Nesrin Teyzenin Usulüyle Terbiyeli Et
01 Ara_Aralık_kısaltma 2009 at 12:39 | In Ana Yemekler | 6 CommentsTaslaklarda ne beklerse beklesin zaman et zamanı.:)) Zengin fakir hemen her müslüman ailenin evinde bu günlerde et pişiyordur. Sanal dünyanın yemek meraklıları da son günlerde etli yemeklerle ilgili daha çok arama yapıyor. Yani yemeğimin arz-ı endam sebebi budur. Çok şükür sözü bağladım. Bazan insan söze biryerlerden başlıyor ama bitişi nerde olur, nasıl bağlanır kestirmek biraz zor.:)
Daha önce tavuk üzerinde uyguladığım bu tarifi ilk kez et de denedim ve çok menun kaldım. Nesrin teyzenin tavuk yemeğini hatırlasınız, görüntüsü kadar tadı da çok güzeldi. Hatta tadını deneyip onaylayan okuyucularım çok oldu.
İster fırında isterseniz düdüklü tencerede pişebilen bu yemek tam bir ziyafet diyebilirim. Etin uzun süre terbiye içinde bekleyip ağır kokusunu terbiyesinde bırakması, etin gerçek tadını almanızı sağlıyor. Ha bir de etin gerçek tadı için mangalda pişirin. Bu benim fikrim. Ben tam bir mangal severim, mangalda pişen herşeyin tadı bambaşkadır benim için. Bu yüzden benim için hiç bir et yemeği mangalın yerini tutamaz.

Malzemeleri:
- 500 gr. kemiksiz porsiyonluk et ( Kemikli olabilir ama kızartırken zorlanmayacağınız şekilde olsun.:)
- 1 kaşık biber salçası
- 1/2 bardak sıvıyağ
- 1/2 bardak süt
- Tuz, karabiber
Tarifi daha önce denediğim tavukla aynı, hiçbir değişiklik yapmadan bağlantıdaki taifi uygulayabilirsiniz.
Hindistancevizli Makaron (Macaron)
16 Nov 2009 at 13:04 | In Ana Yemekler | 11 CommentsMakaron olayına serbest yaptığım dalıştan sonra ”Makaron tarihine bir imza da ben den olsun.” demiştim ama sagolsun Zinnur’un hatırlatması üzerine bunu ben den daha önce bunu düşünüp uygulayanın Işıl olduğunu gördüm.
Olur mu olmaz mı derken denemiştim ve gayet güzle oldu. Böylelikle her türlü ceviz, fındık, fıstık benzerlerinin makaron yapımın da kullanılacağını da anlamış oldum.
Hindistancevizini öğütmek biraz zor olsa da zaten makaronun kolay olduğunu ben den başka idda eden de yok.:)) Yani makaron yapmak isteyen – ben kabul etmesem de – zorluğunu göze alıyor zaten. Ayrıca bakın ne kadar havalı görünüyorlar.:) “Ben yaptımmm, sen çatla!” demek için değmez mi dersiniz?
)))
Daha önce yaptığım çikolatalı makaron la aynı tarif, hindistancevizi ekmelem hariç.

Malzemeler:
- 70 gr. robottan geçirilmiş hindistancevizi
- 115 gr. pudra şekeri
- 2 yumurta beyazı
- 5 kaşık şeker
- Bir fiske tuz
Dolgusu:
- 60 gr. çikolata
- 40 gr. tereyağı
- 1/2 bardak sıvı krema
Yapılışı:
- Hindistancevizini mutfak robotuna koyun ve iyice incelene kadar çekin. Bu işlem biraz zor oluyor ama gayretle başararılamayacak kadar değil.
- Yumurta akları mikserin hızlı ayarıyla çırpılır.
- Köpük görüntüsünü alana kadar çırpmaya devam edilir ve yavaş yavaş şeker eklenmeye başlanır.
- Beş kaşık şeker her seferinde birer kaşık olmak üzere yedire yedire yumurta aklarına katılır ve cok sert bir kıvama ulasana kadar çırpılır.
- Bu aşama da normal beze hazırlandığı gibi orta sertlikte bir köpük oluşunca çırpmayı kesmeyin. Yeterince sertleşti sanarak bu hatayı yaptım ve sonuç hoş değildi. Çırpmaya devam ederek daha sert bir köpük oluşmasını sağlayın. Ben süre vermeyeceğim çünkü belli bir süreye sadık kalmadım. İlk yapışınız da olması gereken kıvamı anlamak için Zinnur’un verdiği süre olan 2 dakikayı ortalama olarak kullanabilirsiniz.
- Hindistan cevizini ve pudra şekerini karıştırıp hindistancevizinin biraz daha öğütülmesi için beraberce biraz daha çekin. (Aslında şart olmayan bir işlem ama hindistancevizinin hatırına bunu yapın.)
- Yumurta akları, toz karışıma yavaş yavaş iyice birbirine karışana kadar yedirilir.
- Hazırlanan karışım sıkma torbasıyla kagıt serilmis tepsiye bir eu ( ya da 1 ytl.) büyüklügünde sıkılır ve tepsiyi birkaç kez tezgahınıza vurarak içlerindeki hava kabarcıklarının çıkmasını sağlanır. Eger üzerleri pürüssüz bir hal almadıysa elinizi hafifçe ıslatıp sıkmadan kaynaklanan tepecikleri düzeltin.
- Bu arada kremasını hazırlamak için sıvı kremayı kaynama noktasına getirin ve ocaktan alıp çikolatayı ekleyin.
- İlk sıcaklığı çıkınca tereyağını katın ve iyice pürüssüz bir hal alana kadar çırpın.
- Tepsiyi el değmeyen bir yere kaldırarak makaronların kabuk tutmasını bekleyin. Ben size küçük bir sır vereyim: Ben saç kurutma makinamın soguk ayarında yaklasık yarım metre uzaktan elimle kontrol ederek kabuk tutmasini kolaylaştırdım. Dikkat edin sadece esinti gibi olsun hızlı üfürerek şekillerini bozmayın. Üzrelerine dokundugunuzda elinize yapismayacak bir kivamda olmali.
- Önceden ısınmış 175° deki fırında 10- 12 dakika pişirin. Ama bu süreyi sakın aşmayın.
- Tamamen soğuyan makaron kurabiyelerinizi şekil ve büyüklüklerine göre eşleştirin ve hazırladığınız kremadan 1 tatli kaşığı kadar birinin üzerine koyun ve diğer kurabiyeyi üzerine kapatın.
- En az 4-5 saat buzdolabında ağzı kapalı bir kutu içinde bekletin ve ondan sonra tüketin
Sezon Finali…
25 May 2009 at 09:45 | In Ana Yemekler | 9 CommentsAbuk sabuk bir yığın dizinin hayatlari esir aldığı devrin moda cümlesi “Sezon finali”. Ben de kullandım ama sırf maksat muhabbet olsun diye.:)
Havalar ısınınca insanın canı ne yemek ister ne blog gezmeleri… Tatlı, hamurişi vs. diye mutfaklara yönelme zamanı gelen kadar ziyaretçileri arşivime yönlendirerek, ”Kahveler sade, bana müsade.” diyorum…:)
Ben yine buralarda olacağım inşallah, yani acil sorularınız ve söylemek istedikleriniz olursa en geç 3 gün için de yanıtlarım.:)

Cuma Yazıları – Tabip
24 Apr 2009 at 10:12 | In Ana Yemekler | 1 CommentEfendimize ümmeti olan herkesin cuması mübarek ve hayırlı olsun.
Beyazıd-i Bestami Hazretleri akıl hastahanesinin önünden geçerken, bir tabibin havanda ilaç dövdüğünü görerek:
“Çok günahkarım.” der. “Bunun için de ilaç var mı?”
Tabib daha cevap vermeden, konuşmaları dinleyen bir hasta, pencereden seslenir.
“Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır. Kalb havanında tevhid tokmağı ile döv. İnsaf eleğinden geçir, göz yaşı ile yoğur. Aşk fırınında pişir ve sabah akşam bol bol ye. Göreceksin hastalığından eser kalmayacak.”
Bistami hazretlerinin gözleri dolar ve:
“Ya Rabbi!” der. “Şu dünya hastanesinde ne tabipler var.”
Pilav Üstünde Köfte ve Sebze Kavurma
18 Apr 2009 at 17:00 | In Ana Yemekler | 21 Comments 
Önce bu köfte lerden yaptım ve fırına attım. Sonra annelerimizin yaptığı gibi bir pilav pişirdim. İki domates iki sivribiberi doğrayıp biraz sıvıyağında şöyle bir çevirdimve tuz karabiber attım. Bir kase, tencere vb. bir kalıba önce köfteleri dizdim üzetine kavrulan sebzeleri yerleştirdim. Pilavı da onun üzerine koyup biraz bastırdım ve geniş bir servis tabağına ters çevirdim.
Afiyet olsun…
Tavuk Dalyan
01 Apr 2009 at 20:35 | In Ana Yemekler | 7 CommentsŞöyle sofranızı zenginleştirecek ve gerek tadı gerekse servis şekliyle gögsünüzü kabartacak bir yemek yapmak isterseniz dalyan köfte yapın. Körili sosun eşliğinde damaklarda kalacak bir tad bırakıyor. Biraz teferruatı çok görünse de arada bir yapmak hoş bir değişiklik olur.
Daha çok kırmızı etle yapılan bu köfte, tavuk kıymasıyla da daha hafif ve gerçekten enfes oluyor. Tarifin aslında közlenmiş patlıcan ve biber kullanılıyor ama ben biraz rahata kaçarak hafif kavrulmuş biber ve haşlanmış yumurtayı tercih ettim. Bence içindeki malzemeden ziyade köftenin kendisi ve sosu lezzetinin odak noktası.
Tarif arşivimden ancak, resmini yenileyip tarifinde de bazı değişiklikler yapınca yeni tarihle yayınlamak istedim.

MALZEMELER:
- Yarım tavuk
- 1 tane soğan
- 2 dilim ekmek
- 1 yumurta
- Karabiber, tuz
İçine koymak için:
- 1 haşlanmış yumurta ( Bu malzemeler tamamen terchinize kalmış.)
- 1 kırmızı veya yeşil biber
- Yarım sarıbiber (Paprika)
- 1 bardak tavuk suyu
- 1 kaşık silme nişasta
- 1 tatlı kaşığı köri
- 1/2 tatlı kaşığı yenibahar
- 1 tatlı kaşığı silme şeker
- Tuzot
YAPILIŞI:
- Tavuk kemiklerinden ayrılıp parçalar robotta kıyma haline getirilir.
- Ayrılan kemikler 2 bardak suda haşlanır.
- içine konancak biberler uzunlamasına doğranıp yağsız tavada sotelenir.
- Ekmek ve soğanlarda robotta çekilip, tavuk etiiyle karıştırılır.
- Hazırlanan harca diğer malzemeler katılıp güzelce yoğurulur.
- Karışım plastik folyonun üzerine konup dğzeltilerek eşit kalınlıkta bir kare oluşturulur.
- ortaya dörde bölünmüş haşlanmış yumurta ve biberle yerleştirilip ince folyonun bir ucu malzemenin üzerine kapatılır.
- Rulonun diğer ucu kapatılan ucun üzerine konup folyonun üzerinden ek yeri düzeltilir.
- Folyonun üzerindeki sarılmış köfte dikkatlice ek yeri altta kalacak şekilde yağlanmış tepsiye yerleştirilir.
- 200° de ortalama 45 dak. ile 1 saat arasında pişirilir.
- Köri yağda kavrulup tavuk suyu, şeker, tuzot eklenerek bir kaç dakika kaynatılır.
- Nişasta sulandırılıp tavuk suyuna katılır, yenibahar eklenip ocaktan alınır.
- Fırından çıkan köfteyle sıcak sevis yapılır.
Kağıt Kebabı
31 Jan 2009 at 23:55 | In Ana Yemekler | 19 CommentsUzunca bir zamandan sonra yeni bir tarif ekliyor olmak benim icin oldukca güzel. Yaralar hala acitiyor ama hayatin devam ettigini de biliyorum…
Her insan gibi ben de ac kalacak güc de degildim ama, en azindan hos zamalarin ugrasi olarak degerlendirdigim tarif paylasma isini biraz da olsa ertelemem yerinde olacakdi.
Sayfami ziyaret eden, e posta ve msn’ le hatirimi sorup merak eden tüm dostlara tesekkür ediyorum. Saglik sihattim yerinde cok sükür. Sadece hayatimda yaptigim degisiklikler, yeni kararlar ve inancim adina daha dik bir durusla buradayim. Biz beserin birseyleri kavramasi, hayata gecirmesi, illaki olaylari yasamasiyla ya da yasayanlara sahit olmasiyla oluyor.
Kagit kebabi, su an da hatirlayamadigim bir blog arkadasimda görüp denedigim hos bir ana yemek. Firinda olmasi hem lezzet hem de daha hafif bir tavuk yemegi olmasina sagliyor.


Malzemeler:
- 1/5 bardak pirinç
- 1/5 parcalara ayrilmis tavuk
- 1 domates
- 2 patates
- 1 büyük soğan
- Karabiber, tuz
- 1,5 bardak su
Yapılışı:
- Yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye yıkanmış pirinç konur.
- Üzerine doğranmış patates, soğan ve domates serpistirilir.
- tuz ve karabiberi eklenip, 1/5 bardak su ilave edilir.
- Tuz ve karabiberle ovulan tavuk parçaları malzemenin üzerine yerleştirilir.
- Üzerlerine bir tabaka daha fırın kağıdı konup kenarları sıkıştırılıp, kürdanlarla sağlamlaştırılır.
- 200° de fırınlanır.
Pisme süresini her zaman tavugu pisirdiginiz süreye göre ayarlayin.
Mantarlı Tavuk Dürümü…
21 Ara_Aralık_kısaltma 2008 at 14:09 | In Ana Yemekler | 9 CommentsYok, abarttığımın farkındayım, söylemenize gerek yok! Bu tür yemekler konusunda biraz değil çok abarttğımı biliyorum. Başlığa tantuni yazıp yazmama konusunda da epey terddüt ettim zaten. Tantuni desem ” Yeteeer!” sesleri duyacağım endişesiyle vazgeçtim.:)) Tantuni ile dürüm arasındaki farkı da size bırakıyorum, ben karıştırmayacağım o kısmını.
Hem tadı nefis, hem sağlıklı, hem kolay, yapmama için ne sebep varki? Şayet evdekilerden de “Yeteeer!” sesi duymassam.:))
Hamurişlerindeki gibi geniş bir yelpazesi var dürümlerin. Bu yelpazeyi açıldığı kadar açmalı öyleyse…

Köfteli Kuru Patlıcan Sarması
16 Ara_Aralık_kısaltma 2008 at 14:20 | In Ana Yemekler | 20 CommentsYemeğin ismini duyunca insanın Edirne’liler gibi “breh, breh” diyesi geliyor.:))) Ama yapılışı kolay ve zaman almayan hatta paratik diyebileceğimiz bir ana yemek. Kuru patlıcanı çok sevdiğimden ve kuru patlıcanın Antep yemekleri dışında kullanım alanlarını bilmediğimden, çok ilgimi çekti tarifi. Geleneksel bir yemek olduğunu biliyorum ama, nereye ait oldugunu bilmiyorum. Kuru patlıcan kullanabileceğiniz gibi, taze patlıcanı kızartarak da yapabilirsiniz. Ben tamamen kayınvalidemin anlatımına göre yaptım. Belki aslında ufak farklılıklar vardır.

- 20- 25 tane uzunlamasına kesilip kurutulmuş patlıcan
- 300 gr. kıyma
- 2 tane kuru soğan
- 2 diş sarımsak
- 1 tatlı kaşığı salça
- 1 dilim bayat ekmek
Maydanoz
- Karabiber, tuz
- 1 tatlı kaşığı salça, 1 bardak su, sıvıyağ
- Kuru patlıcanları üzerini geçecek kadar suda haşladım. ( Tırnak geçecek yumuşaklığa gelmeliler.)
- Köftenin malzemelerini hazırlayarak normal bir köfte harcı yoğurdum.
- Minik köfteler yaparak patlıcanları kenarlarına sardım. (Resme bakın.)
- Patlıcan sardığım köfteleri tepsiye yan yana dizdim.
- Sıvıyağı tavaya koyup salçayı kavurdum ve suyunu koyup bir taşım kaynattım.
- Salçalı suya bir miktar tuz ve pul biber ekleyerek tepsideki malzemenin üzerine gezdirdim.
- 2oo° de ısıtılmış fırında suyunu çekene kadar pişirdim.
Nesrin Teyze Usulü Tavuk – Lavantin Usulü Basmati :))
30 Aug 2008 at 21:58 | In Ana Yemekler | 23 CommentsMübarek Ramazanin gelmesiyle, artik baslamaliyim diyerek gectim bilgisayarin basina. Blog ortamini ve dostlarimi özledigimi farkettim.
Yoklugum süresince tüm yorum yazan ziyaretci ve dostlara cok tesekkür ediyorum. Cuma, kandil vs. de güzel mesajlarinizi okumak beni cok mutlu etti.
Ramazani karsilamak gerekir. Ve bu karsilama hem madden oruclu ev ahalisini güldürecek cinsten, hem de manen mübarek ayin feyzinden yararlanacak bicimde olmali. Bir aylik da olsa hayatimizi ona göre tanzim edecegiz, ac insanlari daha cok hatirlayip, icine düstügümüz benlik denizinden cikacagiz insallah. Belki bircogu icin rabbine dönerek, aslinda ne kadar aciz oldugunu hatirlayip varliginin amacini bulmasina sebep olacak. Öylesine bir acziyetki kisa bir süre bile rabbimin nimeti üzerimizden kalksa ne yapacagini bilemeyen saskinlara döneriz. Ona yönelen tüm kalplerin kendi degerini bulmasini diliyorum…
Tarifim cok sevdigim bir dostun teyzesinden ögrendigi ve benim de ögrendigimden beri en sik yaptigim tavuk yemegi. Yanina tavugun kendi suyuyla demleme yöntemiyle pismis basmatti pilavi. Sofralarinizi senlendirecek yemegimin tarifiyse şöyle:

Malzemeler:
- İri parcalara ayrilmis yarim tavuk
- 1 kasik biber salcasi
- 1/2 bardak süt
- 1/2 siviyag
- Tuz, karabiber
Yapilisi:
- Süt, siviyag, baharatlar ve salca kullanilarak bir karisim hazirlanir.
- Tavuk parcalari bu karisimin icine yatirilir ve mümkünse bir gece veya en azindan birkac saat buzdolabinda bekletilir.
- Teflon bir tencereye az bir miktar siviyag konur ve sosta bekleyen tavuk parcalari sosundan cikarilarak (Hatta önce bir mutfak havlusunun üzerine koyun.) isinan tavadaki yaga atilir. Yaga atlir dedigime bakmayin bir iki kasik siviyag sadece.
- Tavuk parcalarini heryeri harli ocakta güzelce kizartilir.
- Kizaran tavuk parcalari düdüklü tencereye konur ve yarim bardak su ilavesiyle pisirilir.
Ben tavuk pisene kadar 1 bardak basmati pirinci yikayip üzerini gececek kadar su icinde ocaga koyuyorum. Pirincler hafif yumusama belirtisi gösterince atesten alip suyunu tamamen süzüyorum. Tavuk pisince tenceredeki suyu basmatinin üzerine döküp bir miktar da tuz atarak tekrar ocaga koyuyorum. (Gerekirse su ilavesi yapin.) Kaynayinca altini kisip pirincler acilana kadar pisiriyorum. Ve tabi demlendiriyorum. Bu pilav hem az yagli hem bu tavuga cok yakisiyor ve inanin nefis oluyor.
Hayirli ve bereketli paylasimi bol olan iftar sofralari diliyorum…
Fırında Sebzeli Et
23 Jun 2008 at 10:54 | In Ana Yemekler | 12 CommentsKebap deseniz asla, kahvaltı da yesem tiksinmem ama etin başka her hali beni biraz kendinden uzak tutar. Fırında olduğu için sıcak günlerde de afiyetle yenebilecek hoş bir yemek oldu. Tarif vermeye gerek yok aslında, ama yine mutfakta acemi olanları baz alarak tarfini vereyim.

MALZEMELER:
- 400 gr. ince kesilmiş et
- Tuz, karabiber
- Pulbiber
- Zeytinyağı
- 3 tane patates
- 4-5 tane sivri biber
- 2 tane domates
YAPILIŞI:
- Etler istenilen büyüklükte kesilip muşta ( et döveceği) ile dövülür.
- Tuz, karabiber, zeytinyağı ve pulbiber ilavesi ile bir güzel karıştırılır.
- Teflon bir tavaya az miktar sıvıyağ konarak ısıtılır, etler kızgın tavada sularını bırakmadan hafif kavrulur. ( Bu işlem, etlerin fırında yavaş yavaş pişerken suyunu salıp sertleşmemesi ve lezzetini kaybetmemesi için yapılır.)
- Sebzelerde aynı şekilde bahartalandırılıp, fırın tepsisi yağlanır.
- Etler tepsinin bir kenarına sebzeler de diğer kenarına dizilip 200°de pişirilir.
Girit Kabaginda Antep Dolması
01 Jun 2008 at 21:02 | In Ana Yemekler | 13 CommentsBu yeni moda kabaklarin tam adi nedir bilmiyordum. Arastirdigim kaynaklarda Girit kabagi, tombul, yuvarlak veya sisman kabak diye geciyordu. Yeni moda demem eskiden hersey her yerde bulunmazdi. En fazla yakin bölgelerdeki ürünler satiliridi market veya pazarlarda. Simdi ise dünyanin diger ucunda üretilen bir ürünü büyük sehirlerin herhangi bir marketinde bulmak mümkün oluyor. Bu bir taraftan hos bir hadise. Ancak söyle de düsünmüyor degilim: Mesela Afrika’da yetisen meyve sebze vs. oranin iklim kosullarina ve yasayanlarin gereksinimlerine göre rabbim tarafindan ince bir dengeyle ayarlanmis. Farkli cografik konumu olan yerlerin beslenme aliskanliklari da, o kosullara göre sekillenmis. Yani temel de sartlarin getirdigi bir beslenme sekli hakim. Ama günümüzde özellikle biz Avrupa’ da yasayanlar her türlü ürüne rahatlikla ulasabiliyoruz. Acaba bunun kurulu olan denge acisindan olumsuz yönleri olmuyormudur? Olmadigini varsayarsak, neden her cografyada kendine özgü ürnüler ve hayvanlar var edilmis? Tabi bu düsüncem masum Girit kabagi icin gecerli degil. Sonucta bildigimiz kabaktan tek farki obez bir görüntüye sahip olmasi:)
Kabak Girit tombul vs. olabilir ama tarifi tam bir Antep’li.:))

Malzemeler:
- 5-6 adet Girit kabagi
- 100- 150 gr. yagli kiyma
- 1 büyük bas sogan
- 6-7 dis sarimsak
- 1 kasik biber
- 1 kasik domates salcasi
- 1 tatli kasugi limon tuzu
- Her kabak icin dolu bir avuc pirinc ( Veya hep ayarladiginiz kadar pirinc.)
- Karabiber, tuz
Yapilisi:
- Kabaklari kasik yardimiyla fazla kalin olmayacak sekil de oyun.
- Iclerini karabiber ve tuz serperek elinizle hafif ovun.
- Sogan ve sarimsagi minik dograyin veya robottan gecirip yikanmis pirinc ve diger malzemelerle karistirin.
- Limon tuzunun yarisini icine koyun yarisini suyuna koyacaksiniz.
- Kabaklari güzelce doldurun ve kestiginiz kabapaklari kapatip tencereye dizin.
- Suyunu ayarlarken kalan limon tuzuyla bir miktar da tuz atin ve tencereye ilave edip harli atesin üzerine yerlestirin. (Aslin da Antep dolamlarinda eksisin ölcüsü su olabilir: Dolmanin suyunu tencereye koymadan tadarsaniz tursu hazirladiginiz suya benzer bir tatla karsilasirsiniz. Yani hem epey eksi hem de tuz ona göre ayarlanmis.)
- Kaynayana kadar yüksek isida, kaynayinca üzerine varsa dolma tasi yoksa tencerenin icine sigabilecek bir tabak kapatarak altini kisin.
- Tencerenin agzini kapatip kisik ateste 30- 45 dak. arasi pisirin.
Cuma Yazıları – Sır Saklamak / Sulu İçli Köfte
10 Apr 2008 at 08:19 | In Ana Yemekler, Cuma Yazilari | 30 CommentsBu haftada cumaya kavuşturan rabbime çok şükür. İnanan herkesin cuması mübarek olsun.
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı Padişahı gibi,devletin selameti için sefer hazırlıklarını gizli tutarmış. Bir keresinde,vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
-Sen sır saklamasını bilir misin?diye sormuş.
Vezir,Yavuz’dan cevap alacağı ümidiyle:
-Evet Hünkârım, bilirim dediğinde, Sultan Yavuz cevabı yapıştırmış:
-Ben de bilirim.
……………………………………………………………………….
Sayfami takip edenler benim içliköftemi hatırlarlar. Tabi benim içli köfte üzerindeki çalışmalarım onunla sınırlı kalmadı. Sonrasında aynı yemeğin salçalısını denedim. İnanın müthiş bir tat ortaya çıktı. Bazılarınız biliyordur Urfa’ da yahudi köftesi yapıyorlar, ama o köfteye bulgur değil de yöre ait bir yarma çeşidi kullanılıyor. Ben o yemeği görünce fak ettim ki, yahudi köfyesiyle benim salçalı içli köftemin arasında çokta fark yok. Ben bildiğimiz içli köfte gibi harcını kavurarak kullanıyorum, yahudi köftesinde ise çiğ kıymadan yapılan harç kullanılıyor. Antep’in analı kızlısını da andırıyor ama onda parçe et ve nuhut gibi malzemeler var. Doğu yemeklerini ve bulgurlu yemekleri yapanlar için, tarifini veriyorum ama en kısa zamanda denemeniz şartıyla.:))

Köftenin malzemeleri:
- 2 bardak sıcak suda ıslanıp kabartılmış ince bulgur
- 1 tane soğan ( Robotta çekin veye çok ince kıyın.)
- 1 yumurta
- Yoğururken ihtiyaç duyabileceğiniz kadar un ( Birbirine yapışan, sıkı ama sert olmayan bir köfte harcı olacak kadar.:)
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- Tuz,
İç malzemesi:
- 250 gr. kıyma
- 2 soğan
- Karabiber, tuz
Yemeği için:
- 1 yemek kaşığı salça
- 1 kase sarımsaklı yoğurt
- Sıvıyağ
- Nane, tuz, karabiber
Baharatlı seviyorsanız ben bazan yahudi köftesinde olduğu gibi iç malzemesine tarçın ve kimyon ekliyorum. Çok yakışıyor.
Yapılışı:
- Önce kıymayı kıyılmış soğanla birlikte kavurup, tatlandırın. İsteğe köre de baharatlarını ekleyin.
- Harcımız soğurken kabaran bulgura diğer köfte malzemelerini katarak yoğurmaya başlayın.
- Gerektikçe un ve su ilavesiyle macun kıvamlı bir köfte yoğurun.
- Köfteden ceviz büyüklüğünde parçalar koparun ve içli köfte gibi oyarak içine soğuyan iç malzemeyi koyun.
- Yine içli köftede olduğu gibi avcunuzda döndürerek düzgünce köftelerin ağzını kapatın.
- Gerekirse kapanan yerdeki izleri su yardımıyla sınayarak düzeltin.
- Bütün köfteler bu şeklide hazırladıktan sonra salçayı sıvıyağada kavurup su ekleyin ve bir iki taşım kaynatın.
- Köfteleri kaynayan suya ilave edin ve köfteler yumuşayana kadar pişirmeye devam edin.
- Köftelerin piştiğini anlamanın bir kaç yolu vardır: 1. kaynayan köftelerden birini alıp biraz yüksekten tabağa bıraktığınızda top gibi zıpladığını görürsünüz. 2. Köfteler pişince suyun üstüne doğru çıkmaya başlar. 3. Ve en etkli olanı da tadına bakmaktır.:)
- Köfteler pişince ocaktan alıp tuz ve karabiber ilave edin.
- Serviste tabaklarınızın üzerine sarımsaklı yoğurt ve nane serpin.
Deneyecek olan herkese şimdiden afiyet olsun.
Sarımsaklı Patates Püresi ve Körili Somon
06 Apr 2008 at 10:07 | In Ana Yemekler | 23 CommentsBen somonu az pişmiş olarak yapıyorum. Balık eti yapısı gereği çok çabuk pişen bir et çeşidi zaten. Salatayı yapana kadar hemen hemen pişiyor. Daha önce fırında kremalı somon tarifi vermiştim. Bu ise benim en sık yaptığım usul. Patates püresiyle ilk kez birlikte servis yaptım ve tatları birbirine oldukca yakıştı.

MALZEMELER:
- 300 gr. iri parçalar halinde kesilmiş somon
- 1 tatlı kaşığı köri
- Tuzot, karabiber
Patates püresi için:
- 4 tane iyi haşlanmş patates
- 2 diş sarımsak
- 1 tatlı kaşığı tereyağı
- Tuz, karabiber
YAPILIŞI:
- Önce patatesler ezilir.
- Sarımsaklar tereyağında yakmadan kavurulur.
- Parates püresine ve baharatları eklenerek bir süre dahakavrulur ve ocaktan alınır.
- Somon parçaları teflon tavada, yağsız veye çok az yağla kısık ateşte pişirilir.
- Renkleri değişince ateşin altı açılır ve baharatları eklenir.
- Baharatlarla birlikte balıkların her iki tarafları da kızarana kadar pişirilir.
- Tabağa önce patates püresi üzerine de somonlar konarak servis yapılır.
Pilav Üstü Tavuk Kavurma
01 Apr 2008 at 09:52 | In Ana Yemekler | 20 CommentsPilavın üzerine salata, kavurma vs. koyarak yemeyi çok seviyorum. Ayrı tabaklardan yenmediği için en başta gözünüzü doyuruyor.:) Normal de pilavı küçük bir tabak rahat tüketirim, ama böyle yapınca birkaç kaşık pilav yetiyor. Bir çok seçeneği var üstelik. Her türlü sebze kavurma ve haşlamaları, yine her türlü et çeşidi rahatlıkla pilavın üzerinde servis edilebilir. Çoğunuz biliyordur zaten de, ben henüz denememiş olanlar için olayın cazibesini arttırmaya çalışıyorum.:)
Tarifimde kullandığım usul benim tavuk için en sık kullandıklarımdan. Küçük parçalara doğrayarak kızgın tavada sulanmasına izin vermeden çabucak pişiriyorum. Böylece tavuk sertleşmeden, yani suyunu bırakmadan pişmiş oluyor. Deneyenler bilir ki, bu yöntem et ve tavuğun lezzetine lezzet katar.

MALZEMELER:
- Yarım tavuk, kemikleri ayrılmış ve doğranmış
- 1 havuç
- 1 patates
- 3 tane yeşil biber
- Sıvıyağ
- Tuzot, karabiber.
- İstediğiniz bir çeşit pilavın malzemeleri.
YAPILIŞI:
- Bilindik usulle güzel bir pilav yapılır ve demlenmeye bırakılır. (Arşivimde pilav tarifleri bulabilirsiniz.)
- Doğranan tavuk etleri kızgın tavaya atılarak hafif kavrulup tabağa alınır.
- Dilimlenen patates ve havuç sotelenir ve biraz su ilavesi ile yumuşatılır. (Tamamen kavurarakta yapabilirsiniz ben bu şeklide hazırladım.)
- Kavrulan malzemelere biberler katılır ve biraz daha kavrulur.
- Tavuk etleri ve baharatlar ilave edilir, tavuk suyunu salmadan biraz daha kavrulup ocaktan alınır.
- Pilav servis tabağına alınır ve ortası açılır.
- Hazırlanan tavuklu karışım pilavın ortasına dökülüp servis yapılır.
Yemeğin püf noktası biber ve tavuğun az pişirilmesi. Tavuk suyunu salınca sertleşiyor. Kızgın tavaya tek tek atarak suyunu salmadan yumuşak bir şekilde kavrulması sağlanıyor. Geniş bir tava, hatta sac veya wok kullanmanızı tavsiye ederim.
Diyet Etkinliği – Izgara Sebze
30 Mar 2008 at 11:44 | In Ana Yemekler | 17 CommentsYaz döneminde en çok yaptığım fırında yapılan sebze yemekleri ve düdüklüde yapılan türlü benzeri yemekler oldu. Sonucu ne mi oldu? tabi ki kilo verdim.:)) 2 kaşık yağla pişen böyle bir yemek, baharatlarla zenginleştirilip ekmek miktarı da en az düzeyde tutulursa kilo vermeyip de ne yapacaksınız?:)) Yani “Yiyorum ama, yediğimde de birşey yok” diyeceksiniz.
Etkinlik konusu diyet olunca tabi bu benim işimi kolaylaştırdı. Taslakta seç beğen al denecek kadar diyet tarfim mevcut. Sevgili Dilek, Aynur, Yaren ve Ayşe‘ye bu iyi zamanlamalı etkinlik için teşekkür ediyorum.:)

MALZEMELER:
- 4 tane patates
- 3 tane domates
- 5-6 tane yeşil biber
- Sarımsak tozu
- Karabiber, tuzot, acı toz biber
- Kekik, biberiye, fesleğen
- 3 kaşık Zeytinyağ (Yağın bir kaşığı ertesi güne kalan sebzeler için. Özellikle biraz fazla yaptım. Yani bir öyünde sadece 2 kaşık yağ oluyor.)
YAPILIŞI:
- Bütün sebzeler dilimlenir ve kalan malzemelerle bir güzel karıştırılır.
- Fırının ızgarası 185° de ısıtılıp hazırlanan sebzeler yağlı tepsiye dizilir. (Ben mangal için tek kullanımlık satılan delikli aluminyum tepside yaptım.)
- Sıcak fırına konan sebzelerin kızaran tarafları çevrilerek alt üst edilir.
Soğan Yatağında Patlıcanlı Köfte
25 Mar 2008 at 09:31 | In Ana Yemekler | 42 CommentsTepsinin tabanına istediğiniz kadar soğan dilimleyipte üzerinde sebze ve köfte pişirince görüntüsü de tadı da nefis oluyor. Hatta aynı şelikde soğanın üzerine dövülmüş et parçaları ve domates dilimleri koyarak deneyebilirsiniz.

MALZEMELER:
- 3 tane uzun patlıcan
- 4-5 tane patates
- 400 gr. orta yağlı kıyma
- 4 tane soğan
- 3 diş sarımsak
- Pulbiber
- Sıvıyağ
- Tuz, karabiber
YAPILIŞI:
- Patatesler ve patlıcanlar iki parmak kalınlığında kesilir.
- Soğanlar halka doğranır.
- Kıyma, sarımsak, ve baharatlar karıştırlıp yoğurulur. (Çok yoğurmayın köfteler sert olur.)
- Tepsinin altı yağlanır ve halka kesilmiş soğanlar tuzla harmanlanarak etpsinin altına yayılır.
- Kürdanlara patates, köfte ve patlıcan üçlü olarak geçirilir.
- Tepsideki soğanların üzerine gelişi güzel dizilir ve 2oo° de pişirilir.
Patlıcanların pişmesi için ilk 20 dak. tepsinin ağzını kapatın. Bu yüzden de sert bir patates cinsi kullanın.
Yoğurtlu Ekşili Köfte
12 Mar 2008 at 22:31 | In Ana Yemekler | 16 CommentsYoğurtlu yemek çeşidi çokca olan Antep’de büyümemden mi bilmem, yoğutlu yemeklerin benim için vazgeçilmez bir yönü vardır. Hele de yoğurdu ekşiyse tadına doyum olmaz. Bu konuda şaşırabilirsiniz, ancak ben yoğurdum ekşi değilse bile içine limon tuzu ilavesi yaparım servis esnasında. Hatta kendi mayaladığım yoğurdu tamamen soğuduktan sonra bir süre daha dışarda bekleterek, tadının hafif ekşimesini sağlıyorum. Zaten yemek yaparkende yoğurdun ekşi suyunu mutlaka kullanırım. Tabi bu zevk meselesi ama, ben bir deneyin derim. Tarifim de yoğurtlu yemeklerin leziz bir örneği. Tanışalım 7-8 yıl olmuştur ve kendi bildiğim yemeklerin dışında yaptığım yemek listeme, hemen ilk denememden sonra eklemiştim.

Malzemeler: (Köfte için)
- 2oo gr. kıyma
- 1/2 çay bardağı pirinç
- 1 yumurta
- 1 soğan, (Çok ince kıyılmış.)
- Maydanoz
- Karabiber, tuz
Yemeğin suyu için:
- 2 havuç
- 2 patates
- 1/2 kırmızı biber (Paprika)
- 1 bardaktan bir parmak eksik yoğurt
- 3 bardak su
- 1 kaşık un
- 1 yumurta
- Sıvıyağ, nane
- Tuz
Yapılışı:
- Köfte malzemeleri karıştırılıp yoğurulur.
- Misket büyüklüğünde köfteler hazırlanıp unlanmış tepside biriiktirilir.
- Patates, kırmızıbiber ve havuç bir miktar sıvıyağında hafifce kavrulur.
- Su ilavesiyle 15 dak. pişirilir.
- Köfteler kaynayan suya atılarak yaklaşık 45 dak. daha pişirilir.
- Yoğurt, yumurta, un çırpılıp kayanyan sudan az az katılarak ılıştırılıp, sürekli karıştırarak yavaş yavaş tencereye dökülür.
- Bir iki taşım daha kaynatılır -kaynarken devamlı karıştırılır- ocaktan alınıp nanesi kavrulur.
- Tuzu en son eklenir.
Sebzeli Kebap
09 Mar 2008 at 15:24 | In Ana Yemekler | 29 CommentsAntep halkı için en sevilen yemek hep kebaptir ve bu sevgi hiç de garip değildir Kime sorsanız hemen hemen aynı cevabı alırsınız.
Benim de Mutfakda tecrübelerim arttıkça denemelerim de çoğalıyor. Tam tadını yakalamak zor ama en azından gurbette idare edecek kadarını yapmaya çalışıyorum. Biz kebaba sebze filan koymayız aslında, ben etin az yağlı olması munasebetiyle pişince sertleşmemesi için, soğan maydanoz gibi bir takım sebzeleri kullandım. Ama tavsiyem Antep kıyma kebabının aslına sadık kalın ve sadece kıyma, tuz, karabiber ve pulbiber ve ya ilaveten sarımsak ekleyerek yapın. Bir de üşenmeyin ve güzelce yufkalar hazırlayın, şişleri yufkaların arasına çekin. Olmassa olmazı yine geleneksel içeceğimiz ayran tabiki.:)


- 500 gr. orta yağlı kıyma
- 1 baş soğan
- 3-4 diş sarımsak
- Yarım kırmızıbiber (Paprika)
- Maydanoz
- Karabiber, pulbiber,tuz
- Soğan, sarımsak ve maydanoz incecik kıyılır.
- Kıyılan malzemeler ve kıyma karıştırılarak macun haline gelene kadar zırhtan geçirin.( BU imkanınız yoksa ince kıyılan malzemeleri kıymayala iyice yoğurarakta yapabilirsiniz. Ben bildiğim usul yaptım.)
- Bahartaları atılıp iyice karıştırın.
- Tahta şişlerin ikitanesini elinize alıp yan yana sabit bir şekilde tutarak sivri olmayan tarafını aluminyum folyoyla sabitleştirin. İmkanınıza ve olduğunuz mekana göre elbetteki demir yassı şiş kullanmak daha mantıklı olur. Benimki imkansızlık içinde olanlara bir öneri, çünkü ben de öyle yaptım.:)
- Yumurta büyüklüğünde aldığınız harcı sabitlediğiniz iki tahta şişe geçirip elinizle boğum boğum sıkarak şişe yapışmasını sağlayın.
- Yağlanmış saç üzerinde ve ya mangalda arkalı önlü pişirin.
Hasan Paşa Köftesi
04 Mar 2008 at 22:27 | In Ana Yemekler | 23 CommentsSon günlerde sayfamla doğru düzgün ilgilenemedim. Zaten birkaç gün ara verince toparlamakta zor oluyor benim için. Bu akşam hallederim dedim ama, şablonu değiştirince yine yorumlar cevapsız kaldı ve arkadaşları ziyaret edemedim.
Baharla birlikte diğer blog arkadaşlarımın da şablonlarını yenileneceğini düşünüyordum, ama ben daha tez davranıp baharı karşılamak istedim.:)
Yemeğim yine benim hiç denemediğim tatlardandı, kısa zaman öncesine kadar. Çokta merak ederim özellikle kişi isimleriyle anılan yemeklerin hikayesini. Hasan paşa köftesi, Kemal Paşa tatlısı gibi. Sıralayınca kulağa komik geliyor ama bilenler varsa paylaşmalarını çok isterim.

MALZEMELER:
- 300 gr. kıyma
- 1 soğan
- 2 dilim ekmek içi
- Mazdanoz
- 2 kaşık süttozu(Koymasanız da olur.)
- Karabiber, tuz
- Suyu için 1 kaşık salça
PÜRE İÇİN:
- 4 tane haşlanmış patates
- 1 kaşık tereyağı
- Karabiber, tuz
YAPILIŞI:
- Köfte malzemeleri yoğurularak hazırlanan harçtan, ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp çanak şekli verilerek yağlı tepsiye dizilir.
- Önceden ısıtılmış 200° de pişirilir ve fırından alınır.
- Patates sıcakken ezilir ve tereyağı, tuz, karabiber konur.
- Macun haline getirilen patates (Sıkma torbanız varsa onunla, ya da benim gibi kullanmaya üşeniyorsanız, küçük bir naylon torbanın içine koyup köşesinden makasla delik açarak kullanabilirsiniz.) köftelerin içine doldurulur ve üzerlerine birer tutam kaşar peyniri konur.
- 1 bardak su içinde salça sulandırılıp tepsinin tabanına dökülür.
- Tekrar fırına konup kaşar peyniri hafif kızarana kadar pişirilir.
WordPress.com'dan blog alın. | Theme: Pool by Borja Fernandez.
Entries and comments feeds.