Lor Peyniri Nasıl Yapılır?
25 Nov 2009 at 11:12 | In Diger | 6 CommentsSüt ürünleriyle ilgili araştırma ve geliştirmelerim hala devam ediyor. Yakın bir arkadaşımın hayali mandıra açmaktı ama sanırım bu gidişle bu işe ben gireceğim.:))
Duyduğum yeni şeyleri deniyorum. Bir zaman önce İzmir’li yaşlı bir komşum peynir altı suyunu ne yaptığımı sormuştu. Elbette kullanmak için alanları vardı ama kilolarca peyniraltı suyuyla 4,5 kişilişk bir aile ne yapabilirdiki? Hemen oracıkta bir zamanlar köyde nasıl lor yaptıklarını anlattı. Duru ve içinde kalıntı adına pek de birşey görünmeyen sudan nasıl lor çıkar inanamıştım ama yapınca çok şaşırdım.
Resimde gördüğünüz yaklaşık 4,5 lt. peyniraltı suyundan elde ettiğim lop peyniri. Benim için çok ilginç bir tecrübeydi. Süt dünyası çook güzel. Yok yok mandıra işine girmeli ve yanına da tabelasında ”Lavantin’ in Antep Yemekleri” yazan bir…
Bazan gerçekleşmeyeceğini bilerek de hayal kurulabilir değil mi? Laf aramızda geçenlerde ilk kez süt almak için bir çifliğe gittik. Çocukken köylerde gördüğüm inekler hariç ineklere hiç bu kadar yakın- aramızdaki mesefe iki metreyi geçemez, möö dese orada ödüm kopar herhalde - olmamıştım. Üstelik benim kabuslarımda beni inekler, atlar kovalar hatta bazan onlara boynuzlu koçlarda eşlik eder, o kadar da korkarım.:))) Ama sıcacık sütün köpük köpük kovalara doluşu gerçekten harika bir duygu! Sütü üreticiden alma imkanınız varsa şansılısınız demektir. Mutlaka ama mutlaka tavsiye ederim. Möö sesinden ve inekten korkuyorsanız mesefenizi korumayı unutmayın.:))))

Yapılışı:
- Önce bir çiflik bulup 5-10 lt. süt alın.
- Bu sütün 5 lt. sine ılıkken1 çay kaşığı bitkisel peynir mayası katıp karıştırın. Devamı için buraya bakın.
- Yaptığınız peynirin suyunu bir tenecereye boşaltın ocağın üzerine koyup altını açın.
- Peyniraltı suyunu bir süre kaynatın, beyaz taneler suyun üzerin doğru çıkıyorveya altında da olabilirler, amaç onları sudan ayrıtırmak.
- Ocağın altını kapatıp suyun içindeki taneciklerinin işice toplanması için ılıyana kadar bekletin.
- Sonra bir mutfak bezi yardımıyla süzün.
- Süzdüğünüz malzemeyi daha kuru resimdeki gibi olmasını isterseniz istediğiniz bir kabın içine başka bir bez açın ve süzeyi bu kaba koyun.
- Bezin uçlarıyla süzmenin üzerini de kapatıp biraz bastırınki bez lorun bünyesindeki suyu iyice emebilsin.
- Bu şekilde buzdolabına koyun ve bir gün bekletip kullanın.
- Şekilvermeden öce tuzlayabilir yada tatlandıracak krema benzeri bir ek malzemeyle karıştırabilirsiniz. Krema koyarsanız şekil vermeye gerek kalmaz onu da unutmayın.
Teferruatlı anlattımki bilmeyenlerin bu ayrıntılara ihtiyacı olacaktır. Yoksa zor ve uğraştırıcı bir iş değil.
Afiyet olsun…
Lavantin’den Tahıllı Tarhana
02 Nov 2009 at 10:21 | In Diger, Kendi Gelistirmelerim | 17 Comments
Ben öyle anadan nineden tarhana bilen biri değilim en başta onu yazayım. Hatta bu tür tarhana yı Almanya da tanıdım. Ama mutfak kurdu insanın içine düşmeye görsün mutlaka tarifler kurcalanıp ekleme ve çıkartmalarla yeni denemeler yapar insan. (Mutfak kurdu tabiri bana aittir kullanandan telif isterim ona göre.:))
Tarhanayı ilk denemeye karar verdiğimde neden belirli malzemelerle sınırlı olduğunu düşünmüştüm ve konabilecek uygun malzemeleri düsünmeye başlamıştım. Sonuç olarak benim tahıllı tarhana dediğim bur tarhana tarifi çıktı ortaya. Tarhana yapımına aşina arkadaşlarım normal tarhana dan çok daha lezzetli olduğunu söylüyorlar. Benim damak tadım bu konuda uzman olmadığından onların fikirleri benim için belirleyici oldu. Ve tarhanayı hep böyle yapmaya başladım.
Klasik tarhanalardan daha çeşnili bir tad arayanlar için buyrun tarifi:
Malzemeler:
- 2 kırmızı biber,
- 3 domates,
- 2 kurusoğan,
- 1 patates,
- 5 diş sarımsak
- 1 avuç kuru fasulye, 1 avuç nohut, 1 avuç kırmızı mercimek, 1 avuç yeşil mercimek, 1 avuç bulgur, 1 avuç pirinç, 1 avuç yarma, 1 avuç irmik
- 1 demet maydanoz, 1 demet dereotu, 1 demet taze nane, 1 demet kereviz sapı
- 1 kase yoğurt
- 1 yemek kaşığı biber salçası
- 1 çay kaşığı maya
- Aladığı kadar un
- 2 yemek kaşığı tuz
Hazırlanışı:
- Bir gece önceden nohut, fasulye ve yarmayı suya ıslayın.
- Ertesi gün ıslanan malzeme, kırmızı ve yeşil mercimek, bulgur, pirinç karıştırılıp üzerini biraz geçecek kadar su koyarak düdüklü tencere de haşlayın.
- Malzemeler haşlanırken yeşillik ve sebzeleri doğrayıp robottan geçirin.
- Haşlanan malzemenin suyunu süzün ve yeşillik ve sebzelerle karıştırın.

- Bütün malzemeyi yeterli miktarlarda robota koyup hep bereber bir kez daha çekin.

- Un konmadan önce böylesi iştah açıcı görünüyor.
- Un hariç bütün malzemeleri karıştırıp gerektikçe un ilavesiyle ele yapışmayan bir hamur yoğurun.

- Ağzı kapatılan hamuru kabardıkça yoğurarak ekşimeye bırakın.
- Bu süre kısa veya uzun olabilir ama 2-3 gün beklemenizi tavsiye ederim.
- Ekşiyen hamuru havadar bir yere serdiğiniz bezlerinüzerine yassı ve küçük parçalar halinde serin.
- Parçalar kontol ederek ters düz edin ve daha kolay kurumasına yardımcı olun.

- Elle ovalanacak kıvamda kuruyan tarhana hamurunu biraz ovalayıp robottan geçiririn. Bu aşamada tarhana yeterince kurumamaışsa makinada çekilirken zorlana birlirsiniz ama telaşlanmayın. Bez üzerine alarak bir süre daha havalandırabilirsiniz.

- Bulgur iriliğinde çektiğiniz tarhananın son aşaması olan kurutma işlemini ister büyük bir tepsiye yayarak 70-100° de isinan firinda isterseniz doğal yolla kurumaya bırakın. Ben yer sorunum olduğundan hep fırında kurutmayayı tercih ediyorum. Bu yöntemle daha çabuk kuruyup bir an önce tarhana telaşının bitmesini sağlıyor.
Gerisi sizin tarhana pişirme tarzınıza veya tarifinize kalmış. Ben pişirme tarifini eklemiyorum, bir ara belki onu da koyarım.
Antep Peyniri ve Köy Peyniri
05 Apr 2009 at 10:50 | In Antep'li, Diger | 17 CommentsSELAM tesadüfen siteye ziyaret ettim peynir yapımı hakkındaki bilgilerinizi okudum.Ben egeliyim titiz olduğum için peynirimi kendim yapıyorum yaklaşık 10 yıldır hemde koyun sütünden antep usulü. Sizdeki eksikliği madde halinde yardımcı olacağım
1) MAYALANMIŞ PEYNİRİ süzmeden önce elinizle iyice pelteyi bozacak şekilde karıştırın yarım saat bekletin peynir kısmı dibe suyu üste çıkacak vesonra süzeceksiniz
2) Peyniri kesede iyice süzdükten sonra el sabunu büyüklüğünde kesiptuzun içine atıp her tarafını tuzlayıpbir kabın içinebütün peyniri aynı şekilde koyup dolapta iki gün bekletin(sertleşinceye kadar)
3) Derin bir kapta 2lt suyu kaynatın ve sonra peynirleri üst üste gelmeyecek şekilde peynir yumuşayıncaya kadar 3_4 dakika kaynatın süzgüye alıp soğumaya bırakın.
4) Peynir yumuşamaması için çeşme suyunu tuzla birlikte kaynatıp soğutun cam kavanozu peynirleri yerleştirip soğuyan suyuüzerine döküp mutlaka dolaba koyun.
TUZU ORTA TUZLULUKTA OLACAK.EĞER SUYUNU DİREK KAYNATMADAN KOYARSANIZ PEYNİR YUMUŞAK OLUR. KOLAY GELSİN

Antep Peyniri:
- 5 lt. süt
- 1 çay kaşığı mıkrobiyel peynir mayası
- 3-5 tane birer kiloluk peynir torbası
Yapılışı:
- Taze süt 32- 37° ye ısıtılır. Uygun ısıyı anlamak için parmağınızı süte batırdığınızda yoğurt mayalanacak sütten daha ılk olacak. Yani soğuk hissetmeyeceksiniz ama sıcaklıkta olmayacak ılk olacak.
- Mayayı derecesi ayarlanan sütün içine her yerine gelecek şekilde döküp yavaş ve mayayı tencerenin içinde tamamen dağıtacak şekilde karıştırın.
- Tencerenin kapağını kapatın ve üzerini çokta kalın olmayan bir örtüyle kapatıp sıcak bir ortamada 3-6 saat arası mayalanmaya bırakın.
- Mayalanıp mayalanmadığını anlamak için yavaşca tencerenin kapağını açıp dikkatlice bir kaşık batırabilirsiniz. kaşık pelte haline dönüşen sütten temiz çıkarsa mayalanma tamamlanmış demektir. Ya da pelte tencerenin altına doğru hafif çökerken şefaf bir su üzerine çıkıyor bu da mayalanmanın tamamlandığını gösterir. Ama genellikle tencere tamamene yoğurttan daha yumuşak amapelte haline geliyor. Yani kapağı açtığınızda sütün adeta donmuş katılaşmış olduğu izlenimi veren bir görüntüsü oluyor.
- Mayalanma bitince bez torbaları bir süzeğin içine koyun ve tenceredeki pelteyi kevgir yardımıyla torbalara paylaştırın. Bu işlemleri mutfağın heryerine akan peynir sularıyla ruh ve sinir sağlığınızı bozmamak adına büyük bir tepsi veya varsa sini içinde yapın.:) Dikkat! Peynir altı suyunu asla atmayın.
- Torbaların ağzını daha önceden hazır ettiğiniz kalın ip, kurdele vb. birşeylerle bağlayın oklavaları bu bağladığınız şeritlerin içinden geçirin
- Bir sandelyeyi yere yatırın ve dört baçağının arasına bir leğen yerleştitin. oklovayı üstte kalan iki sandalye bacağına yerleştitip damlayan suyunun leyene aklamsını sağlayın.
- Bu işlem, süzülen su 3-5 saniye aralıklarla damlayana kadar devam etmeli. Takriben 4-6 saat arası olabilir. Bura da bir ayrıntı daha paylaşayım: Eğer hazır peynirler gibi biraz ekşimsi tadı olan bir peynir isterseniz bu işlemi biraz daha uzatın. Özellikle yaz ayların çabuk ekşiyor.
- Süzülme tamamlanınca süzülen suyu bir tencerede ocağın üzerine koyun ve kaynamasını bekleyin. kaynayan peynir suyuna torbadaki peynirleri tencerenin büyüklüğüne göre koyun ve 3 dak. haşlayın. Sıccak sudan alıp olduğu gibi soğumaya bırakabileceğiniz gibi ilk sıcaklığı çıkınca Sevgili Fulya’nın dediği gibi uzun veya yuvarlak şekil verebilirsiniz.
- Soguduktan sonra torbalardan çıkarıp buzdolabına koyun. Bir kaç saat sonra tuzlayabilir bir kaç gün sonra da salamura yapabilisiniz.

Köy Peyniri:
- 5 lt. taze süt
- 1/5 bardak sirke
- Bir adet süzme torbası
- Tuz
Yapılışı:
- Taze süt uygun bir tencere içerisinde ve başında beklemek şartıyla ateşe konur.
- Kaynamaya başlayınca sirke yavaş yavaş dökülür ve sürekli karıştırarak sütün kesilmesi sağlanır.
- Yeşil suyu ayrılınca taneler tencerenin üstüne çıkacaktır.
- Tencerenin ağzı kapatılı el değmeyen bir yere konarak soğuması beklenir.
- Soğuk veya ılk hale gelen süt kesiği tekrar ateşin üyerine konur ve 20- 30 dak. kaynatılır.
- Bu işlemden sonra 5-10 dak. beklenip süzek içine konan torbaya kevgir yardımıyla boşaltılır.
- Bir süre süzekte süyülmesi beklenir ve daha sonra büyük bir tepsinin içine daha küçük bir tepsi ters çevrilip konur. Torba ise ters çevrili olan bu tepsinin üzerine konur ve üzerine tekrar üçüncü bir tepsi kapatılır.
- Üçüncü tepsinin üzerine turşu kavanozu vs. gibi ağırlıklar konur 4-6 saat baskıda tutulur.
- Baskıdan alınan peynir bolca tuzlanıp buzdolabına konur.
- Bir iki gün sonra salamura yapılarak veya olduğu gibi tüketilebilir. Tuzlama yapılmadan da olduğu gibi yenebilir.
Lanet Onu Celbedenlerindir!!!… /Hicri Yılbaşı “Alacak senedi’ takvim belirledi”
28 Ara_Aralık_kısaltma 2008 at 21:46 | In Cuma Yazilari, Diger | 23 CommentsRabbim zalimi ihmal etmez mühlet verir. Elbette bu dünyanın inanamayanlar olsa da öteki tarafı da var. Elimden şu an için dua etmekten başka şeyle de gelsin isterdim. Ama biliyorum ki, dularımız arşın sahibine ulaşır. Her ne kadar sebebi bizim islamsızlığımız olasa da rabbim rahmeti geniş olandır…
İslamdan birşey eksilmiş değil, sadece ölen şehitlerimize duyduğum saygıdan, ben bir yemek blogu olarak bir süre yemek tarifi yayınlamayacağım.
Tv. kanallarını da duyarsızca eglence programı yayınlarından dolayı kınyorum. Ne yazık ki şu an da tv. 5 de aşıklar atışıyor, Kon tv. de ellerinde kaşıklarla halk oyunları gösterisi var, kanal 7 dizilerinden vazgeçememiş!!!.. Hani İslami kanal diyoruz ya onlar işte…
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Ziya Kazıcı’nın İslam Ansiklopedisi’nde anlatıldığına göre, İslâm dünyasında ikinci halife Ömer (r.a.) zamanında bir gün bir alacaklı, Halife’ye Şaban ayında ödenecek bir borçlu senedi göstermişti. Halife bunun hangi Şaban olduğunu sorarak, geçtiğimiz senenin Şaban ayı mı, bu senenin Şaban ayı mı, yoksa gelecek senenin Şaban ayı mu olduğunu öğrenmek istemişti. Keza Vali Ebû Musa’ya birbirini tutmayan iki emir verilmiş, bunlardan hangisinin ilk, hangisinin son olduğu bilinememişti. Ebû Musa’nın, durumu Hz. Ömer’e (r.a) sorması üzerine, Şûrâ Meclisi toplanmış ve mecliste çeşitli görüşler ortaya atılmıştı. Sonunda Hz. Ali’nin teklifi üzerine Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicreti, tarih ve takvim başı olarak kabul edildi. Bu olay, hicretin 17. senesinde oldu.
Kaynak:
http://yenisafak.com.tr/arsiv/2003/mart/04/g7.html
Destekleyen arkadaşlarımdan Allah razı olsun, lütfen bakmadan geçmeyin…
Evde Peynir Nasıl Yapılır? Mayali ve Mayasiz Peynir Yapimi…
25 Nov 2008 at 21:26 | In Diger | 90 CommentsUzun araştırmalarım ve denemelerim sonucunda peynir yapımıyla ilgili bana yetecek kadar bilgi sahibi oldum sayılır. Interneti didik didik ettim, tabi peynir konusunda bilen tanıdıkların beyinlerinide.:)) Aslında aradığım şey mayalı ve mayasiz sirke vs. ile hazırlanan peynirin arasindaki fark ve aynı maya kullanılarak nasıl peynir çeşidi yapıldığıydı?
Tencereler hazır süt hazır ama kafamda kaç çeşit peynir tarifi var, ben hangisini yapacagim? Zaten denemeler konusundaki fazlaca olan cesretim bazan beni pişman ediyor. Neyse üç çeşit denemeye karar verdim. Mayalı, sirkeyle yapılan ve süt kestirildikten sonra kaynatılan…
Tabi aklımın bir tarafında ise beni bu olayın içine ve daha da derinlere çeken Antep peyniri. Antep peynirine özlemim öyle böyle değil, kaç yıl oldu çocukluğumun en sevdiğim tadlarından olan bu peyniri yemeyeli. Açıkcası bu sadece bir hayal gibi geliyordu. Ama ben de biliyorumki, birşeye başladıysam mutlaka içine düşerim.:)
Kolları sıvayıp Antep deki dostumdan yardım istedim hemen. Sağolsun Naile hızır gibi imdadıma yetişti. Hemen babacığının anlatımını tastatura aktararak bana gönderdi. Ve hemen aynı gün uyguladım, sonuç muhteşem! Peyniri yaptıktan saatle sonra tadına bakmaya cesaret ettiğimde, yüzümdeki gülümseme bütün gün sürdü.:)) Tarifini daha sonra vereceğim inşallah. Şimdilik bu üç çeşitle idare edin.:)
Sirkeyle Yapılan Peynir: Mayalı peynire göre daha lezzetli bizim kanatimize göre, tadı daha çok peynire benziyor.

2 litre sütü kaynama asamsına kadar iısıttim, hatta fokurdar gibi oldu. Iki kaşık sirke özünü- normal sirke olarak yarım bardak sirke de kullanabilirsiniz- sıcak süte ekleyip karıstırdım. Zaten süt hemen kesilerek suyundan ayriliyor. Yeşimtirek bir su altta kalırken peynir kesintileri üste cikiyor.
10-15 dak. bir kenarda beklerken, temiz pamuklu bir bezi süzgecin icine serdim ve süzgeci geniş bir kabın içine oturttum.
Peynir kesintilerini kevgirle tamamen toplayip süzgece aktardim. 10-15 dak. sonra süzgecten alıp bezin uçlarını bağladım ve bir çengele gecirip uygun bir yere astım. Tabi altına bir kap koymaı ve o suyu muhafaza etmeyi unutmayın.
2-5 saat bu şekilde beklettim ve bezin içinde sıkışan peyniri alıp diktiğim bir bez torbaya koydum ve bir tepsinin içine manti aletini koyup üzerine torbayı yerleştirdim. (Siz düz bir süzek veya tepside kullanabilirsiniz.) Onun üzerine bir başka tepsi yerleştirip üzerine hamur açmak için ve yer sofrası olarak kullandığım masayı, onun üzerine de su dolu tencere, tursu kavanozlari gibi agirliklar koydum. Bu arada baski olarak daha pratik çözümler gelistirebilirsiniz.:)) Ayrıntıları size fikir olsun diye yazıyorum.
5-6 saat beklettikten sonra peyniri çıkarıp tuzladım ve buzdolabına koydum. Sonrasında ister salamura yapın isterseniz bu şekilde tüketin.
Mayalı Peynir: Tadı bildiğiniz taze peynir gibi süt kokulu ve biraz çiğimsi. Ama kesinlikle çook lezzetli.

Önce mikrobiyel bir maya bulun. Bu konu da hassa olmanızı tavsiye ederim, hayvansal mayaların menşei belli olmayabilir. Türkiye’ de iseniz sorun değil zaten marketlerde mikrobiyel mayaları bulmak zor değil. Yurdışında olanlar internetten araştırsınlar…
5 lt. sütü Edirneli arkadaşımın canlı telefon talimatlarıyla ılık, onun deyimiyle inekten sağıldıgı sıcaklığa kadar ısıttım. Dikkat edin soğuk degil ama sıcaklık da hissedilmeyecek.
Sütü getiren ablanin tavsiyesiyle bir cay kaşığı sıvı mayayı tencereye katıp güzelce karıştırdım.
Tencerenin ağzını kapatıp yerinden oynatmadan üzerini battaniye ile sıkıca örttüm ve 5-6 saat mayalanmaya biraktım. Telefonda arkadasım bana talimat verirken onun misafiri olan baska bir hanımın tavsiysiyle havanın soğuk olmasını hesaba katarak bu süreyi daha uzun tuttum.
Bekleme süresi dolmadan ben daha fazla dayanamayip tencerinin agzını açtm ve kücük bir şok yaşadım sütüm kesilmemiiiiş!!!… Bu hayal kırıkliğıyla çatacak adam aradım epey bir süre.:)) Tabi millet bilmiyor ki, peynirimin başarız oldugunu sanıyorum diye sinirliyim. 1 saat kadar sonra tekrar baktım tencereye ve cesaretimi toplayıp bir kasık batırdım. Eh işte kaşık içinden temiz çıkı ama, bence hala kesilmemiş bu süt!!!…
Bekleme süresinin sonun da biraz üzgün biraz umutlu tencerenın kapağını açtım. Diğer tarafda büyük bir süzeğin içine pamuklu bir bez açtım ve bir tepsinin içine oturttum. Kevgiri aldım ve amacım güya üste cikan peynir kesintisini – görünmese de – bir ümit toplamak. Kevgirle bir, iki üç… Yok sütün suyu yok! Tencerenin dibine geldim ve hala su yok! O zaman anladım sirke ile mayanın arasındaki farkı!
)) Maya tencerenin tamamını pelteye dönüştürmüş kalıp kalıp bir görüntüsü var. Sirke hemen kestirerek, kesmiği suyun yüzüne çıkarıyor. Eger sanal dahi olsa bir kaynak bana, mayanın sütü pelte şekline getirdigini, bu peltenin süzülüp peynir yapıldığını, sirkenin vs. ise sütü kesdirerek kesmiklerinin süzülmesiyle tadı ve dokusu farklı olan bir başka çeşit peynir oldugunu yazmış, anlatmış olsaydı ben bu şoku yaşamayacaktım.:) Oysa aradığım en önemli bilgi buydu. Sanki ağız birliği yapılmışcasına her türlü abur cubur bilginin dolaştığı internet ortamına, insanlar ev de peynir yapmasın diye mi bilmem, böyle bir ayrıntı yazılmamış!
Neyse, pelteyi tencereden kevgirle alıp büyükce bir bey torbaya koyup astım. Asma konusunda hayal gücünüzü kullanın ben öyle yaptım. Torbayı bağlayıp düğümün içinden oklava geçirmek gibi.:))
5-6 saat suyunu süzdükten sonra onu da baskıya aldım ve yine 4-6 saat arasında beklettim. Sonrası yazdığım gibi tuzlama ve dolaba kaldırma.
Sonra dan Edirne’li arkadaşıma sorduğum da ” Ben sirkeli peynir nasıl olur bilmemki.” dedi.:)) İnternette profosyenel peynir yapımını anlatan yazılarda var, ama internete bakan zaten o profosyeneller için kullanılan kelimeleri anlamaz, anlayanın internetteki bilgilerle işi ne? Onu da çözemedim.
Sirke İle Kestirilip Haşlanan Peynir: Bence en güzeli bu. Kaynamasından kaynaklanan hoş bir kokusu var. Böreklere güzel gider.

Sirkeli peynir ile aynı şeklide süt kestirilip kesildiği suyun içinden çıkarılmadan 15-20 dakika kaynatıp o ndan sonra daha önce belirttiğim süzme ve baskılama işlemlerinden geçirdim.
Şunu belirteyimki, ben profosyenel değilim. Bildiğim duyduğum kadarıyla yaptığım denemelerimi aktarmaya çalıştım. Gerçekten yapmak isteyen olursa benim gibi kapı kapı internet dolaşmasın. Zaten isimlerinden de anlaşılıyor ne kadar profosyenel olduğum.:))Hatta bu bilgilere ekleme yapmak isteyenlerin yazacaklarını da seve seve sizlerle paylaşırım. Belki çoğunuz annesinden ninesinden vs. peynir yapımını görmüştür. Ben bu konuda tam cahil sayılırım, sadece salamura edildiğini gördüm çünkü.
Yaktin Beni Telekom!..
06 Oct 2008 at 19:11 | In Diger | 7 CommentsTelefon ve internet baglantimizla ilgili sorunlarimizdan dolayi bir süre sayfama giremeyecegim.
Sizi yine arsivimi gezmeye davet etsem sikilmassiniz degil mi?
Insallah en kisa zamanda geri dönecegim…
Nino’ dan…
03 Oct 2008 at 10:49 | In Diger | 2 CommentsSevgili Nino öyle güzel ve hisli bir yorum yazmiski bana, bu yorumun sadece yorum olarak kalmamasi gerekdigini düsündüm.
Milletler birlik oldugunda ancak varliklarini devam ettirebilir. Birlik olmak icinse özel günler en güzel vesilelerdir. Yazimi okuyan herkese sesleniyorum: Güzel adet ve gelenleklerimizi yeni nesillere tasimamamiz, bizim varligimizin sonunun gelmesidir. Yasadiginiz güzelliklerden evlatlarinizi mahrum etmeyin!
Tesekkür ediyorum Nino’ya ve onun gibi düsünen herkese…
Cocukken hersey ne kadar guzeldi yada bizler cocuklugun verdigi saflikla herseyi temiz gorurduk. Arefe gunu yapilan temizlikler, baldan tatli tatlilarin hazirlanisi, kacamak bir iki lokma. Bayram oncesi cikilan alisverisler, alinan birbirinden guzel elbiseler, ayakkabilar. Kizsaniz elbisenin cantasi, sapkasi olacak. Erkekseniz cepsiz olmaz pantalon, para toplanicak. Hic unutmam bir komsumuz vardi Allah rahmet eylesin, o teyze hic bir bayram geri cevirmedi bizi. Bayram oncesi mis gibi kokan, yepyeni mendiller alir, arasinada para koyardi. Koskocaman lojman, 11 kat, her katta 6 daire, herkes tanidik. El opmekten yorulur, topladigimiz harcliklari cantamiza sigdiramazdik. O zaman insanlarin elimi boldu, simdi ne oldu hala anlamis degilim. Insanlar birakin para vermeyi, seker ikram etmeyi, kapiyi acmiyorlar. Guzel olan geleneklerimizi ne cabuk yitiriyoruz. Hic bir bayram eksik etmedi ailemiz bizden yeni giysileri, ayakkabilari, harcligi, hediyeyi. Biz sansli cocuklardik. Simdi oyle cok yalniz cocuk var ki!! Bayram vesile olsun, unutmayalim adetlerimizi. Ziyaret edelim yaslilarimizi, yalnizlarimizi. Oh bir hafta tatil deyip, nereye kacacagimizi bilmemezlik etmeyelim, bizde yaslanicaz bir gun, gozum kapida, kulagimiz zilde yavrularimizi bekliyecegiz. Bir tatli dil, bir guleryuz, cok gormeyelim, cok gormesinler bizede. Buralar cok sessiz, ne gelen var ne giden. Yapilan tatlilari birbirimize ikram ediyoruz ancak. Ne ana var yanimizda, ne akraba, ne baba ocagi var burda, ne kardes muhabbeti. Gurbetin acisini ceken bilir ancak, bos konusmaya ne hacet. Annem, babam, kardesim, guzel ninem ananem, tum akrabalarim, dostlarim, ben yine bu bayramda burdayim. Bu bayramda yalnizim. Siz birlikte olusunuzun kiymetini bilin. Az kaldi ramazan yaza gelecek, bende 8 senedir ozledigim o bayrami yasayacagim yaninizda insaallah. Ama siz bunun kiymetini bilin, kaybedince bulunmuyor cunku. Bu bayram diliyorum tum minik kiz cocuklarinin firfirli elbiseleri, kirmizi rugan ayakkabilari olsun. Tum erkek cocuklarinin papyonlu minik takimlari, gicir gicir ayakkabilari olsun. Yaslilar yalniz kalmasin bu bayram, oksuzun yetimin basi oksansin. Olmusler unutulmasin, hastalar ziyaret edilsin bu bayram. Bu bayram bayram gibi bir bayram olsun diliyorum…
Gurbette Ramazan Bayrami…
30 Sep 2008 at 09:46 | In Diger | 11 CommentsCocuklugu geride birakali artik bayramlari bayram gibi yasayamasak da, evlatlarimiz icin bu havayi estirmeye calisiyoruz. Bu sözleri gurbette bayram gecirenler daha iyi anlayabilir sanirim.:( Kendi hatiralarimdaki unutulmaz bayramlari düsününce cocuklarimdan utaniyorum, onlara benzer anilar yasatamadigim icin. Ama yine de innancimizin ve kültürümüzün bayrami bu gün. Bayramin bir ucundan tutmak, güzel birseyler yasamak gerek…

TÜM SEVENLERIN, DOSTLARIN VE ÜMMETI MUHAMMET’IN RAMAZAN BAYRAMI MÜBAREK OLSUN.
Kısa Olmayan Bir Süre Ara….
29 Jun 2008 at 12:36 | In Diger | 27 CommentsSevgili dostlar, birçok blogcu arkadaşımda olduğu gibi benim de farkedildiği üzere canım bilgisayarla filan uğraşmak istemiyor. Allah nasip ederse ben yine buralarda olacağım. Sadece yeni yazılarıma ve tariflerime kısa bir süre ara vereceğim . Bazılarınızın bildiği gibi güzel ve bol tarifli bir arşivim var. Bu zamana kadar arşivimi gezme imkanı bulamayan arkadaşlarımı yokluğumda arşivimi gezmeye davet ediyorum. Hepinize hayırlı ve dinlendirici güzel bir yaz tatili diliyorum.

Yine, Yeni, Yeniden Yorumları Sildim!..
04 Jun 2008 at 20:42 | In Diger | 3 CommentsArkadaşlar ben yine yorumlarınızı sildim! Az önce yorgunluğuma dalgınlığımda eklenince “Reddet” seçeneğine basıverdim.:( Yanlış hatırlamıyorsam Seda, Nurgül, Fulya, Leyya, Sevde, adı ben de saklı özel bir dostuma aitti ve iki tane isimsiz yorum vardı. Arkadaşlar yolunuz düşerse cevap vermem acısından tekrar yazarsanız memnun olurum. Özellikle Sevda veya Sevde isimli bir arkadaş kaygana tarifine açıklayıcı bir yorum yazmıştı.
Kutlu dogum…
19 Mar 2008 at 14:53 | In Diger | 14 CommentsBu muhtesem dogumun güzelligini anlatmak icin uzun uzun arastirma yaptim. Amacim “O” nu öyle anlatmakti ki, sözlerin acziyetini bir zerre de olsa giderebilmekti. Ancak anlatmak istenen, Yaradanin: “Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım…” dedigi, varligin ona salat-i selam getirdigi, sözlerin kifayetsizliginden utandigi nurlu güzellik, Muhammet Mustafa S.A.V olunca, kalem kagit ve onu kullanacak beser de haddini bilerek susmayi tercih ediyor.
Yorumsuz…
01 Jan 2008 at 07:39 | In Diger | 6 CommentsSevgili Saliha ablanın yazısı benim çok ilgimi çekti. Sizler de okuyun istedim.
Duyuru…
27 Nov 2007 at 15:45 | In Diger | 2 CommentsMerhaba, sevgili arkadaslar ve blog takipcileri. internet baglantimizdaki ariza yüzünden günlerdir sikinti yasiyoruz. Yorumlariniza ve e postalarinizdan cevap veremediklerim oldu. Arada bir acilan hatla sayfama girip kisa süre icinde birseyler yapmaza calistim, ama baglantinin aniden kesilmesi yüzünden yazdiklarmi bile gönderemedim. Bazi faliyetlere üzülerek katilamadim. Sorun hala devam ediyor. Insallah yakinda cözülür.
BU KEZ GİDEN ESRA…
26 Nov 2007 at 09:13 | In Diger | 3 CommentsBir hadisi şerifte buyurulduğu gibi ölüm ağızların tadını kaçırıyor. Her ne kadar yüzünü görmediğim bir insan olsa da yazılarından tanımıştım Esra’yı. Attığımız her adım bizi bu kaçınılmaz sona yaklaştırsa da, varacağımız yer aynı olsa da her giden yüreğimizi yakarak gidiyor.
Rabbim tüm sevenlerine ve ailesine sabır versin…
Kolestrolüm Yüksek (!)
01 Nov 2007 at 13:41 | In Diger | 16 CommentsSayfamla ve gündemle alakası olmayan bir konuyla ilgili birşeyler paylaşmak istiyorum. Konu kolestrol: Bir çok insan da olduğu gibi 2 yıl önce benim de klostrolümün çok yüksek olduğunu ve hemen diyete başlamam gerektiğini öğrendim. Tabi ki hemen kolestrol yükselttiği söylenen gıdaları- zaten çokca tüketmiyordum- biraz daha kıstım. 2 yılda 6 kez kolestrol ölçümü yaptırdım. Değer hep yüksek deniyordu. Son testimin sonucunu bu gün aldım. Daha önce ki sonuçlardan birinde kanımdaki LDL (Kötü kolestrol) Değil de HDL (İyi kolestrol) seviyesinin yüksek oluğunu görmüş, ama doktor daha iyi bilir diye düşünmüştüm. Yanı sırada, yeme alışkanlışımda ufak değişiklikler hariç çokta çaba sarfetmemiştim. Bu gün gittiğim doktor Türk doktoruydu ve söyledikleri beni şoke etti! Kanda ki HDL (İyi kolestrol) seviyesinin oldukça yüksek olduğunu ve LDL (Kötü kolestrol) nin ise çok düşük olduğunu yani kolestrol diye bir problemimin olmadığını söyledi. Daha önce ki test sonuçlarıma baktığımda HDL nin hep çok yüksek ve LDL nin ise hep çok düşük olduğunu gördüm. Yani 2 yıl bana olmayan bir şeyin diyetini yaptırdılar.:( Acaba amaçları, biz Türklerin gelenksel beslenme alışkanlığında ki kaliteli gıdalardan uzak tutarak İyi kolestrol değil de, kötü kolestrolün yükselmesini sağlamak mıydı bilmiyorum. Bu konuyla ilgili çok ilginç bulduğum birkaç yazıyı buradan, buradan ve buradan okuyabilirsiniz. Sizin veya yakınlarınızın kolestrol problemi varsa lütfen verdiğim liklerde ki yazıları mutlaka okuyun. Özellikle 1. ve3. cü likteki yazılar çok dikkat çekici. İlgili yazıların birinde: “Tereyağını kendi ekmeğinize sürün ilaç firmalarınınkine değil” deniyordu. Çok hoş bir tanımlama.
Sağlıcakla kalın…
Şehitlerimiz!!!..
23 Oct 2007 at 08:22 | In Diger | 13 CommentsSayfam her ne kadar yemek sayfası olsada, bazı şeyleri arka planda yaşamak istemiyor insan. Vatanımda şu anda canlar her zamankinden çok yanmakta… Korkunç, diyemiyorum çünkü korkaması gereken biz değiliz Allah’ın izniyle. Sadece düştüğü yeri ve hepimizin yüreklerini yakan kayıplarımız oluyor. Ama, Türkiye, o kayıplarla ve acizane kıpırdanışlarla yıkılacak bir ülke değil! Şehitlerin anneleri haykırıyor: “Bir evladım gitti, gerekirse ötekini de severek gönderirim” diye… Gönlümüz istiyor ki hiç kimse ölmesin.

187. Sayfa Oyunu
15 Oct 2007 at 11:38 | In Diger | 13 CommentsBayram hüzün ve koşuşturmasıyla geçip gitti. Tabi ki gurbette olanlar ve şehit aileleri gibi yakınlarını kaybedenler için hüzünlü kelimesini kullandım. Çünkü bayramlar insana sevdiklerini daha çok hatırlatan ve özlemin daha çok yaşandiği zamanlar olmasından, sevdiklerinden uzakta olanlar için bayaram eşittir burukluk ve hüzün demektir. Rabbim gelecek bayrama daha güzel bir şekilde kavuşanlardan etsin.
Tüm Antep’lile gibi yuvalamamı yaptım ve üç gün yedim.:) Hatta son yediğim öğünde bitti diye de epey üzüldüm.:) Komik gelebirir ama yuvalama bizim için tek öğünle geçiştirilecek bir yemek değil. Tadına doymamız birkaç günü bulur. Belki sık yapılmadığından, belki tadının doyumsuz olduğundan. (En azından bizim için öyle.) Yanında pirinç pilavıyla evin en büyük tenceresinde hazırlanan yuvalamayı, bir kaç gün üst üste yemek hiçte usanç verici birşey değil.
Neyse biz başka konuya geçelim: Malum yeni bir oyun var şu aralar bloğlar arasında. Beni de sevgili Özlem davet etti. Kendisine buradan teşekkür ediyorum. Oyunun kuralları çok basit: En yakınımızda ki kitabın 187. sayfasının ilk cümlesini yazmamız isteniyor. Şu anda en yakınımda duran kitap, tabi ki bilgisayar masasının üzerinde ki dolayısıyla eşimin okuduğu Mustafa Kayapalı’nın SARSILMAYAN İMAN adlı kitabı. Ben son günlerde kitabın içine düşmüş bir şekilde Nevzat Tarhan’ın (Çook beğendiğim bir yazar oluduğunu da eklemeliyim.) KADIN PSİKOLOJİSİ kitabını okuyorum. Ama oyunun kuralı gereği en yakınımda ki kitaptan ilk cümleyi yazıyorum: Eminiyet raporlarına göre Ramazan ayında suç işleme oranları yüzde 50 düşüyor. Tevafuk olarak güncel bir konuyla ilgili.
Ben de çok sevdiğim arkadaşlarım, Naile, Seval ve Saliha ablayı davet ediyorum. Hadi hanımlar, şimdi siz uzanın en yakınınzda ki kitaba.
Özür…
18 Sep 2007 at 12:51 | In Diger | 3 CommentsSevgili Kübra, Alev, Lama ve Nurgül, az önce tel. konuşurken yorumlarınızı okuyordum ve yanlışlıkla “reddet”e bastım. Malesef hepsi silindi, Kusura bakmayın! Zahmet edip yeniden yazarsanaz mutlu olurum, yazamassanız da önemi yok canınız sağolsun. Kimlerden olduğunu biliyorum en azından.:)
Yeni Oyun – Severiiim…
08 Sep 2007 at 12:01 | In Diger | 18 CommentsÖnerilerinizi Bekliyorum.
Hanımlar, fotoğraf makinam malesef hayata veda etti:(( Sebebini hiiç bilmiyoruz, bir anda ekran karardı sesi kesildi!
Demem o ki, yeni almak istiyorum ama her makinada güzel çıkmıyor. Bir tane aldım ve 5 gün kullanıp geri verdim. Aradığım ekrandaki resimle gerçektekini aynı renkte çıkaran ve yemekleri olduğundan bile daha canlı güzel reklerde resimleyen bir makina. Sizler ne kullanıyorsunuz yazarsanız bende sayfalarınızı incaleyip aradığıma karar verebilirim.
Blog sahibi olmak, bu tür konularda istişare yapmak için bile çok güzel oluyor. Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
WordPress.com'dan blog alın. | Theme: Pool by Borja Fernandez.
Entries and comments feeds.

