak

Su böreğini henüz çok iyi beceremesem de sanırım topalak güzel oldu.:)
Konya’ya her gittiğimde Konya’lı hanımların hamaratlığı beni hep hayreta düşürür. Eşimin teyzeleri, yengesi, ve diğer akrabaları öyle mükellef sofralar hazırlarlar ki, .çeşit bolluğunda sadece tatlarına baksanız bile doyarsınız.    Çok çeşitli ve bereketli sofralar hazırlamak  Konya’nın bir geleneği.

Ayrıca Konya insanı son derece konuk sever ve sıcak kanlı.  Bir evi günün hangi saatinde ziyaret ederseniz edin önünüze imkanlara göre mutlaka bir sofra çıkartılır. Ve tok misafiride hiç sevmezler, misafir yedikce onlar mutlu olurlar. İlk evlendiğimde bile Konya’da hiç zorluk çekmemiştim, hepsi sanki yıllardır tanıdığım insanlar gibi son derece yakın davranmışlardı…

Bild 1930

 MALZEMELER:

  • 300-400 gr. yağsız kıyma
  • 1 bardak ince bulgur
  • 1 kurusoğan
  • 1 yumurta
  • Maydanoz
  • Karabiber,tuz, 2 kaşık un

Suyu için:

  • 1 tatlı kaşığı salça
  • 1/2 bardak haşlanmış nohut
  • Sıvıyağ, tuz, un

Arzuya göre limon sıkabilirsiniz.

YAPILIŞI:

  • Köfte malzemeleri karıştırılıp 10-15 dak. iyice yoğurulur.
  • Misket büyüklüğünde köfteler hazırlanır.
  • 1 kaşık dolusu un yağda kavrulup salça eklenir, biraz daha kavrulur.
  • Su ilave edilip kaynamaya bırakılır.
  • Köfteler ve nohut kaynayan suya atılıp pişirilir, tuz ve karabiber eklenir.

Bartın'dan Tavuklu Börek

Bu böreği davetsiz misafir’den öğrenmiştim. bence muhteşem bir tadı var, tatmayanlar acilen denesin. Haşlama tavuk ve sadece yufka ekmekten öylesine güzel bir lezzet oluşuyorki, eminim gözdeleriniz arasına girecek bir börek.

MALZEMELER: 4 kişilik

  • 3-4 adet tavuk butu
  • 4 tane yufka ekmek
  • İsteğe göre tereyağ
  • Tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  • Tavuk butkarı haşlanır, suyu süzülüp kemiklerinden ayrılır.
  • Uygun bir tepsinin altı ,tereyağıyla iyice yağlanır.
  • Süzülen tavuk suyu (sıcak olmalı) büyükce bir tepsiye dökülüp, yufkalar (tepsiden büyükse kırarak aypın) tavuk suyunda arkalı önlü ıslatılıp tepsiye dizilir.
  • Asıl tarifinde her kata tereyağ gezdiriliyor, ama ben kullanmıyorum.
  • Yuflalar bitince en üstünede yağ sürülüp, fırının sadece alt katı açılır tepsi fırının tabanına yerleştirilir.
  • Yufkaların altı kızarınca, tersi çevrilip üstüde kızartılır.
  • Fırından alınan yıfkaların üzerine kalan tavuk suyu gezdirilir, tavuk etleri didiklenip üzerine dizilir.

Özelliği elle ve mutlaka yanında yoğurtla yenmesi. Yufkadan bir iki lokmalık parçalar koparılıyor ve arasına tavuk eti konarak yeniyor. Yemesi biraz zor alışmayan için ama, tadını alınca on parmakla dalıyorsunuz yemeğe:)

Ben piza gibi büyükce dilimlere kesiyorum, isteyen tepsiden isteyen tabakta yiyor.

Pirinçleme

Pirinç etkinliğine katılan lezetlerden biri, Tarif için kristal kelebekten Aslı hanıma teşekkür ederim. Hafif ve gerçekten lezzetli bir yemek.

MALZEMELER:
  • 2 tane domates
  • 1 tane kurusoğan
  • 1 diş sarımsak
  • 2 tane yeşilbiber
  • Yarım bardaktan fazla pirinç
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • Tuz, karabiber

YAPILIŞI:

  • Soğan ve biber kavrulup sarımsak eklenir.
  • Salça ilavesiyle biraz daha kavrulup 2,5 bardak su eklenir.
  • Kaynayan suya yıkanan pirinçler atılıp, pirinçler pişince baharatlandırılıp oacaktan alınır.

Mantı Çorbası

Mantının bu haliyle daha birkaç ay önce tanıştım ama, hemen gözdelerim arasına girdi. Aslında mübarek mantının her hali güzel, ayrım yapmak zor. Eminim ki mantı seven hatta sevmeyenler bile bu yemegi çok sevecek.

bild_123

MALZEMELER:

  • 1 kase hazırlanmış mantı
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • Sıvıyağ, isteğe göre nane
  • Tuz, karabiber
  • Sarımsaklı yoğurt

YAPILIŞI:

  • Salça yağda kavrulup, üzerine su eklenir ve kaynamaya bırakılır.
  • Kaynayan suya mantılar atılıp, yumuşayana kadar pişirilir.
  • Kaynama aşamasında isteyen nane ilave edebilir.
  • Sarımsaklı veya sade yoğurtla servis yapılır.

Van' ın Meşhur Kahvaltılığı Murtağa

Murtağa Van’ın meşhur kavaltılıklarından. Ben tuzlusunu denedim henüz ballı denemeye cesaret edemedim ama tahmin ediyorum ki ballı da nefis olur.  Murtağanın özelliği hem tatlı hem tuzlu yenebilmesi ve yumurta ile kavrulan unun birbirine çok yakışan birlikteliği.

Murtağayı öğrendiğimden beri normal yumurta kavurmuyorum. Ama itiraf edeyim ki, her seferinde malzeme listesine sadık kalmıyorum. Ben genellikle daha az yağla 2-3 kaşık un kavuruyorum ve bir yumurta kullanıyorum. Tabi bu tek kişilik porsiyon oluyor.

 

Bild 1448

Malzemeler:

  • 125 g tereyağ
  • 170 gr. un
  • 2 yumurta
  • Tuz veya tatli yemek isterseniz   bal

Yapılışı:

  • Tereyağı eritilir ve un ilave edilip kavrulur.
  • Unun hafif kavruk kokusu cıkana kadar kaşıkla ezerek karıştırılmaya devam edilir.( Sakın bırakıp gitmeyin!)
  • Yumurtalar çırpılıp kavrulan una karıştırılıp kısa bir süre daha ocak üzerinde malzemenin karışması sağlanır ve bu aşamada tuzlu zenecekse tuzu ilave edilir.
  • Ballı yenecekse  tabağa alınıp üzerine bal gezdirilir.

İnegöl Köftesi

Bu köfte neden bu kadar lezzetli? İnegöl Köftesini deneyinceye kadar köfte milletini hiç de sevmezdim. Genelde sebze yemekleri hariç hiç bir yemeği sıklıkla yapmamama rağmen, Ineğöl Köftesi bu kuralı bozdu. Denemeyenler varsa mutlaka denesin, unutulmaz bir lezzet…

untitled

MALZEMELER:

  • 400 g orta yağlı kıyma
  • 2 tane kurusoğan
  • 1 paket kabartmatozu
  • 3-4 dilim ekmek içi
  • Tuz, karabiber
YAPILIŞI:
  • Bütün malzemeler karıştırılıp iyice yoğurulur.
  • Köfteler hazırlanıp yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir.
  • Mümkünse buzdolabında bir kaç saat bekletilir.
  • Fırının varsa sadece ızgarası açılır, önceden ısıtılmış 200° lik fırının alt katın da üzerleri kızarana kadar pişirilir.
  • Köftelerin altı çevrilip tekrar fırınlanır, üstleri de kızartılır.
  • Toplam 30 ila 45 dakika arasında bir zaman da pişiyor.